Zeynep Aksu - Azmin ve sabrın zaferi

Yayın Tarihi : 02 Kasım 2017
383
Füsun Demiroğlu oyuncu olmayı çok istedi. Burun ameliyatı oldu, kilo verdi, yarışmaları kovaladı ve sonunda "Zeynep Aksu" adıyla Yeşilçam'da arzuladığı noktaya geldi.

Siyah saçlarını savurarak merdivenlerden çıkıyordu. O kadar heyecanlıydı ki, düz yolda da yürüse, rahat nefes alamayacaktı. Karşısına çıkan hademeye, «Yazıişieri müdürünü görmek istiyorum» dedi.

Şöhret yolunda adım adım ilerleyen Zeynep Aksu, Pazar dergisinin yarışmasını kazandıktan sonra 20 filmlik bir anlaşma imzaladı.Biraz sonra, gösterilen koltukta oturuyor ve çabuk çabuk anlatıyordu:

«Ben, Füsun Arda... SES mecmuasının yarışmasına girmek istiyorum. Fakat, biraz geç kaldım galiba? Yarışmaya katılma müddeti dün sona ermiş...»

İri, yuvarlak gözlü; siyah saçlı, uzun boylu genç kıza, geç kaldığı için yarışmaya giremeyeceği, isterse gelecek yıl katılabileceği bildirildi.

SES idarehanesinden çıktığı zaman, gözlerinde iki damla yaş vardı. Yıllardan beri beklediği şeye kavuşamamanın verdiği ruh yıkıntısı içindeydi. Zeynep Aksu'nun ilk denemesi «geç kalma yüzünden başarıya ulaşamamıştı. Halbuki o, bir sinema yıldızı olmak istiyordu.

Yıllardır, bunun hasretiyle yanıp tutuşmuştu. Fakat, üzüntüsü uzun sürmedi. Kararını vermiş her insan gibi o da, idealine ulaşmak için başka kapılara başvurdu ve sonunda ulaştı da ...

Füsun Arda, güzel bir kızdı. Yalnız burnu biraz hatalıydı. Bunu ona birçok kimse söylemiş, «Burnunu SES yarışmasına girmeden düzeltsen iyi olur» demişlerdi. Yarışmaya giremeyince Füsun da arkadaşlarının tavsiyelerini yerine getirmeye karar verdi. Burnunu ameliyat ettirecekti.

Oyuncu olmayı kafasına koyan ve bu uğurda burun ameliyatı olup 6 kilo birden veren Zeynep Aksu, şimdi hayatından çok memnun.Ameliyatı Halit Ziya Konuralp yaptı. Zeynep, tamamen bayıltılmış, en ufak bir acı da duymamıştı. Burnunun tamamen iyileşmesi bir ay sürdü. Sargıları açtıkları zaman, ortaya yepyeni bir Füsun Arda çıktı. Daha doğrusu Füsun Demiroğlu... Zira o "Füsun Arda" adını, SES yarışmasına girmek için seçmişti. Asıl adı Füsun Demiroğlu'ydu.

Arkadaşları yeni burnuna bayıldı. «Şimdi tam bir sinema yıldızı gibi olmuşsun!» dediler. 

Füsun Demiroğlu, 18 yaşındaydı ama hayli tombulcaydı. Burun ameliyatından sonra ilk işi, fazla kilolarını atmak oldu. Hamam, sauna, perhiz, rejim derken, 1,72 boyundaki genç kız, tam 6 kilo birden zayıfladı.

Tam bu sıralarda Pazar dergisi bir artist yarışması açmıştı. Füsun, bu yarışmayı beklemeden birkaç prodüktöre gitmiş, yerli filmde «genç kız» rolünde oynamak istediğini söylemişti. Bazıları onunla uzun uzun konuşmuş fakat, rol vermeye cesaret edememişti.

Bir başka prodüktör resimlerini görünce, «Çok fotojeniksiniz ama Türkan Şoray'a benzemek sizin için zararlı. Hemen saç tuvaletinizi değiştirin. Benim filmlere gelince... Ben çok şöhretli kadın yıldızlarla çalışırım, fakat bir kolayını buluruz» diyerek onu resmen atlatmıştı.

Bir diğer prodüktör ise, ona yılda 5 bin liraya bir film çevirtmeyi kabul ediyor, fakat beş yıl süreli bir kontratla kendisine bağlı kalması şartını koşuyordu. Eğer mümkün olursa ikinci bir film daha çevrilebilir, böylece aylık geliri 400 liradan 800 liraya çıkabilirdi...

Zeynep Aksu, Türkan Şoray'a benzememek için saçlarının şeklini değiştirmiş, «Sadece kendime benzemek istiyorum» diyor.Füsun, Fenerbahçe'deki köşklerinde annesiyle bu durumu uzun uzun müzakere etti. Yapılacak en iyi şey bir derginin artist yarışmasına girmekti. Madem ki, birine geç kalmıştı, ötekine girebilirdi.

Hemen birkaç fotoğraf daha çektirip Pazar dergisinin yarışmasına girdi. İsmini yine değiştirmiş, bu sefer "Zeynep Aksu" olmuştu. Jüri üyeleri arasında, kendisine «doğrudan doğruya rol vermeye korkan» prodüktörler de vardı. Rol vermeye korkanlar, oy vermeye korkmadılar ve Zeynep Aksu birinciliği kazandı. Bu netice ile 20 filmde oynamaya ve toplam olarak 100.000 lira almaya hak kazanıyordu.

Önce, Cüneyt Arkın'la «Namus Borcu» sonra Öztürk Serengil'le «Çifte Tabancalı Damat» filmlerini çevirdi. Yine Cüneyt Arkın'la «Alpago» ve SES mecmuası finalisti Tugay Toksöz'le «Devlerin İntikamı»nda oynadı. 

Bugünlerde And Film'in, Türkan Şoray'la yapmaya hazırlanıp vazgeçtiği «Abbase Sultan»da başrole çıkıyor. Zeynep Aksu, daha 15 filmde oynayacak.

İşte, Zeynep Aksu yerli sinemaya böyle girdi. Onun sinema serüveninin en önemli tarafı, sinema oyuncusu olmak isteyen milyonlarca genç kıza örnek olmasıdır.

Zeynep Aksu, sinemaya yeni başladığı günlerde, Fenerbahçe'deki evlerinde...Liseyi bitirmiş, hali-vakti yerinde bir genç kız ne yapar? Ya üniversiteye devam eder, ya bir meslek seçer veya evlenir, değil mi? Zeynep Aksu, şimdiye kadar kimsenin «meslek» olarak görmediği sinemayı seçmiş. Evlenmeyi (hakkında birçok dedikodular çıkmasına rağmen) aklından geçirmiyor. Yerli sinemada üstüne düşen bir vazifesi olduğuna inanıyor:

«Yerli sinema kadar, genç kızlar için şöhret ve servet temin edecek bir başka iş yoktur» diyor ve sözlerine şunları ilave ediyor:

«Bütün genç kızlara, Türk sinemasına girmelerini tavsiye ederim. Daha çok yeni olmakla beraber, birkaç filmde oynamış olmam, bana kimsenin tahmin edemeyeceği bir şöhret sağladı. Tanınmış bir insan olmak, herkes tarafından ilgi görmek, meğer ne tatlı şeymiş! Sinema uğruna, dünyanın en büyük aşklarını, sevgilerini terk edenleri, şimdi çok iyi anlıyorum. Emin olun, dünyada en büyük servet veya aşkın veremeyeceği saadeti, sayısı yüz binleri geçen hayranlar size veriyor. Sinemanın temin ettiği maddi refah ve büyük kredi de işin cabası... Türkiye'de, kim tek başına çalışarak ayda 50.000 lira kazanabilir? Vakıa ben henüz film başına 5.000 lira alan, çok yeni bir artistim ama, bir büroda çalışsaydım bu parayı alabilir miydim? Şüphesiz hayır...

Türkan Şoray'a aşırı derecede benzeyen ve bazı prodüktörlerin «Bu sayede şöhrete daha çabuk erişebilir» dedikleri Zeynep Aksu, azim ve sebat  etmenin, insanı istediği yere götüreceğini gösteren en parlak örnektir...

(Yazı: Enis Rıza Olcayto / Ses Dergisi - 16 Aralık 1967)