Yorgo Bacanos, hayatını anlattı

Yayın Tarihi : 24 Şubat 2016
2476
Büyük ud üstadı Yorgo Bacanos, babasının "Senin adam olacağın yok" diyerek karşısına alıp lavta öğretmesiyle müzik hayatına başlamış...

 

50 sene, evet tam yarım asır. Sahneden ve mikrofondan udunu zevkle dinlediğiniz şark musiki aleminin büyük ud üstadı Yorgo Bacanos hayatını şöyle anlatıyor:

"21 Eylül 1900'de İstanbul'da doğmuşum. Babam lavtacı Lambo Efendi'dir. Ağabeyim kemençeci Aleko, dayım kemençeci Anastas ve ayrıca kemençeci Sotiri ile de kardeş çocukları oluruz. Beş yaşında iken ud niyetine elime süpürge alıp oynardım. Musikiye olan hevesimi sezen babam bana küçük bir ud yaptı ve onunla kendi kendime vakit geçirmeye başladım. 

Udi olarak şöhreti yurt dışına taşmış olan Yorgo Bacanos, piyanoda da usta bir müzisyen.Ancak babam okumamı doktor veya avukat olmamı velhasıl yüksek tahsil yapmamı istiyordu. Beni Fransız mektebine yerleştirdi, hususi hocalar tuttu, fakat aklım musikide ve ud çalmakta idi. Baktı ki benimle başa çıkamıyacak, kalorifer ustası Koço efendinin yanına verdi, beni yetiştirmesini istedi. Bir gün kalorifer dairesinden, mahsus yıkanmadan simsiyah çıkıp eve geldim babamın karşısında ağlıyarak bu işi yapamayacağımı söyledim. Onun üzerine 'Senin adam olacağın yok diyerek' duvarda asılı duran lavtasını aldı 'Karşıma geç' dedi.

Bu suretle ilk musiki derslerimi babamdan almaya başladım. O zaman en iyi saz, Taksim'deki 'Ep ta Lopos' gazinosunda idi. 9 yaşımda iken babam beni oraya götürdü. Bir sene amatör olarak çalıştım. Senenin sonunda gazinonun sahibi Emin Bey bana güzel bir ud hediye etti ve 5 kuruş ücretle 1910 senesinde aynı gazinoda çalışmaya başladım.

Ücretim bir müddet sonra 10 kuruş oldu. 15 yaşıma gelince udi Yorgo namı altında musiki aleminde tanınıyordum. Bu arada bir-iki sene Büyük Sinanyan'dan alafranga piyano dersi aldım. Ep ta Lopos'tan sonra Beyoğlunda Küçük Gülistan gazinosunda ve muhtelif yerlerde çalıştım. 20 yaşımda bestekarlığa heves ettim. Bir hayli eser yaptım. Bunların hepsi iştihar etmemiştir. Kendi zevkim için meşgul olmuşumdur. 1928 senesinde Hafız Kemal, Hafız Sadettin Kaynak, Aleko Bacanos ve Ahmet Yatman ile Berlin'e gidip plak doldurduk. 1930'da da Denizkızı Eftalya, Sadi Işılay ve Aleko Bacanos ile Paris'e gidip konserler verdik ve plak doldurduk. Paris'ten sonra Mısır 'a geçip orada da konserler verdik.

Bir gün otelde otururken Arap aleminin meşhur ses sanatkârı Ümmü Gülsüm'ün udisi ve aynı zamanda bestekar olan Mehmet El Kasapçı geldi. Kendisine Ümmü Gülsüm'ü çok sevdiğimi, beğendiğimi ve tanışmak istediğimi söyledim. B ir gece hususi olarak toplandık. Ümmü Gülsüm de aramızda idi. Hepimiz coştuk. Beni çok beğendi, evine davet
etti. 3-4 ay süren Mısır seyahatimizde evine sık sık gittim, çok iyi dost olduk ve arkadaşlık ettik. 

Ayrılmadan evvel orada kalıp hocalık yapmamı teklif ettiler, memleketimden ayrılmak istemediğim için kabul etmedim. Mısır'dan dönerken Kıbrıs'a uğrayıp orada da konserler verip yurda geldik. Türkiye'nin ilk radyo teşekkülü olarak açılan Türk Telsiz Telefon şirketinde ağabeyim Aleko Bacanos ile iki kardeş bir fasıl heyeti yaptık. 

1946 senesinde İstanbul Belediyesi Konservatuvarı Türk Musikisi İcra Heyeti'ne girdim. Halen de aynı heyette bulunmaktayım. Ayrıca İstanbul Radyosu açıldığı günden beri neşriyatlara girmekteyim."

(Hazırlayan: Hilmi Rit - Ses Dergisi - 5 Ocak 1963)