Yılmaz Güney ile Nebahat Çehre nihayet evlendi

Yayın Tarihi : 21 Kasım 2016
4916
Aşkları, kavgaları ve evlenme teşebbüsleri yılan hikayesine dönen Yılmaz Güney ile Nebahat Çehre, yıldırım nikahıyla evlendi.

 

Hilton Oteli'nin döner kapısından girdiğiniz zaman karşınıza bir tabela çıkıyordu. Siyah zemin üzerine beyaz harflerle yazılmış «NEBAHAT - YILMAZ» isimlerinden sonra «Düğün» kelimesi ve altında, yukarıdan aşağıya doğru «Roof Bar» sözleri okunuyordu. Asansörcü kız «Yılmaz Güney ile Nebahat Çehre bu akşam saat 6'da evleniyorlar» dedi.

Hilton Oteli'nde, Roof Bar'ın ortasına konan masada nikahlar kıyılırken imzayı önce Nebahat Çehre attı. Yılmaz Güney defteri imzalarken Nebahat, «kocasına» anlamlı bir şekilde bakıyordu.Bütün gazetelere telefon edildiği için 15 foto muhabiri ile bir o kadar gazeteci resepsiyonun önünde bekleşiyordu. Bir foto muhabiri şaka yaptı:

- «Can (Yılmaz Güney'in kızı Elif'in annesi) biraz sonra bir şişe kezzapla gelecekmiş! Biliyorsunuz ya, şimdi erkeklerini kaptıran kadınlar nikah sırasında kezzap atıyor. Moda oldu.»

Bu şaka gerçekleşmedi ve tam saat 18:19'da Hilton'un önünde Abdurrahman Keskiner'in kullandığı «Mustang» marka arabanın mavi burnu göründü. Önce Nebahat Çehre, 10.000 liralık beyaz gelinliği ile indi. Otomobilin diğer kapısından da Yılmaz Güney siyah «damat elbisesi» ile çıktı. Hemen Nebahat'in soluna geçti. Flaşlar patlamaya başlamıştı. Döner kapıdan girmek isteyen gelinin etekleri takılınca bu kapıdan girmekten vazgeçti ve yandaki «düz kapı»dan girdi. Arkadan Yılmaz girmiş, yine gelinin sol yanını almıştı.

Başında ve elinde balmumundan yapılmış, limon çiçekleri bulunan gelin Nebahat Çehre ile damat Yılmaz Güney imzaları atıp ayağa kalktıktın sonra, limonlu votka ile nikahı kutladı. Yılmaz Güney, içkiyi sevdiği için bol bol içti. Nebahat Çehre ise bir kadehle yetindi.Birbiri peşi sıra şimşek gibi çakan flaşlar lobideki yabancı otel müşterilerinin dikkatini çekti. Herkesin gözü, kapıdan giren gelin ile damadın üzerine dikilmişti. Önce hayret, sonra tebessümle bakıyorlardı. Fonda bir düğün marşı çalıyormuş gibi, «iki sevgili» ayaklarının ucuna tempolu bir şekilde basa basa kalın halılar üzerinden asansöre doğru ilerledi.

Hilton'un müşterilerinden birinin hanımı «Hayret, ben onları evlenmeyecekler sanıyordum, demek ki Yılmaz, Nebahat'i gerçekten seviyonnuş?» dedi. Kocası, gözleriyle önünden geçenleri takip ederken cevap verdi:

Yılmaz Güney, imzadan sonra eşi Nebahat Çehre (Pütün) ve kayınvalidesi Müzeyyen Poyraz ile...- «Evet, evlenecek kadar seviyor. Erkek milleti bir kurban daha veriyor.»

Asansöre Nebahat ile Yılmaz'dan sonra yakın akrabalar bindiler, ikinci asansör de davetlilerin geri kalanlarını çatı katına bir lahzada çıkardı. Roof'un sol tarafa gelen kubbeli, küçük salonunda kırmızı karanfillerden yapılmış dört buket çiçek vardı. Dipteki masanın üstünde de buzdan yapılmış, «boynu bükük» bir kuğu...

«Acaba kuğu neyi temsil ediyor?» diye soruştururken alelacele getirilen bir masa üzerine, Fatih Evlendirme Memuru ihsan Akalınlı ile iki yardımcısı, Fehime Sakaoğlu ve Ayla Koksal evlenme defterini koydu ve 18'inci sayfasını açtı. Bir zarf içinden çıkarılan «rapor» da defterin üzerindeydi.

Yılmaz Güney karısını kucağına almadan önce şoförü Abdurrahman Keskiner'e (Keskiner ilerleyen yıllarda Yeşilçam'ın en ünlü yapımcılarından biri olacaktır) «Gel bakayım, prova yapalım. Gelini taşıyabilecek miyim?» diye takıldı. Nebahat bu sırada kahkahadan kırılıyordu.1967 yılının 188'inci nikahı, 30 Ocak günü saat tam 18:25'te gece kıyılmaya başlandı. Davetliler gelinle damadın arkasını yarım daire şeklinde kuşatmışlar, gazete fotoğrafçıları da aynı daireyi evlenen çiftin karşısında tamamlamıştı. Gelinin annesi Müzeyyen Poyraz, «Cumartesi akşamı küçük oğlum geldi. Bugün evleneceklerini haber verdi. Ankara'dan daha dün geldim» derken, Büyükannesi Hatice Beyaz dualar mırıldanıyor, iki ufak kardeşi Orhan ile Tayyar ablaları Nebahat Çehre'nin dünya evine girişine dikkatle bakıyordu.

Yılmaz Güney, Hilton Oteli'nin 753 numaralı odasına genç karısı Nebahat Çehre'yi böyle getirdi.Nikah memuru ise ağır ve tok sesiyle her zamanki sözlerini tekrarlıyordu. Bu sırada «Unutma Beni» isimli gelinliği içinde sadece siyah kirpikleri seçilen Nebahat Çehre'nin gözleri yaşlanmıştı. Yümaz Güney heyecanını belli etmemeye çalışarak yumuşak bir yüz ifadesi ve mutluluk havası içinde tebessüm ediyordu.

«Tarihi an» gelip çatmıştı işte. Nikah memurunun iki yanında şahit olarak terzi Mualla Özbek ile prodüktör Kadri Kesemen yer almıştı. Nihayet nikah memuru sesini biraz daha yükseltti, davetlilerin hemen hepsi nefes almaktan çekinir gibi dinliyorlardı:

- «Siz Nebahat Hanım, sözlünüz ve nişanlınız Yılmaz Pütün'ü hiçbir cebir ve tazyik olmadan zevçliğe kabul ediyor musunuz?» sözlerine karşılık olarak Nebahat Çehre'nin verdiği cevap heyecandan o kadar kısıktı ki çok kişi duyamadı. Aynı şeyi Yılmaz Güney'e e soran nikâh memuru Yılmaz'dan da, biraz daha yüksek perdeden «Evet» cevabını alınca, elindeki kalemi Nebahat'e uzattı:
— «Buyrun imzalayın.»

Bir saniye sonra Nebahat, «Çehre»liğini bırakmış, «Pütün» olmuştu. Nikah memuru, Nebahat'in iki imzasından sonra kalemi sol tarafındaki Yılmaz'a uzattı. Yılmaz Güney de iki imza atınca kalem Mualla Özbek'e, ondan da Kadir Kesemen'e geçti. Son imzalar da atıldıktan sonra nikah memuru ile, masada oturanlar ayağa kalktı. Memur tavsiyeler, öğütler, temennilerde bulunuyordu. Sözlerini, «Refah, saadet, hüsnü imtizaç içinde yaşayın...» kelimeleriyle bitirdi.

Cümlesinin noktasını koyduğu anda, foto muhabirleri, «Haydi Yılmaz, Nebahat'i Öp de resmini çekelim» dediler. Yılmaz utangaç, heyecanlı bir davranışla duvağını açtı, Nebahat'in önce alnına sonra sol yanağına bir öpücük kondurdu. Aynı anda alkışlar kubbeye yükseldi, öpenler, sarılanlar, ağlayanlar, telaşla tebrike koşanlar...

Salonda müzik yoktu, orkestra yoktu. Ama terzi Mualla Özbek'in Nebabat Çehre için aylar önce diktiği 10.000 liralık gelinlik vardı. Bu gelinliğin adını nikah şahidi Mualla Özbek «Unutma Beni» koymuştu.

Hilton Oteli'nin 753 numaralı gelin odasında, damat Yılmaz Güney siyah pabuçlarını çıkarırken, gelin Nebahat Çehre kendisini izliyordu. Biraz sonra da oda kapısı kapandı.Nikah için sadece 50 kişilik sipariş verilmiş, yakın dostlar davet edilmişti. Gerçekten de gelenler, foto muhabirleri ve muhabirler dahil, tam 50 kişiydi. Davetliler arasında sinema aleminden Fikret Hakan, Duygu Sağıroğlu, rejisör Yılmaz Atadeniz ve eşi, Lütfi Akad, Tuncel Kurtiz ve eşi, Tuncer Necmioğlu, Birsen Menekşeli ve prodüktör eşi Nami Dilbaz, prodüktör Işık Toraman, Gündüz Seden, rejisör Remzi Jöntürk ve eşi, rejisör Feyzi Tuna ve eşi Liza Tuna, kameracı Ali Uğur, prodüktör Abdullah Ataç, Raci Karakaş, prodüktör Hamit Gürsoy, Alaettin Perveroğlu, İrfan Atasoy, Cahit Gürpınar ve Yılmaz Duru vardı.

Alaettin Perveroğlu geline 15 taşlı bir yüzük, Kadir Kesemen de bir broş hediye etti. İçki olarak ikram edilmiş olan rakı ile çerezler yendikten sonra saat 20:00'de davete son verildi. Giresun'un Alucra ilçesinin, Mindaval nahiyesinin Köroğlu köyünden, nüfus sureti Samsun 15 Mart 1944 doğumlu gelen «artist» Nebahat Çehre ile Adana'nın Yeşilyuva mahallesinin 10 sayılı adresine kayıtlı, l Nisan 1937 doğumlu «aktör» Yılmaz Pütün artık resmen karı-koca olmuştu. Aslında Yılmaz Güney'in 1930 doğumlu ve 37 yasında olduğunu biliyorduk. Bazı meraklılar nikah memuruna «Nebahat Çehre'nin yıldırım nikâhla evlenmesinin sıhhi sebebi nedir?» diye sordular Nikah memuru da elindeki raporu gösterdi. Burada «acele» nikaha sebep olarak Nebahat Çehre'nin «akut apandisit» olduğu yazılıydı.

Müşterek evleri için, Fatih Nikah Dairesi dahilinde «Sinanağa Mahallesi, Halıcılar Caddesi, Yeni Açılan Yol, Hatay Apartmanı, Daire: 5» gösterilmişti.

Yeni nikahlılar geceyi Hilton'un 753 sayılı dairesinde geçirecekler ve ertesi gün film çevirmek üzere Adana'ya hareket edeceklerdi.

(Ses Dergisi - 4 Şubat 1967)