Yıldızları yaratan adamı intihara götüren yol

Yayın Tarihi : 23 Haziran 2012
23968
Türkan Şoray, Göksel Arsoy, Ediz Hun'u şöhrete ulaştıran Yeşilçam'ın ünlü film yapıcısı Nevzat Pesen, şirketi iflasa sürüklenince, yaşamına son verdi.

 

Nevzat Pesen (sağda), arkadaşı ve meslektaşı Ümit Utku'ya intihar edeceğini söyledikten iki gün sonra dediğini yaptı.Günlerden perşembeydi. 8 Şubat 1973 Perşembe günü... Hava henüz kararmamıştı. Nevzat Pesen, ikinci başkanı bulunduğu Türkiye Yerli Film Prodüktörleri Sendikası'nın Şişli'deki binasına giriyordu.

Tanınmış prodüktörün üzerinde, o gün garip bir hal vardı. Başkan Ümit Utku'nun odasına girdiğinde, kendini bir koltuğa bıraktı ve ardından gözleri dolu dolu, "Seninle helallaşmaya geldim" dedi, "İçinde bulunduğum durumdan, ancak intihar ederek kurtulacağıma karar verdim"...

Sustu, sonra hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı. Ümit Utku ne diyeceğini, ne yapacağını şaşırmıştı. Şaşkınlığı uzun sürmedi. Yakın arkadaşına moral vermeye çalıştı. Hatta ona maddi, manevi her türlü destekte bulunabileceğini söyleyerek, "İstersen sen gel sendikada otur, ben de senin yazıhanende işlerini yoluna koyayım, teklifinde bulundu.

Sadri Alışık yakın dostu Nevzat Pesen'in cenaze töreninde, çok üzgündü.Nevzat Pesen, biraz olsun düzelmişti. Önce gözündeki yaşları sildi, sonra arkadaşı ile öpüşerek, cumartesi günü buluşmak üzere ayrıldı.

Cumartesi günü iki yakın arkadaş buluşamadı! Ümit Utku, 10 Şubat'ta Boğaz'daki lokanta yerine, intihar haberini duyduğu Nevzat Pesen'in evine koştu. Fakat iş, işten geçmişti. Türk sinemasının en sevilen ve en dürüst prodüktörü, iflasa tahammül edemeyerek, hayatına son vermişti.

Nevzat Pesen, şirketinin şerefini kurtarmak amacıyla tefecilere büyük faizler ödemiş, birçok prodüktöre kalkınması için yardım bonoları, bu arada başkanı bulunduğu Vefa Kulübü'ne de 290 bin 663 lira borç para vermişti.

Bütün bunlar, prodüktörü 2,5 milyon liralık bir külfete, oradan da iflasa sürüklemişti. Bu içinden çıkılmaz durumdan kurtulmak için, Pesen çok çaba sarf etti. Ancak starlarla yapacağı filmlerle eski günlerine dönebileceğine inanıyordu. Çoğu ile derhal temasa geçti ve film teklifinde bulundu. Hemen hepsi bir bahane ile bu işten sıyrılmak istediler.

Ayhan Işık, Salih Güney ve Ekrem Bora, Nevzat Pesen'i uğurlayanlar arasındaydı.Oysa onlara bugünkü şöhretlerini temin eden, Nevzat Pesen'den başkası değildi. Mesela Türkan Şoray, herkesçe tanındığı ilk filmini Nevzat Pesen hesabına yapmıştı. Yine Ediz Hun, «Genç Kızlar» filminden, Göksel Arsoy da «Samanyolu»ndan sonra şöhrete ulaşmıştı.

Güç durumdaki prodüktörü en çok etkileyen de, Türkân Şoray'ın çalışmalara başlamak üzere bir tarih verememesi olmuştu. Pesen, yanında Dr. Arşavir Alyanak olduğu halde Rüçhan Adlı'ya gitmiş ve Şoray için teklifte bulunmuştu. Adlı, birkaç gün müsaade istemişti. Bu süre sonunda da, Dr. Alyanak ile haber göndererek, Türkan Şoray'ın boş günü olmadığını bildirmişti.

Türkiye Yerli Film Prodüktörleri Sendikası Başkanı Ümit Utku, meslektaşı ve yakın arkadaşı Nevzat Pesen'in intiharını, köklü firmasının çöküşünü, aslında «Türk sinemasının çöküşü» olarak görüyor. Utku, bu konuda şunları söylüyor:

"Bana kalırsa Türk sineması, devlet himayesinden yoksun, yabancı filmlerle rekabet imkanı olmayan, star sistemi, televizyon ve tefecilik gibi beş büyük etkenin altında, kişiliğini bulamamış, düzenini kuramamış, başıboş bir düzeyde yayılmış bir sanat koludur. Yerli filmcilik, yurdumuzda hiçbir kanuna ve bakanlığa bağlı olmaksızın, tamamen kendi emek ve çabalarıyla bugünkü durumuna gelmiştir. Bütün mücadelemiz, kendi bünyemize uygun bir sinema kanunu hazırlamak, sanatla ilgili bir bakanlığa bağlı olmak ve çeşitli okullar açarak, sinemamızı çağdaş ülkeler sineması seviyesine getirmektir"...

Nevzat Pesen, hayatına son verirken geride eşi ile ikisi kız biri erkek üç çocuk bıraktı. Fotoğrafta kızı Rana ile oğlu Süleyman babalarının mezarı başında görülüyor.Prodüktörler Sendikası Başkanı'nın daha önce de belirttiği gibi, yabancı filmlerle rekabet imkansızlığı, Türk sinemasını büyük ölçüde etkilemektedir. İthal edilen yabancı filmler içinde sanat değeri taşıyanların oranı yüzde 30 kadardır. Geri kalanı ise kalitesiz, ucuz ve sanattan yoksun filmlerdir.

Star sistemine gelince; bütün dünyada mevcuttur. Ama, bizdekinin bir eşi daha yoktur, iktisaden geri kalmış, kanunsuz ve gelişme düzeni bulamamış Türk filmciliğinde, bu ters bir sistemdir. Uçurumun eşiğine gelmiş bir sinemada, yılda 10 film çeviren bir starın 2 milyon lira kazanması, görülmüş şey değildir. Hele basının ve prodüktörün desteğiyle sinemaya giren bir oyuncunun, iki yıl içinde fiyatını astronomik bir şekilde artırması, prodüktörlerin en büyük problemidir. 

Televizyon-sinema ilişkisi de, son zamanlarda önemli bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır.

Yeşilçam'ı, sanatçısından prodüktörüne kadar büyük krizlere düşüren tefecilik ise, başlı başına bir problemdir. 

Prodüktörler Sendikası Başkanı Utku, Nevzat Pesen'in sağlığında yerli sinemanın düzenini kurmak için çok çalıştığını söyleyerek, şunları ilâve ediyor:

"Bu işin bayraktarı Nevzat Pesen'di. Onu bu yolda kaybetmiş bulunuyoruz. Ve diyoruz ki, bu intihar Türk filmciliğine verilen bir alarmdır. Onun için, eskisinden daha çok çalışalım ve güçlenelim"...

(Yazı: Koray Güney - Ses Dergisi - 22 Şubat 1973)