Yeşilçam'ın efsane kadını: Muhterem Nur

Yayın Tarihi : 06 Mart 2013
26977
Turk sinemasının ilk büyük yıldızlarından Muhterem Nur, filmlerinde olduğu gibi gibi özel yaşamında da daima sömürülmüştür. İyi kalpliliğinin, saflığının kurbanı olmuştur...



1958 tarihinde çevrilen ve gelmiş geçmiş en iyi Türk filmlerinden biri olarak kabul edilen 'Üç Arkadaş'ta Muhterem Nur ve Fikret Hakan...Muhterem Nur bir döneme silinmemecesine damgasını vurmuş bir sanatçıdır. Çocuksu masum görünümüyle filmlerde aldatılan, ezilen, sömürülen, mutsuz, gözü yaşlı aşk kurbanlarını oynardı. Köy filmlerinin, roman kahramanlarının aranılan tek ismiydi. Bir dönem Türk sinemasının en fotojenik, en yetenekli oyuncusu olarak tanımlanan Muhterem Nur'un bu yere gelişi de öyle pek kolay olmamıştı.

31 Aralık 1932 yılında Yugoslavya'nın Manastır kentinde dünyaya gelen ve 14 yaşında evlendirilen ve asıl adı "Aysel Muhterem Kısa" olan Nur, Türkiye'ye göçmen olarak geldikten kısa bir süre sonra kocasından ayrılarak fabrika işçiliğiyle zorlu yaşam savaşına atılmıştır. Bu evliliğinden bir oğlu olan Muhterem Nur, bugün iyi bir ailenin kızıyla evliliğe hazırlanan çocuğuna adamıştır kendini.

Muhterem Nur, ikinci eşi gazeteci-oyuncu Işın Kaan ile...1951'de «Yıldızlar Revüsü» ve «Kanun Namına» filminde figüranlık yaparak sinema ile ilk ilişkisini kurmuştur. Bu gencecik figüran kız filmcilerin öylesine dikkatini çekmiştir ki, onu hemen başrole yükseltmişlerdir.

«Boş Beşik», «Söz Müdafaanındır», «Yetim Yavrular», «Bu Nasıl Aşk», «Sarı Zeybek», «Piç». «Son Şarkı», «Zeynebin İntikamı», «Funda», «Hayatımı Mahveden Kadın», «Ceylan Emine» filmleriyle aranan beğenilen bir yıldız olmuştur. 1958'de Memduh Ün yönetiminde Fikret Hakan ile çevirdiği ilk şiirsel Türk filmi olan «Üç Arkadaş»la büyük bir patlama yaparak efsane kadın haline gelmiştir.
1960'daki «Ayşecik», «Ateşten Damla», «Mahalenin Sevgilisi» ve diğer filmleri sinema kapılarında uzun kuyruklar oluşturmuştur.

Muherem Nur, ilk aşklarından oyuncu Efgan Efekan ile...Muhterem Nur'un özel yaşamı da, filmlerinde canlandırdığı tiplerle büyük benzerlikler gösterdiği içindir ki. Onunla beraber olan erkekler tarafından daima sömürülmüştür. Ve sonunda Muhterem Nur, o pırıl pırıl iyi yüreğinin, saflığının, yardımseverliğinin kurbanı olmaktan kurtaramamıştır kendini. Hatta borç icinde kalıp her şeyi haczedilmiş, hapse bile girmiştir. Muhterem Nur'dan bir tarih alabilmek için kuyruk oluşturanların hiçbiri yardım elini uzatmamıştır.

Kahırlanmıştır buna Muhterem Nur. Oysaki en büyükken çevresini saranları gördükçe kendi kendine, «Benim ne kadar sevenim, dostum varmış.» diye duygulanıp gözyaşı döktüğü zamanları anımsayınca acı gerçekle ilk kez karşı karşıya kalmıştı. Koca dünyada yapayalnızlığının acısını ilk kez tadıyordu.Takvim yaprakları 1965 yılını gösterirken. Türk sinemasının bu efsane kadını dansözlüğe başlıyordu... İşte o gün bugündür yaşam kavgasını dansözlükten sonra şimdi de şarkıcılıkla sürdüren Muhterem Nur 1977'nin Şubat ayında sanat yaşamanı kapatmaya hazırlanıyor.

Muhterem Nur, Yılmaz Güney ie Koçero filminde...Çevirdiği  film sayısı bakımından da rekoru elinde tutan Muhterem Nur, uzun yıllar hizmet ettiği Yeşilçam'dan hiçbir şey kazanmadığını belirterek, şarkı söylemek amacıyla sahneye çıkmadığını, bale calışmaları olduğu için dans etmek istediğini, ancak Türkiye'de dans denilince göbek atmanın ötesinde bir şey anlaşılmadığını söyleyerek, «Ummuyordum ama sesim güzel çıktı, şarkıcı oldum» diyor.

Son yıllarda Türk sinemasının "öldüğü" yolundaki söylentilere de dikkati çeken sanatçı buna neden olarak televizyonun gösterildiğini, ancak gerçek nedenin bilgisizce yapılan filmler olduğunu söylüyor:


Muhterem Nur, 1965 yılında dansözlüğe başladı.- «Sinemanın içine düştüğü sıkıntıdan kurtarılması için ceşitli yöntemler deneniyor. En son moda ünlü sanatçıların yönetmenlik yapmaları. Bunlar Türk sinemasını kurtaramaz. Bizler oyuncuyuz. Kameranın önünde ne yapılacağını biliriz de, arkasında ne yaptırılacağını bilemeyiz» diyen Muhterem Nur şu günlerde Hollanda'daki Türk işçileri için sahneye çıkacağını, bir aksilik olmadığı takdirde, daha sonra dönerek, Ankara'da bir butik açacağını söyledi.

(Not: Manşet fotoğrafında, Muhterem Nur bir filmde Atıf Kaptan ile...)

(Ses Dergisi - 15 Ocak 1977)