Yeşilçam'da yeni bir nefes: Yaprak Özdemiroğlu

Yayın Tarihi : 24 Ocak 2016
6408
Sessiz sedasız sinemaya adım atan 19 yaşındaki Yaprak Özdemiroğlu, daha şimdiden üç filmin başrolüne adını yazdırdı.

 

Yaprak Özdemiroğlu, Devlet Balesi'nde umduğunu bulamayınca sinemaya yöneldi.Bir süredir sık sık tartışılan bir konu var sinema çevrelerinde. Yeşilçam'ın içine düştüğü bunalım, belli senaryo kalıplarının dışına çıkamamak ve yeni, güçlü oyuncular bulmakta çekilen sıkıntı, Türk sinemasının geleceği açısından kafalarda sorular yaratıyor. Seyirci de, yıllardır izlediği starların yanı sıra, yeni yüzler görmek istiyor.

Oysa zaman zaman büyük reklam kampanyalarıyla ve iddialarla lanse edilen isimler de, kendilerinden bekleneni veremeyince bir hayal kırıklığıdır başlıyor hem seyircide, hem de yapımcı ve yönetmenlerde.

Bu karamsar tabloyu biraz olsun aydınlatmak için bir haber vermek istiyoruz sizlere. Sessiz sedasız sinemaya adım atan ve daha şimdiden üç filmin başrolüne adını yazdıran Yaprak Özdemiroğlu'ndan söz etmek istiyoruz.

Henüz 19 yaşında olan Yaprak Özdemiroğlu, 1970 yılında Devlet Konservatuvarı'na girerken sinemayı hiç düşünmüyormuş. O zamanlar zaten yaşı da geleceğe ilişkin, uzun vadeli planlar yapacak kadar büyük değilmiş. Ama 1980 yılında konservatuvardan mezun olup da İstanbul Devlet Balesi'nde çalışmaya başlayınca, işinin düzensizliği ve maddi zorlamalar onu baleden ayrılmaya ve kendine yeni bir yol çizmeye zorlamış. O an bakmış ki gönlünde sinema yatıyor... 

Ünlü besteci Atilla Özdemiroğlu'nun kızı olan Yaprak Özdemiroğlu, en çok genç kız ve köylü kızı rollerini seviyor.Bu dünyaya girmesi pek de zor olmamış. Yaprak, babası besteci Atilla Özdemiroğlu'nun çevresinin kendisine sağladığı avantajları da küçümsemiyor ve sinemaya geçiş nedenlerini şöyle özetliyor:

- «10 yıl konservatuvarda bale eğitimi gördüm. Bitirip çalışmaya başladığımda da istediğimi bulamamanın verdiği sıkıntıyla kendime yeni bir yol çizmem gerektiğini düşünmeye başladım. Sinemaya eskiden beri büyük bir tutkum vardı. Yaratıcı yönünün cazibesi de beni hemen çekiverdi. Üstelik sinemada halkın büyük bir çoğunluğuna hitap edebilme imkanı da vardı. Oysa bale küçük bir azınlığın ilgilendiği sanat dalı. Sonra Yeşilçam'ın kulisi, tiyatro kulisine kıyasla çok daha az moral bozucu. Tiyatro kulislerine dayanmak pek kolay şey değil.»

İnsan bir kez karar verince arkası da geliyor. Yaprak Özdemiroğlu da, «Hababam Sınıfı» filmiyle başladığı sinemaya, «Ne Şehittir Ne Gazi» ve «Alişan» filmlerinde başrol oynayarak devam etmiş. Hem de yönetmen ve yapımcılardan iyi notlar alarak. Baleyi tamamen bırakıp bırakmadığını soruyoruz... Yaprak Özdemiroğlu şöyle cevaplıyor:

- «Şu an en büyük tutkum sinema. Ancak içinde balenin de yer aldığı bir senaryo teklif edilirse seve seve oynarım.»

Yaprak Özdemiroğlu, sinemada iyi yerlere geleceğinden emin.Televizyon dizilerinde ve reklamlarda da rol almak istediğini belirten genç sinema oyuncusunun en sevdiği roller, köylü kızı ve genç kız rolleri. «Bu tipleri başarıyla çizdiğimi sanıyorum. Çünkü hem tipime hem de yaşıma uygun. O zaman kendimi oynuyorum ve bundan da büyük zevk alıyorum. Son çevirdiğim 'Alişan' filmi de benim için çok önemli. Çünkü bu filmde sağır ve dilsiz bir genç kızı oynadım. Ve sözler yerine bakışlarla, mimiklerle, jestlerle konuşmam gerekti. Bu benim için iyi bir deneme, gelecek filmlerim için iyi bir örnek ve tecrübe oldu.»

- «Ya evlilik... Bu konuda ne düşünüyorsun?»

Gülümseyerek cevap veriyor:

- «Şimdilik hiçbir şey için sanatımı feda edemem.»

Evet, ilk bakışta Melike Demirağ'ın tipini hatırlatan Yaprak Özdemiroğlu'nun sinema üzerine düşünceleri böyle. Hırslı, inançlı. Seçtiği yolda kendinden emin ilerliyor. Ayrıca kısa bir süre içinde çevirdiği üç film de, söylediklerinin kanıtı oluyor bir anlamda.

 

Yaprak Özdemiroğlu, üçüncü filmi Alişan'da İbrahim Tatlıses ile... Yaprak bu filmde işitme ve konuşma engelli bir kızı canlandırıyor.(Not: Manşet fotoğrafında Yaprak Özdemiroğlu, İlyas Salman'la Ne Şahittir Ne Gazi filminin bir sahnesinde görülüyor...)

(Ses Dergisi - 1 Ağustos 1982)