Yasemin Evcim, sahneye süt içmeden çıkmıyor!

Yayın Tarihi : 19 Mart 2017
1762
"Lastik Kız" Yasemin Evcim, dansı bir spor olarak görüyor, sigara ve içki kullanmıyor. Bu arada 20 yaşındaki Yasemin şimdiye kadar bir erkeğin elini bile tutmamış!

 

Onu değil, amcasının oğlunu tanımıştık ilk kez... "Evcim" soyadıyla ilk tanışmamızdı bu.. Coşkun Evcim'di genç dansçının adı.. Sonra bilindiği gibi, 28 yaşındayken aramızdan ayrılıp gitti.

Coşkun gitti, ama "Evcim" soyadı onunla beraber gitmedi. Çok değil, kısa bir süre sonra bir başka Evcim'i duymaya başladık. Yasemin Evcim'i...

Yasemin Evcim,  28 yaşında hayata veda eden amcasının oğlu Coşkun Evcim'in desteğiyle dansa başlamış...23 Mayıs 1968 tarihinde Eskişehir'de doğmuştu Yasemin Evcim... Şimdi tam 20 yaşında. Konuşurken ışıl ışıl parlıyor gözleri. Ve konuşmaya başladıktan çok kısa bir süre sonra etkiliyor karşısındakini. Doğruluğuyla, iyiliğiyle, saflığıyla, 20 yaşının verdiği tüm güzelliğiyle...

En büyük merakı burçlar. Birisiyle tanıştığında ilk sorduğu soru "Hangi burçtansınız?" sorusu oluyor. Kendisi ikizler burcu. İkizler, zeka burcu diye biliniyor ve Yasemin, burcunun bu
özelliğini taşıyor.

"Hayatım sporla geçti" diyor Yasemin, "Artistik cimnastikte milli oldum. Balkanlar'da derecelerim var. Sonra bıraktım cimnastiği. Ama sporu bırakamadım. Hentbola başladım. Ne var ki, hentbol didişmeli, vuruşmalı bir spordu. Bence bir kadının vücudunda yara bere olmamalı."

Zannetmeyin ki, Yasemin didişmekten korkan biri. 1.75 boyu var. Ayakkabıyla 1.80'i geçiyor. Kilosu da 65. Üstelik gözünü budaktan esirgemeyen bir tip. Daha ötesi tekvando bile yapmış. "Hiçbir şeyden korkmam. Biliyor musunuz, bugüne kadar bileğimi büken kimse çıkmadı. Daha bilek güreşinde kimseye yenilmedim. Tekvando dersi de aldığım için karşımdakini rahatlıkla haklayabilirim. Hadi, biraz daha iyi anlatayım. Üç erkeği rahatça dövebilirim."

23 Mayıs 1968'de doğan Yasemin Evcim, iyi bir dansçı olmanın yanı sıra iyi de bir tekvandocu..."Aman Yasemin" demeye kalmadı, devam etti: "Bu hesapla altı kadını da aynı anda döverim."

"Amanı, zamanı" bıraktık, Yasemin'in rakibelerine gözdağı vermeye çalıştığını düşündük. İlave etti Yasemin:

- "Ama dövüşmem kolay kolay. Beni kimsenin yanlış tanımasını istemem. Benim için herkes iyi insandır. Ben hayatımda kötü insanlarla karşılaşmadım. Herkesi severim."

Gerçekten de öyle. Babası da kızının, insandan yana şanslı olduğunu söylüyor. "Onun hayatına kötü insan girmedi. Kimse ona kötülük yapmadı" diyor. Yasemin devam ediyor:

- "Dansa başlamamda en büyük etkiyi Coşkun ağabeyim yaptı. Ailem önceleri istemiyordu. Dans camiası, 'kötü camia' olarak biliniyordu. Oysa benim hevesim vardı ve çok istiyordum dansçı olmayı. Arada Coşkun ağabeyim de olunca fazla inat etmedi annemle babam. Coşkun ağabeyimin ölümünden sonra da ben bu işi devam ettirdim."

Nasıl mı? Önce Günaydın gazetesinin açtığı yarışmada Türkiye birincisi olmuş Yasemin. Sonra Londra'da dünya beşincisi... "Ama" diyor, "O yarışmada bir gariplik vardı. Herkes çift olarak katılıyordu. Sadece ben tek olarak katıldım. İlk sıraları çiftlere verdiler. Bir de Türk olmam etkiledi..."

Yasemin'in şansı bu olaydan sonra giderek açılıyor. Artık gün geçmiyor ki, Yasemin Evcim'den bahsedilmesin. "Biliyordum böyle olacağını. Küçüklükten beri ünlü biri olacağımı biliyordum" diyor Yasemin, "Bir şansım var benim. Sporcu disiplini aldım. İçki, sigara kullanmıyorum. Sanatçı arkadaşlarım sahneye çıkarkan içki içiyorlar, ben süt içiyorum. Onlar programdan sonra sabahlara kadar eğleniyorlar. Ben en geç saat 1.00'de yatağa giriyorum. Kendime bakıyorum. Vücudumun ve sağlımın değerini biliyorum."

Yasemin Evcim, spor salonu özelliklerine sahip dans salonları açılması gerektiğini söylüyor."Sporcu kişiliği var" dedik Yasemin  Evcim için... Cimnastik yapmış, yüzmüş, hentbol oynamış. Hoşlanmadıklarının başında futbol geliyor. Ama Beşiktaş'ı tutuyor. Basketi seviyor. Sevmedikleri mi? Boks ve güreş... "Bu sporları sevmiyorum. Ama çalışsam, boks yapabilirim" diye de ilave ediyor.

- "Ülkemizde bir dansöz kavramı var. Yani masaya çıkıp göbek atan... Ben öyle yapmıyorum. Yani dansöz değil, dansçıyım. Modern dans yapıyorum. Burçin Orhon da öyle. Sibel Can sahneyi dolduruyordu ama anadan doğma dansözdü. Ben dans olayının spor olayı gibi olmasını istiyorum. Spor salonları açıldığı gibi, dans salonları da açılmalı... Oralarda içki, sigara içilmemeli. Dans, diskoteklerden, içki bardaklarından ve sigara dumanlarından kurtarılmalı. Herkes çocuğunu dansa severek göndermeli."

Yasemin Evcim iyi kız, güzel kız, hoş kız. Ama bir ufak kusuru var. "O kadar kusur kimde yok ki?" demeyin ve dinleyin. Oldukça tutucu bir kişiliğe sahip. Ve tüm düşünceleri toplumla doğru orantılı. "Şunu yaparsam, etraftan ne derler, böyle adım atarsam hakkımda ne yazarlar?" korkularıyla yaşıyor.

20 yaşındaki Yasemin Evcim'in bugüne kadar tek bir erkek arkadaşı bile olmamış..."Hakkımda yalan yanlış şeyler yazılmasından, çoğu sanatçılar gibi şununla beraber, bununla beraber diye gazetelere çıkmaktan korkuyorum" diyor.

Ve hiç flörtü olmamış Yasemin'in. Hiç kimse elini bile tutmamış. Son yılların "bakire"lik modasına o da uyduğundan değil ama, yetişme tarzı bu olduğundan "İlk birlikte olacağım erkek, evleneceğim erkek olacak. Ve evlenince bu işi bırakacağım. Ama buna daha çok var" diyor.

"20 yaşında bir genç kız nasıl hiçbir erkekle beraber olmamış?" diye sorarsanız, Yasemin Evcim bu konudaki açıklamasını şöyle yapıyor:

- "Vallahi hiç aramadım. İhtiyacım da olmadı. Gayet de sağlıklı yaşıyorum. Demek ki insan bir şeyin ne olduğunu bilmezse onu hiç yapmasa da sağlıklı yaşayabiliyor."

Yasemin Evcim, birlikte olacağı erkekte tipten önce kişilik arıyor ve mutlaka iyi bir insan olmasını istiyor.Her gönülde bir aslan yatar elbette. Yasemin gönlündeki beyaz atlı prensi şöyle anlatıyor:

- "Öncelikle iyi insan olacak. Boyu posu önemli değil. Benden kısa da olsa, şişman da olsa, zayıf da olsa beni sevmesi ve iyi insan olması yeter. Ama tip olarak ille de birilerini söylemem gerekirse 'James Dean, Elvis Presley' diyebilirim. Bir de Kara Şimşek'teki David Hasselhoff..."

Hadi bakalım! Eğer iyi insan olduğunuza inanıyorsanız, Yasemin'i de yeteri kadar seveceğinizden eminseniz ve ayrıca Elvis Presley, David Hasselhoff veya James Dean gibiyseniz yaşadınız!

(Erkekçe Dergisi - Ocak 1989)