Türkiye'nin şarkıcı fabrikatörü: İlham Gencer

Yayın Tarihi : 08 Aralık 2013
11308
Günümüz müzik dünyasında başa güreşen sanatçılardan birçoğu, müziğin inceliklerini İlham Gencer'den öğrenmiş, halk karşısında ilk imtihanlarını da onun topluluğunda vermiştir.


Yıl 1960... Türkiye'de hafif batı müzinin ilk filizlerini verdiği yıllar. Barış Manço'ların, Erol Büyükburç, Metin Ersoy, Tülay German'ların müzik dünyamızda şöhret mücadelesi yaptığı, batı müziğini geniş halk kitlelerine sevdirmeye çalıştığı yıllar... İlham Gencer'in çocukluğuİstanbul'daki eğlence yerleri mahdut. Müzisyenlik henüz meslek olarak değil de, zevk için yapılıyor. Barış Manço beş kuruş almadan okul konserleri verirken, Erol Büyükburç 10 lira yevmiyeyle sağda, solda çalışıyor. Ajda Pekkan, Fikret Kızılok, Emel Sayın, Cem Karaca ise henüz eş, dost toplantılarında şarkı söylüyorlar...

(Soldaki fotoğraf: Bu fotoğraf, 14 Mayıs 1932 tarihli Akşam'da çıkmıştır. Resimaltında şöyle yazıyor: «Gazetemizin çocuk sayfasında çoktan beri resimleri intişar etmekte olan 'küçük musikişinaslar'dan 11 çocuk dün sabah Beyoğlu'ndaki Glorya Sineması'nda bir konser vermişlerdir. Profesör Madam Papelya'nın yetiştirdiği bu küçük sanatkarlar musikide büyük muvaffakiyetler göstermişlerdir.» İşte bu konser, İlham Gencer'in ilk konseridir. Küçük İlham, ön sırada soldan dördüncü...)

Bir de İlham Gencer var o günlerde. Ama o günün İlham'ı bugünkü İlham değil. Türkiye'nin çok tanınan, en çok kazanan, en çok sevilen müzisyenlerinin başında geliyor,. İlham Gencer'in ünlü bir de kulübü vardır o günlerde: «Çatı»

Çatı o yıllarda yeni yapılan Site Sineması'nın çatı katında. İstanbul'un en nezih, en popüler kulübü... Çatı demek, eğlence demek, Çatı demek, neşe demek... 

İlham Gencer kulübünde kabiliyetli gençlere de fırsat veriyor. Çatı'da sahneye çıkmak, şöhret olmak demek. İlham Gencer'in fabrikasına girebilmek için tek bir ham maddeye ihtiyaç var: Kabiliyet. Gerisi Gencer'e ait. O, fabrikasında hammaddeyi işleyip, her gün müzik dünyasına yeni bir şarkıcı hediye ediyor.

**********

İlham GencerYıl 1972... Barış Manço, Ajda Pekkan, Cem Karaca, Erol Büyükburç bugün müzik piyasasında binlerle konuşuyorlar. Adları neonlarda kocaman, kocaman yazılıyor. Müzik artık en iyi para getiren mesleklerden biridir. Eğlence yerleri sayılamayacak kadar çoktur.

(Soldaki fotoğraf: 1949 yılında çekilen bu tarihi fotoğraf, Türkiye radyolarındaki ilk batı müziği programını göstermektedir. İlham Gencer (soldan ikinci); Veli Laik, Turhan Taner, Hasan Kocamaz ve Aborito'dan kurulu topluluğu ile ilk kez tüm Türkiye'ye seslenmiştir.)

Yine bir İlham Gencer var bu ortamda. Hala piyanosunun başında dünkü gibi dimdik duruyor. Hala dünkü heyecanıyla besteler yapıp, yarışmalara katılıyor. Ama adı o eski yıllardaki gibi çok çok büyük değil Gencer'in. Gecede binlerle konuşmuyor. Hatta altında ne arabası, ne de oturduğu bir katı var. Çatı ise bugün yine Site Sineması'nın en üst katında. Ama artık orayı nezih eğlenceye susamış İstanbullu müzikseverler, yüreklerini şöhret ateşi dağlamış gençler doldurmuyor... Bir sigorta şirketinin memurlarıyla dolu...

İlham Gencer'e sorarsanız halinden hiç de şikayetçi değil. Nişantaşı'nda Emlak Caddesi'ndeki apartmanlardan birinin zemin katında eski günlerden söz ederken kendinden emin dimdik konuşuyor:

- «Bugün yine elimde aynı imkanlar olsa yine aynı şeyleri yapardım. Yetiştirdiğim öğrencilerimle mücadele etmek sonsuz bir zevk veriyor bana... Son Altın Mikrofon Yarışması'nda, dün benim yetiştirdiğim Cem Karaca beni imtihan etti. Ama devir bu, hayatımız boyunca bir numarada kalacak değiliz ya. Her şey gibi müzisyenin de modası geçiyor. Bugün ben, yarın o.»

İlham Gencer bir an durup düşünüyor. Sonra kaldığı yerden konuşmasına devam ediyor:

İlham Gencer-Ayten Alpman(Soldaki fotoğraf: İlham Gencer, piyanosunun başında. Beş öğrencisi (soldan sağa) Ayten Alpman, Hayati Kafe, Arhan Tekvar, Kadri Ünalan ve Metin Ersoy onu dinliyor.)

- «Hiçbir zaman 'Şunu ben meşhur ettim, bunu ben şöhrete ulaştırdım' diye birşey söylemek istemem. Sadece kabiliyetli gençlerin ellerinden tuttum o kadar. Ben tutmasaydım başka bir yerden yolunu bulup, yine yükseleceklerdi, isterseniz dün destek olduğum kabiliyetlerden bugün şöhret olanları şöyle bir sayalım. Emel Sayın, Ajda Pekkan, Füsun Önal, Cahit Oben, Fikret Kızılok, Arhan Tekvar, Hayati Kafe, Tülay German, Metin Ersoy, Cem Karaca, Tanju Okan, Berta, Erkut Taçkın, Başar Tamer, Kanat Gür, Ertan Anapa, Berkant ve Zaliha.»

İlham Gencer bizim şaşkın bakışlarımız arasında anlatmaya devam ediyor:

- «İsterseniz önce Emel Sayın'la başlayalım. Emel'i 1962'de Münir Nureddin Selçuk beyden Türk müziği dersleri aldığı yıllarda tanımıştım. Emel batı müziği söylemek istiyor, babası 'Türk müziği' diye ısrar ediyordu. Bana kaç kere gelip bu konuda dert yanmıştır. Onu bir yıl süreyle Çatı'da «çaylara» çıkarttım. Hiç unutmam en güzel söylediği şarkı «While in The Country» idi. Emel'le aynı günlerde Ajda da her gün kulübe gelirdi. Kesinlikle söyleyebilirim. Ben hayatımda Ajda kadar şöhret olmak için mücadele eden sanatçı az gördüm. Program başlamadan saatlerce önce gelirdi kulübe. Sonra bir tek şarkı söyleyebilmek için sıkılmadan yine saatlerce beklerdi. Bazen vakit bulamadığından elbise elinde, okul formasıyla geldiği bile olurdu.»
İlham Gencer'in yetiştirdiği şöhretli şarkıcılardan biri de Cem Karaca. Gencer'in Cem'le ilgili bir anısı da var. 

İlham Gencer-Eartha KittCem'i İlham Gencer'e anne ve babası tanıştırıyor. «Şu bizim oğlan şarkı söylemeye pek hevesli» diyorlar. «Bir, iki sahneye çıkar da tatmin olsun!» Gencer kırmıyor onları, Cem'i sahneye çıkartıyor. Cem çaylara gelecek, orkestranın önünde bir-iki şarkı söyleyecek, o söylerken gençler dans edecekti. Ama rock şarkıcısı Cem'in hareketleri öylesine ilginç ki, halk dans etmek yerine, oturup Cem'i seyretmeyi tercih ediyor, İlham fırsatı kaçırır mı? Hemen Cem'e şov teklifi. Cem havalarda tabii. Şöhret olacak artık. Ama o günlerde kulübe gelen okul idarecilerinden biri Cem'i sahnede görünce ortalık karışıyor. Ve Cem iki gözü, iki çeşme, şöhretten ister istemez vazgeçip okula dönüyor.

(Soldaki fotoğraf: Yıl 1951. Eartha Kitt adlı yeni bir şarkıcı Türkiye'de İlham Gencer'den «Üsküdar» adlı şarkıyı öğreniyor ve ertesi yıl bu şarkıyla dünyada şöhret oluyor...) 

İlham Gencer yukarıda isimlerini saydığı sanatçılarından Metin Ersoy ve Tülay German hariç, hiçbirisini kulübünde profesyonel olarak çalıştırmamış. Onunla birlikte en uzun süre profesyonel çalışan sanatçı Tülay German.

- «Tülay German'ı ilk defa 1952'de Suadiye'de bir arkadaş toplantısında dinlemiştim. 'Summertime'ı söylemişti. Tülay'a o gün orkestrama solist olmasını teklif ettim, ama henüz çok küçüktü. Lise öğrencisiydi: Reddetti. Sonraki yıllarda Tülay'ın orada, burada çalıştığını duydum. 1960'ta Çatı'yı açınca Tülay'ı bulup, kulüpte çalıştırmaya başladım. Şöyle, böyle dört yıl çalıştık Tülay'la.
Erol Büyükburç-Metin Ersoy-Hayati Kafe
- «Bir de aynı yıllarda Metin Ersoy'la profesyonel olarak çalışmıştık. Metin 1959'da Kore'de vatani görevini yapmış, yurda dönmüştü. Çok güzel kalipsolar öğrenmişti. Çatı'da ilk çıktığı şovda Metin'i 'Kalipso Kralı' olarak anons ettim. Ediş o ediş... Malum, hala Kalipso Kralı'dır Metin...»

(Sağdaki fotoğraf: Metin Ersoy, Erol Büyükburç ve Hayati Kafe; İlham Gencer'in Çatı Kulübü'nde mikrofon başında...)

Cahit Oben, Fikret Kızılok ve Füsun Önal ise Gencer'in kulübünde 1964'lerde çalışmışlar. Fikret Kızılok o günlerde Cahit Oben'in orkestrasında gitar çalıyormuş. Füsun Önal ise Cahit Oben'le nişanlanınca orkestraya solist olup Çatı'da çaylara çıkmaya başlamıştı.

İlham Gencer'in en ilginç anılarından biri de Türkan Şoray'la ilgili. Yıllar önce Türkan Şoray da şarkıcılık yapmak istemiş. Hatta İlham Gencer'e gelip, sesini dinlemesini istemiş. Ama İlham Gencer vakti olmadığını bahane edip dinlememiş Türkan'ı. Türkan bir kızmış, bir kızmış ki sormayın. «Birgün öyle meşhur olacağım, öyle meşhur olacağım ki, şaşırıp kalacaksın» demiş.

(Ses Dergisi - 1 Nisan 1972)