Türkiye'nin hayal fabrikası: Yeşilçam Sokağı

Yayın Tarihi : 29 Ekim 2012
50171
Yeşilçam, film şirketlerinin, filmcilerin bulunduğu sokağın adıdır... Türkiye'nin dört yanında akşam kapısı kapanan nice evde, gençler buranın hayalini kurar.


Yıllardır hep «Yeşilçam» der dururuz. Yeşilçam bir zamanlar Türk sinemasının kalbinin attığı bir sokağın adıydı... Sonra film yapımı arttı, şirketler çoğaldı, eskiden Yeşilçam Sokağı'nda bir tek odada yerleşen film şirketleri Beyoğlu'nun karşı kıyısındaki büyük, modern hanlara taşındı. Tek odaların yerini; işletmesi, deposu, müdüriyeti vesaire bölümleri olan büyük bürolar aldı. Değişmeyen sadece Yeşilçam adıydı... Şimdi Yesilçam  dediğimiz zaman sadece Emek Sineması'nın bulunduğu Yeşilçam Sokağı'nı  değil, bütün film şirketlerini sinesinde barındıran bir «ada»yı anlıyoruz. Bu yazıda, Yeşilçam'ı sizlere bir başka cephesiyle tanıtıyoruz...

Yeşilçam Türkiye’nin hayal fabrikası... Film şirketlerinin, filmcilerin  bulunduğu sokaklar... Türkiye'nin dört yanında akşam kapısı kapanan nice  evde, kızlı erkekli genç buranın hayalini kurar... İsimsizlere «şöhret»,  fakirlere «para» kazandıran sihirli bir ülkedir sanki Yeşilçam... Edirne'den,  Kars'a, Samsun' dan, Gaziantep'e kadar Türkiye'nin her yerinde, her gün milyonlarca insan bu sokaklarda düşünülen, buralarda yapılan filmleri  seyreder. Yeşilçam, filmciliğin merkezidir.

YEŞİLÇAM NERESİDİR?

İstanbul'da, Beyoğlu'nda bir sokağın adıdır Yeşilçam... İstiklal Caddesi'nde  Rüya ile Lüks sinemalarının arkasındaki sokak... Sokağa girersiniz, biraz  ileride «Yeni Komedi» Tiyatrosu vardır. Sonra Emek Sineması; karşısında  da Yeni Ar Sineması... Sonra sokak ileride, taa Pesen Film'in orada aşağıya kıvrılır, dört apartman boyu devam ettikten sonra tekrar sağa  döner... Eskiden, 1945-50 döneminde bütün film şirketleri bu sokakta  imiş. Sonra, yıllar geçmiş, Yeşilçam Sokağı'ndaki film şirketleri yavaş  yavaş buradan ayrılmışlar, İstiklal Caddesi'nin öteki yanına, Kuloğlu  Sokağı'yla Ahududu Sokağı arasındaki adaya taşınmaya başlamışlar.

Bugün «Yeşilçam» dediğimiz zaman artık tek bir sokağı değil, bir semti  murat ediyoruz. İstiklal Caddesi'nde Taksim'le Galatasaray'ın tam  ortasını bulun, buradan iki tarafa 40'ar metre gidin (Ağacamii - Atlas  Sineması arası) bu noktalardan da sağa ve sola 50'şer metre içeri girin...  «Yeşilçam» bu dikdörtgendir işte. Filmciler, yazıhaneler, şirketler,  işletmeler hep buradadır. Yeşilçam, İstanbul'un en renkli, en enteresan  yerlerinden biridir... Burada hemen hemen herkes tanır birbirini. Film aleminde yardımlaşmalar burada yapılır, «kazıklar» burada atılır, dostluklar,  düşmanlıklar burada yaşanır...

Sabahın erken saatlerinde uyanır Yeşilçam... Öğleden sonra saat 15.00- 16.00 sıralarında bir hareket, bir canlılık daha gelir bu sokaklara...  Sabahleyin işe çıkan ekipler Yeşliçam'a dönerler. Sonraki saatlerde  yazıhanelerde, kahvelerde iş konuşulur, anılar anlatılır. İnsanlarıyla, insan  ilişkileri, tipleri ile bir renkli yerdir Yeşilçam…

KAHVELER YEŞİLCAM'IN İRTİBAT BÜROSUDUR

Yeşilçam dediğimiz ve Galatasaray'la Taksim arasında yer alan ara  sokaklarda kahveler çok önemlidir. Randevular bu kahvelerde verilir,  mesleki dertlerin çoğu bu kahvelerde dile gelir, prodüksiyon amirleri  filmlerde oynatmak için aradıkları karakter oyuncuları ile kavgacıların  çoğunu buralarda bulurlar. İşin enteresan tarafı kimin hangi kahveye  gittiği bellidir.

Danyal Topatan hep aynı kahveye çıkar örneğin... Onu  aradınız mı, hemen o kahveye gidersiniz. Eğer gözleriniz ona rastlamazsa  korkmayın. Ocakçı bilir o anda Danyal'ın nerede olduğunu. İsterseniz not  bırakırsınız, akşam gelince söylerler. Kahveler sinemamızda bir nevi irtibat bürosu görevi yaparlar, anlıyacağınız.

İşte «Yeşilçam kahvelerinden» iki resim... Solda üstte «Ata'nın  Kahvesi» diye bilinen yer... Rahmetli Ahmet Tarık Tekçe zamanında hep  bu kahvede, şimdi resminin asılı olduğu yerin altındaki sandalyede  otururdu. Ahmet Tarık'ın büyük fotoğrafının yanındaki iki fotoğraf ise  Ayhan Işık'la Turgut Özatay'a ait... Aşağıdaki resim yine bu kahvelerden birine ait. Kahvenin adı «Sanat Kahvesi», sahibi karakter oyuncularından Behçet  Nacar... İşte, Behçet ocağa geçmiş, bir meslektaşına çay yapıyor.

ONLAR YEŞİLÇAM’IN HER ŞEYİDİR: FERDİNANT MANUKYAN, MUAMELECİ ESKENAZİ

Sinema çevrelerinin en popüler, en ünlü ve en çok konuşulan  adamlarından biri de Ferdinant Manukyan'dır (solda). Ferdinant Manukyan, Yıldız  Film Stüdyosu'nun sahibidir, ama Yeşilçam'daki popülaritesini daha çok,  asıl işi olan «bankerliği» ile yapmıştır. «Bonkör» bir «bankerdir»  Ferdinant Manukyan. İşletmelerden toplanan senetler ona verilir, ondan  alınan nakit paralarla da filmler yapılır. Hani Manukyan sinemadan çekilse, herhalde Yeşilçam'da yıllık yapım sayısı en azından 50 film eksilir.

Bu da Yeşilçam'ın iş takipçisi Eskenazi... Eskenazi bazı formaliteleri çok iyi  bilir. Örneğin bir şirketin ham  filmleri gümrüğe geldiğinde akla hemen o  gelir ve «Muameleci Eşkenazi»  az bir ücretle işi takip eder. Gerekli  formaliteleri bir bir yerine getirir. «Bu  ne iş?» demeyin. Malum, iş bilenin  kılıç kuşananındır (solda).

YEŞİLÇAM ÇOK ERKEN UYANIR...

Yeşilçam sokaklarında hayat, tanyeri ağarınca başlar, «Sabahın Körü»  dediğimiz bir saatte yani... Saat sabahın 6'sı... Sokaklarda inlerle cinler   «çiftkale» maç yapıyor! Komedyen Cevat Kurtuluş'la eşi Meral Kurtuluş  işe gidiyor (sağda). Set Beyoğlu'nda, Sohban Koloğlu'nun platosunda... Ellerindeki   çantalarda da filmde giyecekleri kıyafetler var.

Bu resmin enteresan bir   yanı daha var. Efendim, «Yeşilçam» sokağında çam falan yoktur tabii...  Sokakta «yeşillik» namına tek şey, bu fotoğrafta gördüğünüz asma  dallarıdır. Evet, şarkılara konu olan bildiğimiz üzüm asması.

AFİŞLER VE ÖTESİ

İlanlar, afişler, pankartlar... Yeşilçam sokaklarında çokça rastlanır bunlara.  Şimdi diyeceksiniz ki «Reklam yapılacaksa buralarda mı yapılmalı?» Öyle  ya, bu sokaklarda zaten hep filmciler var ve bizim filmciler - elhak -  rakiplerinin bırakın ne yaptığını, ne zaman nefes aldığını bile kollarlar! Öyle  ama bu afişlerin asıl maksadı başkadır, işletmeciler de bu sokaklardan  geçerler... Ola ki gözlerine çarpar, birinci maksat bu... İkincisi yapılan  herhangi bir filmi ilan etmek, «Ben yapıyorum, siz yapmayın! » demek...

YEŞILÇAM BURADA GİYİNİR

Mahyacı Sokak'ta, Güney, Gaye,  Uğur, Akün film şirketlerinin bulunduğu hanın alt katında, Berber  Niyazi'nin yanında meşhur gömlekçi Avni vardır. Sadece sinema artistleri değil, müzisyenler de ona diktirirler gömleklerini... Terzi  Abbas ise, gömlekçi Avni'nin kapı komşusudur. Ona da bazı rejisörlerler,  tanınmış karakter oyuncuları elbise diktiriyorlar, işte, Danyal Topatan bir elbise provasında (sağda).

IŞIKLAR TAŞINIYOR

«Dahili» sahnelerde, yani dört duvar arasında çekilen filmlerde ışık  lazımdır tabii... Özellikle set röportajlarında adına sık sık rastladığınız  «spotlar» bunlar işte. Yine Yeşilçam Sokağı'ndayız iki setçi spotları kucaklamış taşıyorlar. Bu spotlar hemen  biraz ilerde duran bir minibüse yüklenecek ve sete götürülecek (solda).

ÇAKMAKÇILAR, GAZCILAR...
Girin Ağacamii Sokağı'na, ilk sokaktan sağa sapın... Berber Niyazi'ye,  Terzi Abbas'a gitmeden 4 çakmakçı göreceksiniz burada... Bunlar da  Yeşilçam'ın çakmakçılarıdır işte... Yıldızından prodüktörüne kadar bütün  filmciler burada çakmak alır, burada gaz doldurturlar... Gide, gele  filmcilerle çakmakçılar arasında bir merhaba miktarınca  tanışıklık bile  doğmuştur... İşte, Tanju Gürsu, çakmakçı Mikail'e gaz doldurtmuş sohbet  ediyor (sağda).

YEŞİLÇAM'IN ALTINLARI...

Büyük yazıhanelerde prodüktörden başka bir işletme müdürü, bir  muhasebeci ve iki-üç eleman bulunur. Yine buralarda filmlerin saklandığı  bir depo vardır, bir de bu depoya bakan «Depocular»... Eski, yeni bütün  filmler burada saklanır. Bir haftalığına ya da birkaç günlüğüne bir  sinemaya film kiralandı değil mi? Depocu hemen «depoya» girer. Filmi  çıkarır, afişini, lobisini, fotoğraflarını paket eder.

Soldaki fotoğraf Metin Film'in deposunda çekildi. Depocuyla yardımcısı  «takviye» olarak verilen (yani asıl filmin yanında ikinci film olarak  oynayacak eski) filmi çıkarıyor.

Yeşilçam'dan bir kesit... Ahududu sokağıyla Alyon Sokak'ın kesiştikleri  nokta... Bir han... Hanın altında bir «bar» var... Üst kattaki film  şirketlerinin tabelaları iki yana asılmış... Hanın hemen yanında, açıkta, bir  kundura tamircisi var... (O, fotoğrafta gözükmüyor) «Açık hava manavı»  da sokağın öte yanını tutmuş. Hanın yanındaki berber ise birçok ünlü  yıldızın ve filmcinin saç-sakal problemlerini hallettikleri yer. Soldaki  fotoğrafta Selim Soydan saç-sakal traşını olmuş, berberden çıkarken  görülüyor.

ANTİKACI ARTİST

Özsüt Muhallebicisi’nin hemen yanından sağa sapın, bir «antikacı»  göreceksiniz. Yesilçam sokağındaki bu dükkan, Yaşilçam'ın karakter  oyuncularından Haydar Karaer'e aittir, işte, Karaer sabah sabah dükkanını  açmış, kapının önüne iskemlesini atmış, gazetesini okumaya başlamış (sağda).

YEŞİLÇAM'I DOYURANLAR

Her şey iyi hoş ama, Yeşilçam sakinleri yemek meselesini nasıl hallediyor?  Bu sorunun cevabı da yandaki resimlerde gizli... Soldaki resim Bap  Cafeteria'da çekildi... Genellikle rejisörler prodüktörler ve o gün  Beyoğlu'nda işi olan yıldızlar burada yemek yerler, işte Suphi Tekniker,  prodüktör Kadri Yurdatap, Orhan Aksoy ve Cafeteria'nın  iki ortağının  arasında Ertem Eğilmez. Bir taraftan taam ediyorlar, bir taraftan da  sinemalarda oynayan filmlerden, çevrilmesine başlayan filmlerden  konuşuyorlar...

Sağdaki resimde karakter oyuncusu Adnan  Mersinli, Alyon Sokağı'ndaki  seyyar köfteciden köfte ekmek alıyor...

Aşağıdaki resim yine Yeşilçam'ın  «tam merkezlerinden» biri... Fatma  Girik, rejisör Duygu Sağıroğlu ve Kadri Yurdatap, Hacı Salih'te... (Yurdatap  bir öğünde iki yemek yemiyor tabii, resimler ayrı günlerde çekildi.)

Akşam kahvaltısı meselesini de «börekçi» halleder. 16-18 arasında Yeşilçam dediğimiz  mıntıkadaki bütün sokakları dolaşır, kendi yaptığı börekleri satar...

YEŞİLÇAM'IN «ARTİST» MİNiBÜSLERİ...

Her şirket film yapımı sırasında bir minibüs kiralar... Artistler, setçiler bu  minibüslere binip işyerine giderler. Spotlar, reflektörler minibüsün üstüne  konup nakledilir,  işe gidiş ve gelişlerde bu minibüslerin tadına doyum  olmaz... Filmciler arasında şaka, espri gırla gider. Haa, minibüslerin bir  yararı daha var. Bazen, daha doğrusu gerektiği zaman, bu minibüsler de  filmde rol alırlar... Eh, şaşmamalı: Filmcilerin minibüsü de filmci olur...

YEŞİLÇAM ECZANESİ

Burası bir eczane... Yeşilçam Sokağı'nın bir sokak ötesinde ve İstiklal  Caddesi'ne şöyle böyle 40-50 metre mesafede. Eczane de, bulunduğu  mıntakaya verilen adı almış. Tabelasını gelin, hep birlikte okuyalım: «Yeşilçam Eczanesi »... Evet, burası da, bu eczane de Yeşilçamlı.

15 YILDIR BU SOKAĞIN KAHRINI ÇEKİYOR

Sağda tasvirini gördüğünüz kişi, Yeşilçam'ın en «birinciye» ayakkabı boyacısı Ali Ağabey'in yeridir. Ali Ağabey İstanbul'a ilk geldiği  zaman aşağıda, Yeşilçam Sokağ'ında imiş. Zaman geçip de filmciliğin odak  noktası Alyon Sokağı'na kayınca o da nakli mekan eylemiş, buraya  gelmiş. Yıldızlar, rejisörler, prodüktörler ve sair filmciler Ali Ağabey'’e  ayakkabı boyatmayı «uğur» sayarlar. Üstelik gerçekten iyi boyar Ali  Ağabey... Hoş sohbet adamdır da üstelik. Yeni yıldız adaylarının ayakkabılarını boyarken, «Aferin size» der, «Ali Ağabey'e ayakkabı  boyatmayan yıldız olamaz!»

(Ses Dergisi - 16 Ekim 1971)