Topkapı Sarayı Cinayetleri (4) Koca Mustafa Paşa

Yayın Tarihi : 11 Aralık 2013
14826
Yavuz Sultan Selim, kapının ardındaki cellada seslendi: "Sinan, al şunu, ama gene de bir padişah sözü ile bize ihanet ettiği için, fazla incitmeden işini gör!" Yukarıda Yavuz Sultan selim'in bir portresi yer alıyor...

"Ey şehinşahı Erdebil
Er kim imiş gör de bil
Han Selimdir bu gelen
Öz canını mürde bil"

diyerek Şah İsmail'i Çaldıran'da tuşa getiren, Osmanlı İmparatorluğu'nun  dokuzuncu ve sakalsız padişahı, burma bıyıklı Yavuz Sultan Selim, Koca  Mustafa Paşa'yı nasıl öldürtmüştü?

«Hadikatülvüzera»da, Koca Mustafa Paşa'nın, II. Bayezit'in Kapıcıbaşısı iken,  Sultan Cem'i zehirlemek vazifesiyle Roma'ya gönderildiğini ve bu hizmeti karşılığı olarak, vezirlik rütbesiyle, Rumeli Eyaleti'ne tayin edildiğini okuyoruz.  Sonra, Allah, «Yürü ya kulum!...» diyor ve Mustafa Paşa'yı Veziriazam olarak  görüyoruz. Yavuz, tahta çıkınca, kendisini veziriazamlıkta bırakıyor.

Koca Mustafa Paşa'nın, Şehzade Ahmet tarafını tutmakta olduğu biliniyordu.  Zaten öteki Divan azalarının da Sultan Bayezit'in temayülünü bildikleri için,  başka türlü düşünmelerine imkan yoktu. Ağabeylerinden önce tahta çıkmış  olması, Yavuz'u kuşkulandırıyor, bir cinayet sinyaline karşı hassas  bulunuyordu.

Nasıl huylanmasın ki, Şehzade Ahmet, sarayda olup bitenleri, aleyhinde  verilen kararları günü gününe haber alıyordu. Üzerine gönderilecek kuvvetleri, daha Amasya'ya hareket etmeden evvel öğrenmiş bulunuyordu. Etrafında  casuslar bulunduğundan emindi. Zira bütün bu malumatın başka türlü elde edilmesine imkan yoktu. Bütün mesele, bu casusların kimler olduğunu  meydana çıkarmaktı. Bu işi yapan, herhalde padişahın çok yakınlarında  bulunan biri olmalıydı. Koca Mustafa Paşa

(Soldaki fotoğraf: Cellat, bu kapının ardında, Yavuz Sultan Selim'in "Gel bre Sinan!" diye çağırmasını bekledi.)

Ahmet taraftarı olduğunu bildiği için, Koca Mustafa Paşa'dan şüphe etmiyor  değildi. Fakat vezirin, şehzade aleyhindeki sözlerine pek itimat etmemekle beraber, gene de kesin bir karara varamıyordu. Bunun için arkasına adamlar  koymuş ve onu göz hapsine almıştı. Emin adamlar, hiç sezdirmeden, Koca Mustafa Paşa'nın hareketlerini takibediyor, her gün nerelere gittiğini, kimlerle temas  ettiğini teker teker tesbit ederek, padişaha gizli raporlar veriyorlardı.

Yavuz Sultan Selim, her üzerine bastığı meseleyi halle muktedir, önüne çıkan  müşkülleri yenmeye azimli bir adamdı. Nasıl olsa günün birinde bu muamma çözülecekti. Nihayet yakaladı. Koca Mustafa Paşa'nın el yazısıyla, Şehzade  Ahmet'e yazılmış bir mektubunu ele geçirdi. Yavuz, Paşa'nın bu kalleşliğini  elbette yanına bırakmayacaktı. Saraya çağırttı. Hasodada kendisini kabul etti.  Vezirle aralarında korkunç bir konuşmanın geçtiği muhakkaktı. Padişahın  elinde, bu kadar kesin bir vesika bulunduğundan habersiz Paşa, pervasız konuşmaya başlamıştı.

Yavuz, Paşanın gözleri içine bakarak:

- "Senden şüphe ediyorum" dedi.
Koca Mustafa Paşa
(Soldaki fotoğraf: Koca Mustafa Paşa, Yavuz Sultan Selim'in yanına bu kapıdan girmiş, sonra da bu meydanda katledilmişti.)

Koca Mustafa Paşa sarardı. Evvela anlamazlıktan gelmeye kalkıştıysa da, Yavuz, mektubu çıkarıp:

- "Bu yazıyı tanıyor musun?" dediği zaman, sendeledi; artık her şeyin bitmiş  olduğunu anladı ve itirafa mecbur oldu.

Yavuz Sultan selim , dişlerini sıkarak sordu:

- "Niçin yaptın bunu?"

Paşa:

- "Pederiniz, cennetmekan Bayezit Hazretleri'nin vasiyeti vardı. Şehzade  Ahmet'in tahta çıkması için çalışmamı emretmişlerdi"

Yavuz:

- "Var git, öteki dünyada babama emirlerini yerine getirdiğini söyle", dedikten  sonra, kapının arkasında bekliyen cellada seslendi:

- Sinan, al şunu, ama gene de bir padişah sözü ile bize ihanet ettiği için, fazla  incitmeden işini gör!

Sinan, Koca Mustafa Paşa'yı bahçeye çıkardı. Sırtından kürkünü, başından  kavuğunu aldı; boynuna kemendi attı ve işini maharetle bitirdi.

Bugün, Kocamustafapaşa, Cerrahpaşa Hastanesi'nden biraz ileride, Silivrikapı  ile Belgratkapısı arasındaki büyük semtin adıdır. Camii ile medresesi ve sebili vardır. Cami, Bizanslıların «Kızlar Manastırı» dedikleri «Andria Antekiris»  adındaki bir kiliseden çevrilmedir. Bu, II. Bayezit zamanındaki veziriazamlığı sırasında, Koca Mustafa Paşa tarafından yaptırılmış, tek minareli bir camidir.  Bazı kayıtlara göre, türbesinin Bursa'da Mevlevihane karşısında  bulunmasından galat olarak, orada öldürüldüğü yazılmışsa da, Topkapı  Sarayı'nda katledilip, Bursa'ya götürüldüğü ve kızının yanına gömüldüğü  muhakkaktır...

(Yazı: Elif Naci - Hayat Dergisi - 1963)