Şener Şen, 18 yıl bekledi, muradına erdi

Yayın Tarihi : 25 Ekim 2013
39874
Tiyatroda eski, sinemada yeni bir isim, Şener Şen... Yıllardır beklediği şöhrete kavuştuğunu söyleyen sanatçı, sinemayı tiyatroya tercih ediyor...

Ne denli kolaysa gülmek, o kadar güçtür güldürmeyi bilmek... Kişinin yaratıcılığıdır, yeteneğidir, dudaklardaki tebessüm... Kimi zorlar kendini, güldürebilmek için, kimi de hapşırır gibi peşpeşe diziverir esprileri...

Biz, son yıllarda Türk tiyatrosundan Türk sinemasına sıçrayan Şener Şen'den, bir güldürü ustasından söz etmek istiyoruz...

Önce dilerseniz Şener Şen'in özgeçmişi ile ilişkin kısa bir bilgi verelimsizlere...

Şener ŞenSanatçı 1941 Adana doğumlu. Ünlü sinema oyuncusu Ali şen'in oğlu. Öğretmen okulu mezunu. Üç yıl çeşitli ilkokullarda öğretmenlik yaptıktan sonra 1958 yılında amatör bir toplulukta ilk kez sahneye çıkıyor. Ve kısa sürede özellikle komedi türündeki oyunlarla büyük başarı sağlıyor.

1967'de istanbul Şehir Tiyatrosu'na giriyor Şener Şen... Sonra film teklifleri almaya başlıyor... Ve 1975 yılında Saner Film şirketi adına ilk filmini çeviriyor: «Bak Yeşil Yeşil»... Bu filmi, «Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı», «Bizim Aile», «Süt Kardeşler», «Tosun Paşa» ve «Hababam Sınıfı Uyanıyor» izliyor. Halen sinemayla birlikte sahneyi de sürdüren sanatçı, 18 yıllık oyunculuğu boyunca bugünleri beklediğini söylüyor. Tiyatroyu çok sevmesine rağmen parasal nedenlerle sinemaya daha ağırlık vereceğini söyleyen Şener Şen, bu konuda söyle konuşuyor:

- «Yeşilçam'da bana en büyük desteği gösteren Arzu Film şirketi oldu. Bu firmaya yaptığım filmlerle ve yarattığım tiple sinemaseverlerin beğenisini kazandım. Eğer film çalışmalarım yoğunluk kazanırsa sahneyi tamamen bırakmayı düşünüyorum. Henüz yeni olmama karşın bazı film şirketlerinden başrol teklifleri aldım. Ancak projelerini beğenmedim. Bir sanatçı kötü projelerle star olamaz.»

- «Peki ya sahne?»

- «Teklifler gelmeye başladı... Ancak ben şimdi var gücümle sinemada bir şeyler olmaya çalışıyorum. Ne kadar büyük para teklif edilirse edilsin sahneyi, yani içkili gazino sahnelerini düşünmüyorum. Şu anda benim için önemli olan tek şey sinemadır. Sinemaya olan bağlılığımı devam ettireceğim.»

(30 Ekim 1976)