Semra Sar, artık aşksız yaşayacak

Yayın Tarihi : 28 Kasım 2016
2487
Sinemanın sevilen yıldızlarından Semra Sar, bugüne kadar tanıdığı erkeklerin kendisini anlayamadığını belirterek, "Artık yarım mutluluklar içinde sürüklenmeyeceğim" diyor.

 

Culup!.. Culup!..

Kurbağalar ve balıklar korkuyla kaçıştılar. Atılan taş parçaları, dalların sulara vuran gölgesini dalgalandırdı. İrili ufaklı su dalgacıkları birbirinin içinde büyüyüp, kayboldu.

Semra Sar, Yıldız Parkı'nda, yalnız olmanın keyfini çıkardı.Semra Sar, oturduğu kayanın üzerinden, önündeki göle bir taş daha attıktan sonra gülümseyerek:

- «İsmini hatırlayamadığım bir yazarın şu sözleri ne kadar doğru ve güzel: 'Kadın, çeşitli sesler çıkarabilen bir keman gibidir. Bir virtüözün eline geçmeyecek olursa mana ve değerini kaybeder.' İşte ben de kendimi böyle, raflarda unutulup, tozlanan bir kemana benzetiyorum. Çünkü tanıdığım erkekler beni bu yönden anlamadılar, sadece hayatıma karıştılar, iç dünyama bir adım bile yaklaşamadı hiçbiri... Bu yüzden de aşkın gerçek heyecanına varamadım. Yarım kalan mutluluklar içinde adeta yönsüz olarak sürüklenip, durdum. Kendi kendimi aldatmış oluyordum. Boşlukta yaşamaktansa, gönül yakınlaşmalarına bir son vermek en akıllıca bir hareket tarzıydı. Sonunda restimi çektim. 'Paydos' dedim. Ve şimdi bütün aşkların dışında, sessiz sedasız bir hayat yaşıyorum. Ama bu yaşayışım ne zamana kadar, böyle sürüp gider bilemem.»

Uzaklardan gelen bir esinti, Semra'nın saçlarını yüzüne doğru uçurdu. Başının üzerindeki yapraklar bir an kımıldadı. Az önce önünden el ele tutuşarak geçen iki sevgili, tahta köprüye gidip, durdu. Semra onlara, uzaklarda kaybolmuş bir aşkı hatırlayarak baktı:

Semra Sar, geçmişte yaşamına giren erkeklerin kendisini anlayamamasından şikayetçi.- «Böyle bir aşkı özlememek de elde değil. Ne kadar kaygısız bir duruşları var. Bilinmez, belki de öyle görünmeye çalışıyorlar. Belki de yarın beklenmedik bir sebeple ayrılacaklar. Birlikte, omuz omuza yürüyüp, akşamı bekleyemeyecekler. Böyle olsa da gene kaygısız bir yanları var. Çünkü kimse onlar için dedikodu yapmayacak. Bu bakımdan kendilerinin dışında, sorumlu oldukları kimseler yok. Sessiz sedasız sevişip, sessiz sedasız ayrılacaklar bir gün. Ya bizler, öyle miyiz? Sinema yıldızı olup, adımız konulmuş; 'toplumun malı' denmişiz bir kere. Sevişmelerimiz gürültüyle başlıyor, ayrılmalarımız gene gürültüyle sonuçlanıyor. Bu hayatın içinde hiçbir yanımızla hür sayılmayız. Oturuşumuz, kalkışımız göze batıyor. Yanlış ve gereksiz yorumlara sebebiyet vermemek için, hareketlerimizi, duygularımızı sınırlandırmak zorunda kalıyoruz. Kafeslere kapatılmış kuşlardan farkımız ne?

Gölün karşı kıyısındaki bankta oturan genç kız korkusuzca başını, erkeğinin omuzuna bıraktı. Semra Sar, sarkan bir dala uzanıp, bir yaprak kopardı. Tepedeki güneş de kaybolmak üzereydi.

Bir düdük sesi onu kendine getirdi. Saatine baktı 17:30'a geliyordu. Düdük sesleri birbirini takip etti. Parkın bekçisi vaktin dolduğunu hatırlatıyordu. Önce gölün karşı kıyısında oturanlar kalktılar. Sonra o... Yıldız Parkı'nın yollarında sessiz bir yürüyüş başlamıştı. Dönüşe doğru...

(Ses Dergisi - 2 Mayıs 1964)