Semiha Yankı - Bir dramın yarattığı şarkıcı

Yayın Tarihi : 31 Mayıs 2013
17407
Semiha Yankı akrobat bir ailenin kızıdır. Eğer ağabeyi bir gösteri sırasında kaza geçirip ölmeseydi, belki de akrobat olarak kalacak, Eurovision'da Türkiye'yi temsil etmeyecekti.

 

Ekmek paralarını hep beraber çalışarak kazanan bir aile... Anneleri Mualla Hanım 1927 doğumlu. Babaları Muammer Bey biraz daha yaşlı. Elli beşinde... Bir zamanlar anneleri "Küçük Mualla" adıyla saz salonlarında alaturka şarkı söylermiş. Babaları da çocuklarını alır kışın gazino ve pavyonlarda, yazın da bahçelerde çalışırmış.

Semiha Yankı'nın ağabeyi, ablası ve babası bir akrobasi gösterisinde...Yaptıkları iş birkaç akrobasi numarası... Daha ziyade baba-oğul yapıyor. Kızlar da onlara yardım ediyor... Kızlar dediğimiz üç kız kardeş. En büyükleri Safiye bugün 22 yaşında, Hamiyet 21, Semiha ise 17...

"Semiha", şu bizim 1975 Eurovision Şarkı Yarışması Türkiye Elemeleri birincisi Semiha Yankı. Bahsettiğimiz de onun ailesi...

- "Ablam Hamiyet babamla pek çalışmadı" diyor Semiha, "Sadece çocukken... Çünkü eniştemiz film yapımcısı İrfan Atasoy, onu çok küçük yaşta çekti aldı aileden. Evlendiler. Ablamın bugün iki kızı var. Ben de 1972'de ancak birkaç ay çalıştım onlarla. Asıl çalışan Safiye ablamdır. Yani babam, rahmetli Metin ağabeyim ve Safiye ablam..."

- "Benim çalışmaya başlamamın henüz üçüncü ayındaydı. 16 Mart 1972 akşamı Tepebaşı Cumhuriyet Gazinosu'nda çalışıyorduk. Ufak, tefek bir sürü numaranın sonunda ağabeyim, babamın omuzlarına çıkar. Ellerinden tutarak başını, babamın başı üzerine koyarak amuda kalkardı. Yine aynı numarayı yapıyordu ki, birden dengesini kaybetti. Babamın başı üzerinden kayıp yere düştü. İlkin birşey olmamış gibi kalktı çabucak. Sadece biraz boynu ve sırtı ağrımıştı. Ama ertesi günü aniden rahatsızlandı. Kaldırıldığı hastanede 48 saat sonra öldü. Beyin sarsıntısı ve iç kanamaydı ölümünün sebebi..."

- "Ben bu olaydan sonra çalışmadım babamla... Ama ailemin geçimine katkıda bulunmak için bir şeyler yapmam lazımdı. Şarkıcılığa başladım."

Nice güzel sesli genç kızlar, delikanlılar iş bulamazken 14-15 yaşında, çocuk denecek bir kızın, sanki istediği mesleği seçmek ve istediği anda başlamak kendi elindeymiş gibi konuşması tuhafımıza gitmişti. Sorduk...1961 yılında çevrilen 'Memiş İş Başında' filminde Mahmut Arseven, Birsen Ayda, Mürüvvet Sim ve Sevim Polat'ın yanı sıra Yankı kardeşler de rol aldı. İşte kırmızı çerçeve içinde Semiha Yankı... Solunda ablası Safiye... Arkada ağabey Metin...

- "Biz yıllardan beri, ailece bu işlerin içindeyiz" dedi Semiha Yankı, "Annemin şarkıcılığı, babamın mesleği yüzünden hemen hemen bütün gazino sahipleri tanır bizi. Biraz da severler mi, korurlar mı ne? Telefonu açıp veya gidip gazinoda yakalayıp, 'Ahmet ağabey, Fahrettin ağabey bana bir iş' dedim mi, verirler sağ olsunlar. İlk defa gecede 125 lirayla başladım. Menajerim filan olmadığı için, hepsi temiz para elime kalıyordu. Derken yavaş yavaş tutulmaya başladım galiba ki, daha fazla para vermeye başladılar. Şu Eurovision Yarışması'ndan sonra da tamamen şarkıcı olup çıktık."

Yarışmada çok heyecan duyup duymadığını soruyoruz...

- "Çok" diyor, "Hele son gece hastaymış gibi durmadan titriyor, üşüyordum. Bir de sonuçlar ilan edilip, iş kuraya kalınca düşünün benim halimi!"

Acaba boş zarf kendisine çıksaydı ne olurdu?:

- "Herhalde çok üzülürdüm, ama ben de Cici Kızlar gibi yapar, onları tebrik eder, yurt dışında bizi yüzlerinin akıyla temsil etmelerini dilerdim."

Semiha Yankı, 15 Ocak 1958'de İstanbul'da, Mecidiyeköy'de doğdu, ilk tahsilini Taksim İlkokulu'nda yaptı. Oradan Levent Lisesi'ne geçti. Onuncu sınıfa kadar okuyabildi. Oradan ayrıldı.

- "Hem çalışma hem öğrenim olmuyor" diyor Semiha, "Daha bebek yaşta filmlere çıkarmışım babam ve ablalarımla. Çoğunu hatırlamıyorum. Ama iki tanesini hiç unutmam. Biri Göksel Arsoy'la Nilüfer Aydan'ın çevirdiği "Güneş Doğmasın", ki o filmde oynarken parmak kadarmışım. Bir de ablamla iki kardeş olarak oynadığımız "Üç Kabadayı"...

Bundan sonra film yapmayı düşünüyor musunuz?

- "Bilmem. Daha ziyade şarkıcı olarak kalacağım galiba. Ama güzel bir film teklifi olursa onu da reddetmem herhalde..."

Semiha Yankı arada sırada sinemaya gidiyor ve boş vakit bulursa roman okuyor. Okuduğu romanlar da Barbara Cartland'ın eserleri. Ondan bahsederken Safiye ablasıyla, "Evde kalmış kızların romancısı" diyorlar ve pek gülüyorlar.

Halbuki Semiha daha 17'sinde. Çocukluktan genç kızlığa henüz geçmiş. Safiye Abla'sı da 22'sinde. Hem bugünlerde evlenme üzerine bazı düşünceleri de olduğuna göre, "evde kalmış kızlar"la hiç ilişkileri yok. Ama belki de 21 yaşında, iki çocuk annesi kardeşleri Hamiyet'e bakıp da telaşlanıyor olabilirler.

Hiç Türkçe eser okuyup okumadığını soruyorum. Düşünüyor, ama bulamıyor. Safiye Ablası, "Hani sana Ümit Deniz'in bir romanını vermiştim geçenlerde..." diyorsa da, Semiha Yankı ne kitabın ismini, ne de okuduğunu hatırlıyor.

Semiha Yankı, Eurovision elemelerini kazandıktan sonra Türkiye'nin en ünlü isimlerinden biri oldu.Tiyatroyla da pek ilişkileri, daha doğrusu gidecek vakitleri yok. Yalnız bir defa Yıldız Kenter'i görmüşler, oyunun ismini bulamıyorlar.

"Küçük Mutluluklar" mı? Değil. "Reçetesi Peçete" Değil... "Salıncakta İki Kişi" mi? Değil... "Bir köylü kadındı o oyunda" diyorlar. "Pembe Kadın mı?" "Değil", "Batak mı yoksa?" "Evet o!"

Semiha Yankı hem artist, hem de şarkıcı olarak Ajda Pekkan'a hayran... Hayatında hiç flört yok. "Siz bakmayın bizim cambazlık ettiğimize, şarkı söylediğimize" diyor. "Ailem çok mutaassıptır. Biz müthiş baskı altında büyüdük. Ama bundan sonra..." diyor ve hemen susuyor.

En beğendiği erkek tipini soruyorum. "Yeşil gözlü, esmer olması şart. Boylu poslu olmasa da olur. Ama olursa daha iyi olur."

- "Mesela kim gibi?"

- "Kaleci Yasin gibi, artist Tarık Akan gibi... Odamın duvarları hep onların ve onlar gibi yabancı artistlerin, şarkıcıların resimleriyle kaplı... Tarık Akan'ı bir görsem, imzalı resmini isteyeceğim kendisinden..."

- "Sizin yerinize biz isteyelim"...

- "Sahi, ister misiniz?" dedi ve gözleri sevinçle parladı. Ertesi gün Tarık Akan'ı bulduk. Resimlerinin içinden en beğendiğini seçti. Altını da, "Semiha Yankı'ya Stockholm'de başarılar dileğiyle" imzaladı.

(Not:  Manşet fotoğrafında Yankı ailesi toplu halde... Yankı'ların evinin bir duvarını, 1972'de çekilen bu resim süsler... Soldan sağa, ortanca abla Hamiyet, talihsiz ağabey Metin, büyük abla Safiye, ailenin reisi Muammer Bey, Semiha Yankı ve anneleri Mualla Hanım... Yankılar ne zaman bu resme baksa, gözyaşlarını tutamaz...

(TV'de 7 Gün dergisi - 24 Şubat 1975)


++++Semiha Yankı, 62 yaşındaki ablası Safiye Yankı Güvenirel'i, ağabeyi Metin Yankı'nın ölümünden tam 41 yıl sonra aynı gün, 18 Mart 2013'te kaybetti...