İşte Çılgın Türklerin en çılgını!

Yayın Tarihi : 27 Şubat 2012
16486
Sabri Mahir, Galatasaray'da ve Racing'te futbol oynadı. İspanya'da boksu yasaklattı. Oxford ve Cambridge'de hocalık yaptı. Almanya'da boks efsanesi oldu.

 

Herkesin yaşamı bir romandır. Bazılarından tatsız, tuzsuz, önemsiz öykü parçaları çıkar, bazılarından ise ciltlere sığmayacak nefes kesen bir başyapıt...

Sabri Mahir; Ali Sami Yen ve Tevfik Fikret'lle, Galatasaray'ın şampiyon olan ilk futbol takımı kadrosunda.Sabri Mahir'in yaşamı ikinci türden bir hikaye. O, biz Türkler arasında tüm zamanların en sürükleyici maceralarından birinin kahramanıdır. Belki de "Çılgın Türklerin" en çılgınıdır...

Sabri Mahir, Diyarbakır'da doğmuş, aslında iyi bir ressam olmak için İstanbul'a gelmişti. Galatasaray Lisesi'nde tanıştığı futbolda sivrilmiş, Galatasaray A Takımı'nda sol kanattaki başarılı futboluyla dönemin değişmez oyuncusu olmuştu. 1908'de ilk şampiyonluğunu kazanan takımda o da vardı. Ancak Sabri Mahir'in ilgi alanı sadece futbol değildi. Kavgacı kişiliği, onu zamanla boksa yöneltti. 19 Eylül 1909 günü yapılan Galatasaray-Elpis maçında çıkan kavgada ceza alarak, tarihe cezalı ilk Galatasaraylı futbolcu olarak geçmesi bu yüzdendi. Lisedeki bir Fransız öğretmen yardımcısı sayesinde ilk kez boks eldiveniyle tanıştı.

1910'da Galatasaray'ın Rumlardan oluşan Struggles takımıyla yaptığı maçta kavga çıktı. Sabri Mahir karşı takım oyuncularını tartaklamakla suçlandı. İstanbul Hükümeti olaylardan Galatasaray Lisesi Müdürü Tevfik Fikret'i sorumlu tuttu ve görevden aldı. Bunun üzerine öğrenciler bu durumu prostesto etti. Protestocuların başında da Sabri Mahir vardı. Zaptiyeler Sabri Mahir'i ararken, o Galata rıhtımından kaçak olarak bir Fransız gemisine bindi ve Fransa'ya gitti. 2011'de, Fransa Şampiyonu Racing'te futbol oynamaya başladı. İki yıl kaldığı bu takımın kaptanlığını da yaptı. Birçok kaynağa göre Türkiye'nin ilk boksörü olarak kabul edilen Sabri Mahir, aynı zamanda yurt dışında bir takımda oynayan ilk Türk futbolcusudur.

Sabri Mahir, gençlik yıllarında bir boks çalışması sırasında...Paris'te tanıştığı Mısırlı Prens Ali Fazıl, kendisini boksa yönlendirdi. 1910 yılında boks dersleri almaya başladı. Dönemin ünlü şampiyonu Dixy Kid'ten bir özel maçta yediği dayak hayatını değiştirdi. 6 yıl boyunca Kid ve menaceri Metro ile çalıştı. Onların ısrarıyla profesyonelliğe geçti.

1911'de gittiği İspanya'da, bu ülkenin orta siklet şampiyonunu 3. rauntta nakavt edince İspanya Kralı tarafından, bizzat kutlandı. Kral kendisine bir de altın kravat iğnesi armağan etti. Ancak Sabri Mahir'in dövdüğü İspanyol boksörün ağız ve burnundan oluk gibi kan akması ülkede olumsuz bir hava yaratmıştı. Kısa bir süre sonra İspanya'da boks yasaklandı.

Sabri Mahir, bu ülkede zor günler geçirdikten sonra İngiltere'ye geçti. İngiltere Ağır Sıklet Boks Şampiyonu'nu ikinci raundta nakavt etmesi büyük olay oldu.

Dünyanın en önemli üniversitelerinden Oxford ve Cambridge'te spor öğretmenliği yapmaya başladı. Herşey yolunda giderken Dünya Savaşı çıktı. 1915'te İngiliz ordusu askerlerine boks dersleri vermeye başladı. 1916'da ise "casus olduğu" iftirasıyla kendisini zindanda buldu.

3 yıllık çok zor bir dönem sonrasında, 1919'da diğer esirlerle birlikte İstanbul'a götürülmek üzere Almanya'ya gönderildi. Ancak İstanbul yolu kapalı olduğundan Sabri Mahir bir süre Almanya'da kalmaya karar verdi.

Altın yumrukları bir kez daha yaşamına yön verecekti. Berlin'nde bir gecede karşılaştığı 4 boksörü, üstelik 3'ünü nakavtla yenmesi büyük ilgi çekti. Sabri Mahir yaşamını artık burada kuracaktı. Almanya'da "Der schreckliche Türke" (Korkunç Türk) ve "Der gegen vier Maenner kaempft" (Dört Kişiye Karşı Dövüşen) lakaplarıyla büyük ün kazandı. Kartpostalları basıldı.

Sabri Mahir, İtalyan boksör Spala'yı yendiği maç öncesinde...1920'de Almanya tarihinin gelmiş geçmiş en büyük sporcularından biri kabul edilen Max Schmeling'i keşfetti. Kasap çırağı olarak tanıdığı Schmeling'i boksör olması için ikna etti, ilk dersi de kendisi verdi. Schmeling 3 kez Dünya Ağır Sıklet Boks Şampiyonu oldu. O yıllarda Alman dergilerine kendi yaşamının yanı sıra beden eğitimi ile ilgili yazılar yazdı.

1930 yılında Berlin'de lüks bir cimnastik salonu açtı. Dönemin kadınlı erkekli tüm Alman jet-sosyetesi buraya aktı. Salonun müdavimleri arasında, Almanlar'ın adeta bir tanrıça gibi taptığı ünlü sinema yıldızı Marlene Dietrich de vardı. Ancak, "Mavi Melek" filmiyle, günümüze dek Rommy Schneider dışında hiçbir Alman oyuncunun ulaşamadığı bir şöhret kazanan Dietrich'in şımarık tavırları ve kaprisleri, bir gün Sabri Mahir'i çileden çıkardı. Bu efsenevi yıldızı salonundan, üstelik poposuna bir de tekme atarak kovdu

Kadın yazar ve senarist Vicki Baun, Sabri Mahir'in o dönemini şöyle anlatmıştır: “Kadın öğrencilerini erkek öğrencilerinden ayırmıyordu. Onları da aynı derecede zorluyordu. Sabri Mahir profesyoneller ve boksu hobi olarak görenler arasında ayrım yapma konusunda da beceriksizdi. Acımasızdı.”

Sabri Mahir'in, Turknostalji.com tarafından renklendirilmiş bir fotoğrafı.1939'a kadar bu cimnastik salonundan çok iyi para kazanan Sabri Mahir'in şansı, 2. Dünya Savaşı'nın çıkmasıyla yine döndü. Salonu kapatan Sabri Mahir, zor günlere geri dönerken, Paris Elçiliği'nde görevli dostu Rasih Minkari'nin davetiyle bu kente gitti ve Almanca tercümanı olarak çalıştı. Savaş bittikten sonra yeniden Almanya'ya dönen Sabri Mahir, salonunu yeniden açtı ve yaşamını Berlin'de noktaladı.

(Not: Wikipedia da dahil birçok Türkçe kaynakta Sabri Mahir'in doğum yeri İstanbul yazılmasına karşın, Sabri Mahir, Eylül 1928 tarihli Alman dergisi UHU'ya kendi kaleminden Diyarbakır'da doğduğunu yazmıştır. Doğum tarihi ise çok kesin olarak bilinmemekle birlikte 1890 olarak geçmektedir.)