Rabia fırtınası, Mısır Filmleri Haftası'yla koptu

Yayın Tarihi : 22 Ekim 2013
16962
Türk sineması yeniden inanç sömürüsüne başladı. Hazretler, evliyalar, kutsal konular bakalım Yeşilçam’a ne kazandıracak? Yukarıda 1973 yılında Fatma Girik'le birlikte, ayrı filmlerde Rabia'yı canlandıran Hülya Koçyiğit görülüyor...


Dini filmler bu yıl gözde... Furya kavgalı-gürültülü bir şekilde başladı. «Rabia» olaylarını biliyorsunuz. Rüzgarı hala esiyor. Aynı rüzgar bir kez de 1965 yılında esmiş, ortalığı allak bullak etmişti. İsterseniz önce geçmişe dönelim, bakalım o yıllar içinde neler çevrilmiş, kimler «Hazret» olmuş? 

1965 yılında fırtınalar kopararak dini filmler furyasının başlamasına sebep olan «Hz. Yusuf'un Hayatı»nı Yusuf Sezgin adında, aydınlık yüzlü bir delikanlı oynamış, film tahminlerin üzerinde bir ilgi görmüş, Yusuf Sezgin'e şöhret kapılarını ardına kadar açmıştı. 

Mısır Filmi Rabia
(Sağdaki fotoğraf: 1973'te Türkiye'de yeniden dini filmler furyasını başlatan Mısır filmi Rabia...)

Ardından diğerleri gelmekte gecikmedi. «Cennet Fedaileri»ni Ahmet Mekin, Tijen Par oynamış, yönetmenliğini Mehmet Dinler yapmıştı. «Hak Yolunda Hz. Yahya»nın yönetmeni Muharrem Gürses, oyuncuları Tanju Gürsu, Sevda Ferdağ idi. Aynı yıl içinde çekilen diğer dini filmlerden biri Muhterem Nur ve Hüseyin Peyda'nın başrolünü oynadığı «Hazret-i Eyüb'ün Sabrı», bir başkası da Hüseyin Peyda'nın yönetmenliğini yaptığı «Veysel Karani» idi. Yusuf Sezgin' in bu filmdeki rol arkadaşı Muhterem Nur oldu. Aynı yıl içinde Yusuf Sezgin'in oynadığı üçüncü dini film «Yahya Peygamber»di. Yahya Benekay'ın senaryosunu filme alan yine aynı isimdi: Hüseyin Peyda.

RabiaSonrası belli... Bu bir modaydı geçti gitti. Aslında seyirci bu kadar fazla aynı konuyu işleyen film görmekten bıkmıştı. Son çekilenler yapımcıya istediği hasılatı getirmeyince dini konulu filmler rafa kaldırıldı. 1973'ün ilk aylarında Beyoğlu'nda bir «Mısır Filmleri Haftası» düzenlendi. Bu gösteride sergilenen filmlerden biri de «Rabia» idi. Rabia, Türk sinemasında yeni bir dini filmler furyasına başlangıç olurken beraberinde hayli münakaşa ve gürültü getirdi.

(Sağdaki fotoğraf: Fatma Girik'in başrolünü oynadığı 1973 yapımı "Rabia" filminin afişi...) 

Hikayeyi biliyorsunuz, iki film şirketi aynı konuyu işlerken Hülya Koçyiğit ve Fatma Girik aynı yıl içinde, aynı konuda oynayan ve bu meseleyi bir yarışma haline sokan iki star haline geldiler... Bu arada Osman Seden'le bir konuşma geçmişti aramızda. Konu şuydu: Filmcilerimiz nasıl oluyordu da durup duruken, hiçbir işaret yokken dini filmlerin içine tekrar giriyorlar, 1965 deneyini bir kez daha başlatıyorlardı. Osman Seden'in cevabı şu olmuştu:
Mısır Filmi Rabia
- «Herkes dini filmlerin başlangıcı 'Rabia' sanıyor. Aslında bu yıl Asaf Tengiz'in yaptığı 'Hz. İbrahim' filmi Anadolu'da olağanüstü bir ilgi gördü. Yıkıp geçti ortalığı. Tabii bu, kulaktan kulağa, işletmeciden işletmeciye kadar geldi. Oradan da filmciye... İşte sizin sorunuzun cevabı. Gizli köşede kalan bir film, ama asıl start işaretini o verdi.»

(Sağdaki fotoğraf: Yine 1973 yılında yapılan Hülya Koçyiğit'li "Rabia - İlk Kadın Evliya" filminin afişi...)

Asaf Tengiz'in «Hz. İbrahim» filmini belki hatırlayacaksınız. «7 Gün 7 Gece» sayfasında afişi çıkan, yönetmeninden başka kimsenin adı, sanı olmayan film. Hala da öyle ya...

«Rabia»ların yankısı öylesine büyük, reklamı öylesine dağdağalı oldu ki, filmcilerimiz susuz kalıp aynı pınara koşanlar gibi «medet ya dini filmler» deyip hazretlerin etrafında toplanıverdiler... Anadolu Film şirketinin sahibi Samsun bölgesi işletmecisi Seyfettin Özkasap'ın yapımcılığını yaptığı «Hazret-i Yusuf » filminin en ilginç yönü şuydu. Ses mecmuasının 1973 Sinema Artisti Yarışması finalisti Yaşar Yağmur filmin başrolünde oynuyordu. Diğer rollerde ise Bahar Erdeniz, Yılmaz Gruda, Kadri Ögelman ve kalabalık bir yardımcı kadro vardı. Sinemadaki ilk deneyinde böylesine ağır bir rolün altına giren Yeşilçam'ın yeni yıldız adayı bakın neler söylüyordu:

Mısır Filmi Rabia- «Niye yalan söyleyeyim teklif geldiği an heyecandan ne yapacağımı şaşırdım. Hele kamera karşısına ilk çıktığım gün baktığım yeri göremiyordum. Ama rol arkadaşlarımın iyi niyeti bana büyük güç verdi.» Başında söylediğimiz gibi, «Hazret-i Yusuf'un Hayatı» 1965 yılında genç, pırıl pırıl bir oyuncuyu, Yusuf Sezgin'işöhretinin zirvesine çıkarmıştı. Aynı şey niye tekrarlanmasın, Yaşar Yağmur aynı filmle zirveye neden çıkmasın? 

(Sağdaki fotoğraf: "Hazreti Yusuf" filminin bir sahnesinde Bahar Erdeniz, Yaşar Yağmur ve Altan Günbay görülüyor...)

«Hazret-i Yusuf»la hemen hemen aynı zamanda filme alınan başka bir dini konu da «Hazret-i Ömer'in Adaleti»nde ise Devlet Tiyatrosu Genel Müdürü, ünlü sanatçı Cüneyt Gökçer rol alıyordu. Bu satırların yazıldığı sırada bir başka dini film, «Yunus Emre» bitmiş, bir başkası, «Mevlana'nın Hayatı» başlamış olacak. «Mevlana»yı Atıf Yılmaz yönetecek. Şu sıralarda oyuncu kadrosu belli değil. Muhtemelen Cüneyt Gökçer ve Müşfik Kenter aynı filmde bir araya gelecekler. Uzun süreden beri hazırlıkları devam eden «Mevlana»nın ididalı bir film olabilmesi için çekimi için de uzun bir süre ayrıldı.

Şimdilik bu kadar. Bu fırtına bakalım ne zaman dinecek. Orası belli değil, ama rüzgar kötüleri beraberinde götürürken iyiler kalacak, kendinden uzun süre bahsettirecek.

(Ses Dergisi - 21 Temmuz 1973)