Türk sinemasının nevi şahsına münhasır güzeli

Yayın Tarihi : 23 Mart 2016
4411
Yeşilçam'ın kalkık burunlu esmer güzeli Pervin Par, diğer aktristler gibi modayı takip etmiyor, giyim kuşama da düşkün değil. Topu topu 10 etek, üç ayakkabısı var!

 

Gerçek adı Pervin Doyum olan Pervin Par'ın kalkık burnu, genç oyuncunun yüzüne ayrı bir güzellik katıyor.Sinemanın afişi o gece ışıklarla çerçevelenmişti. Renk renk lambalar bir yanıyor, bir sönüyordu. Işıkların yanışı da. bir satır boyu sürüyor, sonra yazılar gene karanlığa karışıyordu.

Kapının önünde toplanan halk, ışıkları seyrediyor, arada bir kalabalık arasından bir alkış kopuyordu... Ama o alkışlar da, ancak bir ışık boyu sürüyordu... Afişteki yazılar. "Gelinin Muradı" diye başlıyor, "Pervin Par" adıyla bitiyordu. Bu sırada, şarabi renkte kokteyl elbisesi giymiş, esmer, güzel bir kadın kalabalığı yararak, sinemaya girdi... Onun görünmesiyle başlayan fısıltılar, yükseldi; "Pervin Par da geldi" sözü, dilden dile dolaştı.

Pervin Par, "Gelinin Muradı" filminden sonra, başka da hiçbir galada görünmedi. Bununun nedenini rastladığı herkes soruyor, o da üşenmeden, hep aynı cümlelerle cevap veriyor:

- "Hayatımda ilk defa bir sinemanın galasına gidiyordum. Sordum, soruşturdum. Nasıl gidilir, ne giyilir, diye... Arkadaşlarım 'Bir kokteyl elbisesi giy, gel' dediler... Ben de 'Gelinin Muradı'na şarabi renkte bir kokteyl elbisesi ile gittim... Ama artist locasına girince, öylesine yadırgandım ki... O günden sonra da galalara gitmeye tövbe ettim..."

Pervin Par'ın en ilginç özelliklerinden biri, modaya en küçük bir ilgi bile duymaması...Pervin Par, üstelik "spor" giyime düşkün bir artistti. Ama o gün, şeytana değil de, arkadaşlarına uymuş, kendi deyimiyle "rezil" olmuştu. Giyim-kuşam konusundaki düşüncelerini şöyle özetliyor:

- "Türk akrisleri içinde, 'Modayı benim kadar uzaktan takip eden yok' desem yeri... Gardırobum öyle Dior, Chanel koleksiyonları ile dolu değil! On tane eteğim var. Tayyör ise bir tane... Ayakkabı sayım geçen yıl 13'tü... Bu yıl nedense üçe iniverdi..."

Genç aktris, giyimini saatlere göre düzenliyor:

- "Saat 9'dan 12'ye kadar, etek-bluz giyerim. Frapan renkleri sevmem. Gri ile siyahı, gri ile grinin öteki tonlarını uyuşturmaya çalışırım. Mokasen ayakkabıdan hoşlanırım. Çok az makiyaj yaparım. Şöyle uçuk renk bir dudak boyası, göz üzerine hafif siyah bir çizgi... Saat 12 ile 17 arasında giyimim değişiverir. Sade bir elbise, topuklu dekolte bir ayakkabı giyerim. Beyaz eldiveni, yaz kış elimden düşürmem... Makyaj olarak da, sabah süsüne, biraz rimel, pudra eklerim. Akşamları, canlı renkler hoşuma gider... Makyajıma da dikkat ederim. Krem pat sürer, kaşlarımı boyarım. Gözlerime mavi sürer, siyah çizgi çekerim. Ruj rengi ise sabaha göre, daha canlıdır. Eğer pavyona gideceksem, her iki tarafı da kurtaracak, normal bir elbise giyerim. Ama bütün bunları, gardırobumdaki on etek, beş bluz, bir tayyör, iki-üç elbise ile yapmaya çalışırım..."

Pervin Par, gene moda anlayışına dönüyor:

- "1959 modasını pek sevmiştim. Renk olarak limon küfü, biçim olarak 'ince hatlar' modaydı. Bu yılki modanın farkında bile değilim. Ama, sinema yıldızları arasında, yeni yılın modasına geçenler bile var. Nedense, 'moda' kelimesi beni sıkıyor. Gazetelerin ilanlarını okurum da, moda köşesine göz bile atmam... Bir fotoğraf koyarlar, altına da işe yaramaz üç satır yazı! Gazete okumayı çok severim... Önce başlıklara göz atanm, iç veya dış politikayla ilgiliyse, gerisini okumam. Sonra, aşk romanlarını takip ederim. Roman yazarları, tefrikanın sonunu öyle bir yerde kesiyorlar ki, merak etmemek imkansız... Üstelik, roman kahramanlarının çoğu güzeldir, çoğu iyi giyinir... Anlayacağımz, ben bu giyimimle roman kahramanı olamam..."

Pervin Par, yemek yapmak, ortalığı düzenlemek gibi ev işlerini çok seviyor...- "Oynadığım filmlerin adları da öyle ilgi çekici ki... Birinin adı 'Tütüncü Kızı'ydı, ötekinin adı 'Balıkçı Kızı'... Bir de 'Balıkçı Güzeli'nde oynadım. Ad vözellikleri, "Bir Avuç Toprak" ile "Bir Yudum Su" ile tamamlandı. Ben ilkbaharı sevdiğim halde, adında 'sonbahar' olan iki filmde rol aldım. Biri "Sonbahar', ikincisi
de 'Sonbahar Yaprakları'ydı... Filmlerde çoğu zaman, şalvar, cepken giymek zorunda kaldım. Ama, 'Sonbahar Yaprakları'nda, spor bir elbise ile beyazperdede görünebildim..."

Genç aktris, giyim konusundaki özelliklerini şöyle açıklıyor:

- "Modaya karşı bu ilgisizlik küçük yaşta başladı. Bir defa, anneme karşı koydum. Kızkardeşimle bana bir örnek elbise yaptırmıştı... Hiç giymedim. Şimdi de, giydiğim elbisenin aynı desenini, aynı biçimini başkasının sırtında görünce üzülürüm. Yırtık, sökük dikmeye bayılırım. Bir arkadaşımın evine üç saatliğine bile misafir gitsem, dikiş kutumu yanıma alırım. Hem konuşur, hem dikiş dikerim..."

Pervin par ev giyiminden de söz ediyor:

1939 Bursa doğumlu olan Pervin Par, sinemamızın değişik bir tipidir. Biraz Pascale Petit'yi andırır. Vücut ölçüleri şöyledir: Boy: 1,67, kilo 54, göğüs 89, bel 54, kalça 90... Göz rengi kahverengidir. Saçları hafif kızıla çalar. Hayvanlardan kuşları ve kediyi sever. Koyu bir Galatasaraylıdır.- "Ev işleri ile uğraşmaktan hoşlanırım. Yemek pişirmek, ortalığı düzenlemek, boş saatlerimi dolduruverir... Patlıcanın 40 türlü yemeğini sever, 10 türlüsünü pişirmesini bilirim. Patates turşusuna bayılırım... Sokakta, üstüme başıma pek dikkat etmediğim halde, evde iş yaparken, iyi giyinirim. Tabii ev ölçülerine göre... Hafif bir makyaj yaparım. Size ilgi çekici bir şey söyliyeyim mi? Hani, şu galadaki şarabi renk elbise var ya, yemek pişirirken onu giyerim..."

Esmer güzeli, kahverengi gözlü, kalkık burunlu aktris sözlerini şöyle noktalıyor:

- "Şarabi elbise, dedim de, aklıma geldi... Üç yıl önce İzmir'de bir galaya, tövbe ettiğim halde, gitmek zorunda kalmıştım. Daha önce, kokteyl elbisesinden boyumun ölçüsünü aldığım için, sade, spor bir elbise giydim. Fakat locaya girince ne göreyim. Filmin artistlerinden biri, cam göbeği yeşili bir kokteyl elbisesiyle gelmemiş mi?"

(Ses Dergisi - 14 Nisan 1962)