Yeşilçam için biçilmiş kaftan: Orçun Sonat

Yayın Tarihi : 18 Şubat 2016
3825
Lale Oraloğlu'nun önce tiyatroya, daha sonra sinemaya kazandırdığı Orçun Sonat, değişik fiziği ile hemen dikkati çekti ve filmciler için aranılan bir isim oldu.

 

Orçun Sonat, üstteğmen olarak görev yaptığı ordudan 1969 yılında ayrılarak, tiyatroya başladı.Hani kapı açılır, içeri bir grup insan girer de insanın gözü birisine takılır, o kişi, havasıyla, görünüşüyle hemen diğerlerinden ayrılır. İşte Orçun Sonat da ilk bakışta dikkatleri hemen üzerine toplayan kişilerden biri. Uzun boyu, sert hatları, alışılmışın dışındaki görünüşüyle şu sıralarda değişik tipler arayan Yeşilçam'a «Tamam, işte bizim istediğimiz tip» dedirten bir insan.

Orçun Sonat'ın Yeşilçam serüveni sanıldığı kadar uzun değil. 2,5 yıl önce Lale Oraloğlu'nun yaptığı «Kadın Tuzağı» filmiyle yeni dünyasına «Merhaba» diyen sanatçı 4 yıllık tiyatrocuyken kameranın karşısına düşünmüş. Ve ona bu konuda da, tiyatro yapmasına önayak olan Lale Oraloğlu yardım etmiş. Yani önce tiyatro, sonra sinema. Ya daha öncesi? Bakın işin orası daha da ilginç...

1941 yılında Samsun'da doğan Orçun Sonat, ilkokuldan sonra 1,5 yıl Ankara Devlet Konservatuvarı'nın piyano bölümüne devam etmiş. Daha sonra Kuleli Askeri Lisesi'ne kaydolan küçük Orçun'u, yılların ardından Harbiye'yi bitirmiş genç bir teğmen olarak görüyoruz. Gelin bundan sonrasını genç sanatçı kendisi anlatsın:

Orçun Sonat'ın ilk filmi, 1971'de yapımcılığını Lale Oraloğlu'nun yaptığı Kadın Tuzağı'dır.- «Eşim Selma Sonat'la üsteğmenken İzmir'de tanıştım. Devlet Tiyatrosu sanatçısıydı. Evlendik ve eşim sahneyi bıraktı. O sıralarda Lale Oraloğlu, bir turne nedeniyle İzmir'e geldi. Eşimle tanıştıkları için ziyaretlerine gittik. Lale Oraloğlu beni görünce 'İlle de seni tiyatro sanatçısı yapacağım' diye tutturdu»

Ne olduysa bundan sonra olmuş, ordudan istifa eden ve ramp ışıklarının tadını alan genç oyuncu, Oraloğlu Tiyatrosu'nda «Ne Çıkarsa Bahtına», «Kralın Kısrağı», «Vatan Yahut Silistre», «Anneler ve Kızlar» piyeslerinde rol almış. Ardından, başında dediğimiz gibi «Merhaba Yeşilçam...»

2,5 yıllık sinemacı Orçun Sonat kameraya hemen ısınıvermiş ve filmleri filmler izlemiş. İşte önemlilerinden birkaçı: Feri Cansel'le «Devler Geliyor», Neşe Karaböeek'le «Koca Dünya», «Deniz Gökçer'le «Asi Kalpler», Fatma Girik'le «Ekmekçi Kadın», «Türkan Şoray'la «Yalancı» ve «Mahpus» ve Hülya Koçyiğit'le «Rabia».

Gelelim bundan sonrasına... Orçun Sonat, geleceğe ümitle bakıyor ve değişen sinemada yerinden emin, uzun fuleli adımlama yol alıyor, insan genç oyuncunun değişik fiziğine baktıktan sonra «Niçin olmasın?" diyor...

(Yazı: Yavuz Turgul - Ses Dergisi - 23 Haziran 1973)