Nigar Uluerer de perdeyi seçti

Yayın Tarihi : 06 Mart 2013
11300
Sahne ile beyazperde arasındaki ikili alışveriş devam ediyor. Bu defa sahnelerimizin hanımefendi sanatçısı Nigar Uluerer de ikinci defa çekilen «Gümüş Gerdanlık» filmiyle Yeşilçam'a «Merhaba» diyerek, ilk defa kamera karşısına çıktı. Yukarıda, Nigar Uluerer filmin bir sahnesinde Murat Soydan ile...


Bebek'te, Arif Hanoğlu'nun köşkünde kurulan sette, rejisör Ülkü Erakalın, kameraman Özdemir Öğüt'e dönerek «Motor» dedi. «Gümüş Gerdanlık» filminin ilk sahneleri karanlık kutunun içine hapsolurken bir assolistin daha, Yeşilçam serüveni başladı... Bu assolist, Nigar Uluerer'di...

«Gümüş Gerdanlık» birçok özellikleri olan bir film. İlk defa 1963 yılında siyah-beyaz olarak çekilmiş ve başrollerini o zamanın iki dev ismi, Göksel Arsoy ve Leyla Sayar paylaşmış... O sinema sezonunun en büyük hasılatını yapan «Gümüş Gerdanlık»ın rejisörü de şimdiki filmin prodüktörlüğünü yapan Ümit Utku.

Nigar UluererAma nedense yeni «Gümüş Gerdanlık»ın yönetmenliğini maaşlı rejisörü Ülkü Erakalın'a bırakmış. 1972 yılının «Gümüş Gerdanlık»ında Göksel Arsoy'un rolünü Murat Soydan, Leyla Sayar'ın rolünü ise Zeynep Aksu oynuyor... Atıf Kaptan'ın rolünde ise Metin Serezli var...

(Sağdaki fotoğraf: İlk çalışma günü için sete gelen Nigar Uluerer'in başarısı için bir koç kurban edildi.)

Nigar Uluerer'in rolü ise sanatçının filmde oynaması kesinleştikten sonra senaryoya ilave edilmiş... «Fakat rol, senaryoda ne yapmacık durdu, ne de sırıttı» diyor filmin rejisörü Ülkü Erakalın ve devam ediyor...

- «Biliyorsunuz eski «Gümüş Gerdanlık» siyah-beyazdı... Şimdi renkli çekiyoruz. Bu filme daha da canlılık kazandıracak. Ayrıca elimizde Nigar Uluerer gibi bir koz da var.»

Peki, bu konuda Yeşilcam'ın yeni konuğu Nigar Uluerer ne düşünüyor, ne diyordu... İşte sahnelerimizin «Hanımefendi» sanatçısının söyledikleri:

- «Heyecanlıyım. Hem de tahmin edemeyeceğiniz kadar. Biliyorsunuz daha önce bir fotoromanda oynamıştım. Onu da Ülkü Erakalın Bey çekmişti... Tabii, sinema ile fotoroman arasında çok fark var. Şimdi düşündüğüm tek şey, sahnede kazandığım Nigar Uluerer ismini beyazperdede devam ettirebilmek. Onun için çok. hem de çok çalışmam gerekiyor. Ama bu konuda son sözü söyleyen ben değil, her zaman olduğu gibi seyirciler olacak...»

(5 Şubat 1972)