Çok samimi, çok sevimli, çok doğal: Neriman Köksal

Yayın Tarihi : 17 Mart 2016
5622
Prodüktör Nevzat Pesen'le evli olan ve evini çok seven film yıldızı Neriman Köksal, samimi hayata ve olduğu gibi görünmeye çok önem veriyor.

 

Eskilerin serviye benzettikleri 1.74 metrelik bir boy, kendiliğinden dalgalı, açık kestane gür saçlar, ucu hafifçe yukarıya doğru kalkan ince bir burun, gayet manalı dudaklar, ince yay kaşlar, güzel eller ve her tarafında uzun çizgilerin hakim olduğu şahane bir vücut... 

En uzun boylu kadın sinema yıldızımız Neriman Koksal, "Pesen Film" sahibi prodüktör ve rejisör Nevzat Pesen ile evli... Çiftin Nişantaşı'ndaki apartmandayız. Pall Mall sigarasından uzun bir nefes çektikten sonra gülerek anlatıyor. En sempatik tarafı da bu gülüşleri... O kadar içten, o kadar yapmacıksız bir kadın ki, kendinizi erkek arkadaşınızla konuşuyor sanırsınız:

Yorucu bir çalışma dönemi geçiren Neriman Köksal, yakında eşi Nevzat Pesen ile birlikte Avrupa seyahatine çıkmayı düşünüyor."Hangimizin tahsili var, ayol" diyor, "Sinema okulundan mı çıktık, yoksa konservatuvardan mı? Bir kişi gösteremezsiniz, sinemayla ilgili bir eğitim gördükten sonra aramıza katılmış olsun. Rejisörler, kameracılar, senaristler hariç. Biz sinema artistleri Türkiye'de sadece yabancı filmleri seyrederek bir şeyler öğreniyoruz. Bir artist 20-30 film çevirdikten sonra bu işin tekniğini öğrenmiş oluyor. Atıf Yılmaz'ın dediği gibi, birbirimizden öğreniyoruz."

Sözlerini bitirmeden yere düşen bir kibrit çöpünü alıyor. Dizine dökülmüş sigara külünü üflüyor. Söz, eve ve kadınlığa geçiyor:

- "Her şeyden çok evimi severim. Mis gibi, tertemiz olmalı. Evimde mutlu oluyorum. Kendimi en rahat hissettiğim yer arka taraftaki özel odamdır. Sigaramı yakar, elime kitabımı alırım; mindere uzanıp saatlerce okurum. Ama mutfakta pişen yemeği de hizmetçiye bırakmam. Nevzat'a (eşi) kendi elimle çok lezzetli yemekler pişirmeyi en önemli vazifem sayarım. Bir erkek evde dinlenmek ve beslenmek ister. Ev, sakin bir liman gibi olmalı."

Bunları dinlerken gözüm duvarlarda... Van Gogh, Utrillo, Renoir ve Gaugin'den röprodüksüyonlar, tavana kadar yükselen yeşil yaprakların her çeşidinden sarmaşıklar, en pahalı cinsten mobilyalar, kristal aynalar. Pikaptan hafif hafif çelen bir melodi...

- "Yerine göre her çeşit musikiyi dinliyorum" diyor, "Sonra, aradığım şey birkaç samimi aile dostu... Gece hayatını sevmiyorum. Belki de Rami'de doğmuş, Rumelili bir bahçıvan kızı olduğum için tabiata, çiçeğe, toprağa, bahçeli evlere, samimi hayata, olduğu gibi görünmeye değer veriyorum. Yakında bu apartmandan Levent'teki bahçeli evime taşınacağım."

Neriman Köksal denizi çok seviyor. Çalışmaktan fırsat buldu mu, arkadaşlarıyla birlikte soluğu plajda alıyor.Altı kardeşin en büyüğü olan Neriman Koksal, yakında 72'nci filmine başlıyor. Şimdiye kadar Sezer Sezin'in oynadığı "Şoför Nebahat" serisine, bundan sonra o devam edecek. Prodüktör Naci Duru'nun yapacağı bu kordeladan başka "Fareler ve İnsanlar"ın "İkimize Bir Dünya" adıyla çevrilecek versiyonunda oynayacak.

"Ondan sonra 'Çam Sakızı'nın prömiyerinde bulunmak üzere, Ertuğrul Şahin tarafından Orhan Günşiray'la Kıbrıs'a davet edildik; oraya gideceğiz. Sonbaharda da Nevzat'la bir Avrupa seyahati yapacağız. Bütün yaz çalışıp yorulduktan sonra, 20 günlük bir gezinti de hakkımız sanırım" dedi...

Neriman Köksal'ın konuşmaları çok samimi... Mesela, fakir bir bahçıvanın kızı olduğunu, çocukken ateşin üzerine düşüp kaşlarının yandığını, hatta bir gözünün kapandığını anlatıyor. Komşu kadınlardan biri, "Sen tek gözlü de olsan gene koca bulursun. Bu boyun bosunla kör de olsan evde kalmazsın!" diye teselli etmiş. Babayani bir hali tavrı var. Sanki kırk yıllık arkadaşınızmış gibi anlatıyor:

- "Geçen hafta Orhan Günşiray'ın doğum günü vardı. Beni de davet ettiler. 'Ama, sen zeytinyağlı dolma yapıp getirmezsen aramıza kabul etmeyiz' dediler. Kolları sıvadım, baharlı, fıstıklı, üzümlü, naneli bir patlıcan dolması yaptım. Toplantıdakiler öteki yemekleri bıraktılar; tadına bakanlar bile az kaldı parmaklarını yiyeceklerdi. Ne yapayım, kilo alıyorum, ama boğazıma düşkünüm kardeş!"

(Ses Dergisi - 11 Ağustos 1962)