Muzaffer İlkar: Güfteyi seversem, beste kolay

Yayın Tarihi : 22 Şubat 2016
2211
Ankara Radyosu'nun sevimli sanatkarı Muzaffer İlkar, sevdiği bir güfte olursa, eseri kolaylıkla ortaya çıkardığını söylüyor....

 

Muzaffer İlkar'ın, radyo dahilindeki ve haricindeki bütün arkadaşları arasında centilmenlikle tanınmış olduğunu işitirdim. Radyo sanatkarlarının ekserisini tanırım. Hiç olmazsa bir defa olsun konuşmuşluğum vardır. Muzaffer İlkarı da radyo evinin koridorunda gördüm ve ilk defa kendisiyle görüşerek Ses dergisi adına röportaj rica ettim .

Dergimizi ilk sayısından itibaren takip ediyormuş, yazı ve baskı bakımından çok beğendiğini, kıymetli bir dergi olduğunu ve esas mevgzuları ele almış bulunduğunu söyledi. Ve «çıkaranları tebrik ederim» dedi. Evinde beklediğini, gününü bana bıraktığını ilave etti.

Muzaffer İlkar yeni bestelediği bir şarkıyı okurken, ilham kaynağı olan eşi Zeynep İlkar da bu yeni şarkıyı terennüm ediyor.İşte şimdi kahvesini içiyorum. Masanın üstüne bir çok nota serpilmiş, radyonun yanında bir tanbur görünüyor. Her haliyle musiki çalışma odası olduğu ilk nazarda anlaşılıyor. 

Biraz hasbihalden sonra mevzuyu musikiye getirdik bu suretle de röportaja başlamış olduk,

- Beste yapmak için, ilham nasıl gelir anlatır mısınız?

- Bütün doğuşu güftede bulurum. Sevdiğim bir güfte olursa hemen elime alır o dakikadan itibaren onun mevzusu içine bürünür, hatta pek kolaylıkla eseri çıkarıveririm.

- Musikimizin ıslahı için, kanaatinice ne yapmak lâzımdır?

- Yalnız Türk musikisiyle meşgul olacak bir konservatuvar kurup burada en değerli hocaları toplamak genç elemanların yetişmesini, musikimizde yenilik ve terakkiler yara-
tacak kabiliyetleri aramak lazımdır.

- Ses sanatkarlarından kimleri beğenirsiniz?

- İsim saymak hiç adetim değildir. Bu öyle bir şeydir ki benim sevdiğimi bir başkası hiç beğenmez. Şahsen her eseri usulünde, temiz bir sesle bilerek okuyan ve çalan her arkadaşı beğenirim.

- Merak ettiğim noktalardan biri de şu: Zamanımız da yapılan eserlerin eski eserler aya-
rında olmamayışının sebebi hakkındaki fikriniz nedir?

Seyahat etmeyi çok seven Muzaffer İlkar, besteci olmasaydı hariciyeci olmayı seçeceğini söylüyor.- Bugünkü eserler maddiyata dayanarak zamana uyup piyasa için yapılan eserlerdir. Ecdadımızdaki sabır, tahammül ve manevi duygular çok üstünmüş. Mesela Dede bir eser yaparsa ondan sonra gelenler, ona nazire olsun veya daha iyi olsun diye günlerce, aylarca bir eserin üzerinde uğraşır ve musikiyi muhtaç olduğu büyük alaka ile hazırlatırmış. Fikrimce büyük amillerden biri de budur. 

Mevzuyu musiki bahsinden ayırmak için, aklıma gelen lalettayin bir suali soruverdim.

- Bir lise talebesi gence hayatta muvvaffak olması için, ne tavsiye edersiniz?

Sanki cevabını evvelden hazırlamış gibi hiç, tereddüt etmeden cevap verdi:

- Hayatta muvaffak olmak için, yalnız talebeler değil bizler dahi daimi çalışıp uğraşmak, hatta bir saniyeyi bile boş geçirmemek zorundayız.

- Tekrar dünyaya gelmek imkanı olsaydı ne olmak isterdiniz?

Derin bir nefes aldı, gözleri parıldadı. Yüzünde bir canlılık belirdi. Sonra bu hali birden kayboldu. Duduklarından bir fısıltı halinde çıkan bir kaç kelime ile «Hariciyeci olmak isterdim» dedi. «Seyahati çok severim. Bu vesile ile yabancı memleketleri bol bol gezerdim. Seyyah olmak, bir gün için de mümkündür ama, bu defa da bunu temine bütçem müsait değildir. Parasız seyyahlar da görüyoruz ama ben öylesinden olmak istemiyorum.

- Bu fırsatlar elimizde olsaydı şarkı mı garbı mı tercih ederdiniz?

- Her tarafta kendi başına bir alem ayrı ayrı hususiyetleri olduğunu işitiyoruz. Her ikisini de görmek isterdim doğrusu konuşurken bile hakikatmiş gibi geliyor.

- Size hiç sürpriz (şaka) yapıldı mı?

- Allah arkadaşları eksik etmesin çok sürpriz yaparlar. Size yalnız bir tanesini anlatayım. Bu sürpriz tatlı olmakla beraber bana hayli zahmet çektirdi. Zaman geçse de bunu hiç unutamam: Yazın İstanbul'a gitmiştim. Bizler radyoya nikahlı gibiyizdir, nereye gidersek adresimizi bildiririz. Mükellef bir ziyafet için sevinçle hazırlanmıştım. Tam evden çıkmak üzereyken telefon çaldı. Baktım, Ankara'dan kendisine çok itimat ettiğim bir arkadaşım.... "Muzaffer acele Ankara'ya vazifene dön, toplu halde Hindistan'a gidiyoruz. Sen mahzum kalma" dedi. O anda saate baktım, Ankara treninin hareketine bir saat vardı, yetişebileceğime çok sevindim. Buradaki halimi siz tasavvur edin hariciyeci olmadan, bol paraya da sahip olmadan bedavadan, arkadaşlarım da yanımda ne ala bir seyahat. Hem de istediğim alemlerden birisi Hindistan. Bu seyahati hayal etmeye başladım. Ziyafeti ve her şeyi unutarak kendimi Ankara trenine attım. Trende dakikalar saat, saatler gün kadar uzun geliyordu. Nihayet Ankara'da evime geldiğim zaman, kapının altından atılmış bir zarf gördüm. Zarfın içinde İstanbul'a yataklı trenle dönüş bileti ve üzerinde "Sürpriz - Özür dilerim" yazan bir kağıt vardı. O anda düştüğüm sükutu hayali burada size anlatacak kelime bulamıyorum. Kızmadım desem yalan söylemiş olurum. Mamafih yapılacak bir şey olmadığı için boynumu büküp derhal İstanbul'a döndüm.

(Yazı: Remzi Akansel - Ses Dergisi - 16 Aralık 1952)

Notlar:

- 1910 yılında doğan Muzaffer İlkar, 23 Şubat 1987'de 77 yaşında öldü.

- 1938'de Zeynep Dizen'le evlendi.

- İki kızından Ayla 1939, Pelin 1944'te doğdu.

- Ayla Egemen, pop müzik şarkıcısı Sibel Egemen'in annesidir. 

- Pelin ise bir dönemin ünlü iş adamı Ali Balkaner'in eşi oldu.

- Sibel Egemen, Türkiye’de merhum bir sanatçının, yaşayan bir sanatçı ile yaptığı ilk düeti dedesi Muzaffer İlkar’ın ölümünden sonra gerçekleştirdi.

- Muzaffer İlkar, "Şarkılar seni söyler, dillerde nağme adın", "Mademki gidiyorsun bırakıp burada beni", "Beni canımdan ayırdı, gönlümü yıktı temelden", "Gönül penceresinden ansızın bakıp geçtin", "Tadı yok sensiz geçen ne baharın ne yazın", "Gözlerimden yüzün, kulaklarımdan sesin silinmedi senelerdir" gibi unutulmayan çok sayıda şarkı bestelemiştir.