996 Rüjdan Tercan, okul yıllarına döndü

Yayın Tarihi : 27 Kasım 2016
2288
Yeşilçam'ın Murat Soydan'ı, "Rüjdan Tercan" adıyla halen öğrencisi olduğu İstanbul İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi'nde geçmişe yolculuk yaptı..

 

996 Rujdan Tercan veya sinemadan tanıdığınız adıyla Murat Soydan, 10 yıldır İktisadi Ticari ilimler Akedemisi öğrencisi. Geçen gün kalktı, halen öğrencisi olduğu okula gitti. Ama imtihanlara girmek için değil, eski günleri yaşamak, mazinin sisleri arasında kalan eski anılarını tazelemek için...İnsanoğlunun hayatında okul anıları önemli bir yer tutar. Sarıyla yeşil arasındaki estetik zevkin farklılığı gibi okul sıralarına ait anıların rengi de yaşanılan çağa göre değişir. Yıllar birbirini kovaladıkça ilkokul çağları kalın bir sis bulutunun gerisinde kalır, hayal-meyal hatırlanır. Ortaokulu biraz daha net çizgilerle anarsınız. Lise hatıraları ise bambaşkadır. Arkadaşlık duygusu daha kuvvetlenmiş, öğrenciler daha kişiliklerini bulmuş, sınıfta yapılan şakaların espri dozu daha kuvvetlenmiştir. Üniversitenin ise kendinden öncekilere hiç benzemeyen bambaşka bir havası vardır.

Arada bir ilgi duyulan bir ilim dalında konferans veren profesörün sesini özlersiniz ya da kantinde iki çay arasına sıkıştırılan arkadaş sohbetlerinin buruk özlemini duyarsınız ya da imtihanların tatlı heyecanını ararsınız.

Geçenlerde İktisadî ve Ticarî ilimler Akademisi'nin eski öğrencilerinden 996 Rujdan Tercan da geçmiş günlerin hasretini yüreğinin ta derinliklerinde duydu, ilkokulu, ortaokulu ve liseyi Anadolu'nun çeşitli şehirlerinde okumuştu, ama 5 yılını verdiği akademi, İstanbul'daydı.

Murat Soydan, akademide her şeyi yıllar önceki gibi bulacağını sanıyordu. Ama çok şey değişmişti. Değişmeyen sadece döner camlı kapı ile bastıkça gıcırdayan koridorlardı...Kendi kendine, «Oraya gideyim» diye düşündü. «Döner kapıdan içeri gireyim. Neşriyat bürosunun vitrinindeki kitaplara şöyle bir göz atayım. Kantinde oturup bir çay içeyim. Mustafa ağabeyi, 'Baba' Hakkı'yı göreyim...»

996 Rüjdan dediklerini yaptı. Camlı kapıdan içeriye girdi. Fakat girmesiyle birlikte okulda bir hareket başladı. 0nun öğrenciliği zamanından bu yana çok şey değişmişti. Bir defa adı değişmişti. «Murat Soydan» olarak bir çok film çevirmiş, çevirdiği her film ününü biraz daha arttırmıştı. Yıllarca akademinin 996 no'lu öğrencisi Rüjdan Tercan olarak girdiği kantine, bu defa yerli sinemanın şöhretli oyuncusu Mrat Soydan olarak adımını attı.

Okulun emektarlarından Mustafa ağabey yoktu, ama «Baba» Hakkı kantindeydi. Çay ocağındaki İbrahim, Almanya'ya gitmiş, yerine Recep gelmişti. Ama hiçbiri tanıdık değildi. Murat Soydan'ın içeriye girişiyle birlikte öğrenciler de bu şöhretli oyuncuya ilgi göstermeye başladılar. Birkaç masadan, «Murat bey, buyurmaz mısınız?» diye davet ettiler. Sonunda Murat Soydan masalardan birine ilişti. Az sonra da 5 yılını geçirdiği okulun aşina atmosferine kendisini iyice kaptırdı.

Hemen dersler bir bir sayılmaya başladı. Muhasebe profesörü Cevat Yücesoy ölmüştü, Coğrafya Doçenti Şekip Yeğin profesör olmuş, Adana'da yeni açılan akademiye reis olarak gitmişti. Murat'ı masaya davet eden öğrenciler de ondan, onun zamanındaki hocalar hakkında bilgi aldı.

İnanır mısınız, Murat Soydan eski hatıralarını tazelemek amacıyla gittiği okulda bir saat kadar kaldığı halde sinemanın lafı bile edilmedi. Mektep anıları tazelendi, hocalardan, geçmiş imtihanlardan konuşuldu. Bu arada biz de bir fırsatını bulup Murat Soydan'dan merak ettiklerimizi sorup öğrendik.

Murat Soydan, okulun kantininde, öğrencilerle koyu bir sohbete daldı...Murat Soydan, akademiye 1959-60 ders yılında girmiş, ilk yıl 3 dersten sınıfta kalmış, ama sonraki yıllarda hep tek senede sınıf geçmiş. Son sınıfa geçince «Hem okul, hem askerlik aynı zamanda bitsin» diyerek yedek subay öğretmen olmuş. Askerlik bitince Murat'la okulun arasına bu defa sinema girmiş. Yani Murat Soydan şimdi akademinin son sınıfında. Fırsat bulabilirse çalışıp imtihana girmeyi ve diplomayı almayı istiyor, ama film üstüne film çeviren yıldızın bu yıllarda arzuladığı vakti bulması çok zor.

Biz bunları öğrendikten sonra, onlar aralarındaki konuşmaya kesijdiği yerden devam ettiler. Sonra, Murat Soydan kantindeki «okul arkadaşlarına» bir bir veda etti. 5 yıl önce olduğu gibi hala bastıkça gıcırdıyan koridorlardan geçip döner camlı kapıdan dışarıya çıktı.İleride park ettiği beyaz arabasının direksiyonuna geçip Beyoğlu'na, Yeşilçam'a doğru gaza bastı.

(Ses Dergisi - 7 Şubat 1970)