Münir Özkul: Ben böyle de güzelim

Yayın Tarihi : 29 Şubat 2016
4710
Bir Millet Uyanıyor filmi için saçlarını kazıtan Münir Özkul, kendisine "Çirkinliğin meydana çıktı" diye takılan arkadaşlarına, "Ben her halimle güzelim" diye karşılık veriyor.

 

1933 yılında İstanbul sinemalarında «Bir Millet Uyanıyor» filmi gösterildiği zaman yer yerinden oynamıştı. Cumhuriyetin İlanının 10'uncu yılıydı. Evini bayraklarla, çiçek ve fenerlerle süslemeyen tek kişi kalmamıştı. 

Münir Özkul, Bir Millet Uyanıyor filmindeki Tilki Çavuş rolü için berbere giderek saçlarını kazıttı.O yıllarda gösterilen filmler, şimdiki futbol maçları gibi alkışlarla seyrediliyordu. Bir Millet Uyanıyor, İpek Film Stüdyosu'nun ilk sesli filmiydi, Muhsin Ertuğrul'un en güzel filmiydi. O filmde oynayanlardan Atıf Terzioğlu isimli oyuncu «Yahya Kaptan» rolünde o kadar sevilmişti ki «Kaptan» soyadını aldı ve Atıf Kaptan olarak 35 yıl sonra, günümüze kadar, meşhur bir sinema oyuncusu olarak geldi.

1932'de çevrilen «Bir Millet Uyanıyor»da, Atatürk'ün «Büyük Nutuk»unda yer alan birçok olay ve kişiler gösteriliyordu: İstanbul'un işgali, kışlada uyuyan askerlerin şehit edilişi, telgrafçı Manastırlı Hamdi Efendi'nin durumu Ankara'ya bildirmesi, Rahip Frew, Sait Molla, Yahya Kaptan...

35 yıldan beri yapılan Milli Mücadele filmlerinin hemen hepsine «Bir Millet Uyanıyor» örnek olmuştur. Filmdeki canlılık ve hareket, montajındakî rahatlık ve oyuncularının «tabii oyunları» o zamana kadar görülmemiş bir ileri adımdı. 

Artist kadrosu arasında, o zamana kadar bütün yerli filmlerde rol alan istanbul Şehir Tiyatrosu (Darülbedayi) oyuncularından başka Ferdi Tayfur, Aüf Kaptan, Naşit Özcan gibi «dışarıdan» oyuncular ön plandaydı. Naşit Özcan, o zamana kadar «Komik Naşit olarak bilinirken bu filmde «ciddi ve ağır başlı» bir role çıkıyor, arada bir seyircileri güldürüp filmin sonunda ölüyordu.

Münir Özkul berberden sonra makyör Zeki Alpan'a giderek, bu kez de Sürtüğün Kızı filmindeki saçlı rolü için bir peruk ayarladı.35 yıl önce, Türkiye'nin o zamanki «en büyük komiği»nin yaptığı rolü, bugün Münir Özkul yapıyor. İkisinin de soyadının başında «Öz» var. İkisi de gerçekten «öz komedyen», «öz aktördür».

Münir Özkul, rejisör Ertem Eğilmez'den «Naşit'in rolünü oynayacağını» öğrendiği zaman sevincinden rejisörünün yanaklarını öpmüştü. Kaşlarını yapmacık bir ifadeyle çatan Ertem Eğilmez, «Ama saçlarını ustura ile kazıtacaksın. Kabak kafalı olacaksın. Saçlarını kestirebilir misin Münir?» diye sorunca, Özkul, «Saçlarımı kestirmek ne demek? Bu rolü oynamak için kafamı bile kestiririm» diye her zamanki heyecanlı ve sanatçı «üslubuyla» cevap vermişti.

«Tilki Çavuş»  rolünü oynamak için hemen berbere koştu. Sabun, ustura derken, sacları ensesinden omuzlarına inen Münir Özkul, bir anda Kırkpınar pehlivanlarına döndü. Ama, neşesinden bir zerre kaybetmedi. 

Türkiye'nin çeşitli bölgelerinde 60 günden beri çekilen «Bir Millet Uyanıyor»un set aralarında, Münir Özkul bizimle şakalar yaparak, etrafındaki herkesi güldürerek konuştu ve «Bu sinema hayatımın en büyük rolü» dedi, «Naşit'in oynadığı rolü oynamak ne demek? Valla korkuyorum. Eğer beğemezseniz, Naşit'in mezarına gidip af dileyeceğinm. 'Günahımı bağışla! Senin oynadığın role çıktım. Senin kadar büyük aktör olamadığım için rezil ettim' diyeceğim. Ama inşallah böyle olmaz...»

Artık hem dazlak, hem de sırma saçlı rolleri için hazır hale gelen Münir Özkul, neşe içinde Sürtüğün Kızı filminin çekimlerine gitti.«Bir Millet Uyanıyor»daki rol arkadaşları Münir Özkul'un bu sözlerine karşılık, «Naşit'in ruhu gelip seni alnından öpecek, merak etme!» diye karşılık verdiler... Sonra da sordular. «Çirkinliğin meydana çıktı. Flm biter bitmez hemen saçlarını uzatmaya başlayacak mısın?»

Münir Özkul onların bu sorusuna bir espri ile karşılık vermeden edemedi:

- «Uzatmakta niye acele edeyim? Ben böyle de güzelim»

Münir Özkul, gerçekten her kıyafette, her kılıkta güzeldir. «Sempati» denilen şeyi sanki o icat etmiştir. Genç eşi Suna Selen'e göre, Münir, dünyanın hem en güzel hem de en iyi insanıdır. Çünkü güzellik, cetvelle ölçülemeyen bir özellik, iyilik de ancak yakınlarının anlayabileceği bir değerdir.

Münir Özkul saç konusuna son noktayı şöyle koyuyor:

- «Saçımı kestirdim, bir ferahladım, bir hafifledim ki sormayın. Kış günü soğuk oluyor, ama şapka giyip bunu hallediyorum. Sonra atalarımız ne demiş: 'Ayağını sıcak tut, başını serin yaşamak istersen düşünme derin'...»

(Ses Dergisi - 28 Ocak 1967)