Metin Serezli artık 'kötü adam' olmayacak

Yayın Tarihi : 11 Mart 2013
18023
Altan Erbulak'la yeni bir tiyatro kuran Metin Serezli, bundan böyle tiyatro ile sinemayı bir arada yürütecek, ama beyazperdede «kötü adam» rollerine çıkmayacak.


Kocamustafapaşa... Durağın 300 metre ötesinde, sinemaların bulunduğu yerde yeni bir inşaat... Başınızı biraz kaldırınca kocaman bir levha ile karşılaşıyorsunuz: «Çevre Tiyatrosu..» Hemen yanında, biraz daha ufak puntolarla yazılmış iki isim: Metin Serezli - Altan Erbulak... Kalas yığınlarının, harçların arasından geçerek salona doğru ilerliyoruz...

Sahnede uzun boylu, genç bir adam var. Eliyle duvarı işaret ederek bir şeyler anlatıyor. Yanına yaklaşıyoruz ve «Merhaba» diyoruz «Hayırlı olsun...» Evet, o gün Metin Serezli'yle konuşmamız böyle başladı işte... Ve daha tamamlanmamış kuliste, boya kokuları arasında Metin Serezli'nin sözleriyle bakın nasıl devam etti:

- «Dormen Tiyatrosu'ndan ayrıldığım zaman kendi kendime söz vermiştim. Bir daha tiyatro yapmayacaktım. Laf! Tiyatro bir insanın kanına girmeye görsün. Kim onu bu amansız hastalıktan kurtarabilir? Hiç kimse...»

- «Ya sinema?»

- «O da bütün hızıyla devam ediyor. Ama Eylül ayı için çalıştığım şirketlerden izin aldım. Sağ olsunlar kırmadılar beni.. Bu, her yıl böyle olacak...»

Metin Serezli'yi bu sefer başka bir soru bekliyordu: «Peki sinema çalışmalarınızın çok hızlı olduğu şu günlerde tiyatro sizi kösteklemeyecek mi?» Metin Serezli

Serezli bu soruyu kendisine çok evvel sormuş ve cevabını da vermiş olmalı ki, sorumuzu bir solukta cevaplandırdı:

- «Katiyen.. Bunun hesabını çok önceden yaptım. Şunu unutmayın, şimdi bir tiyatro oyuncusu değil, sahibiyim. Oyunlara, film çalışmalarını istediğim gibi ayarlayabilirim. Ayrıca, tiyatro mevsiminin en hareketli ayları olan kış aylarında, bilirsiniz, film çalışmaları yavaşlar. Aslına bakarsanız film çalışmaları benim için doyurucu. Bugün sinemada belli bir yere geldim şüphesiz. Bunu, isterseniz size rakamlarla izah edeyim. 1969 yılının Ekim ayından beri tam 25 filmde rol aldım. Halbuki sinemaya adımımı attığım 1959 yılından 1969 yılına kadar, yani 10 yıllık süre içinde, sadece 10 filmde oynamıştım. Nedenlerini soracak olursanız, tabii bana göre, 1959 yılında yaptığımı iki filmim, filmcilerin tabiriyle «yatmıştı». Yani seyirci hoşlanmamış, film para kazanmamıştı. Halbuki 1969 yılında, yani sinemaya döndüğüm yıl yaptığım iki film ise, yine filmcilerin tabiri ile korkunç derecede «iş yaptı». Ondan sonra filmler filmleri kovaladı ve Metin Serezli, az önce belirttiğim gibi, belli bir çizgiye geldi..»

Metin Serezli gözlerini bir süre tiyatronun içinde gezdirdi, sonra kaldığı yerden konuşmasına devam etti:

- «Bu arada, sinemayla ilgili yeni bir karar aldım. «Kötü adamlığa» veda ettim. İtiraf etmem gerekir ki bu kararı almama biraz da seyircilerimden gelen mektuplar sebep oldu. «Aman Metin Bey...» diyorlardı, «Sizi kötü adam rollerinde görmek istemiyoruz biz.» Bana soracak olursanız rolün iyisi kötüsü olmaz. Ancak o rolü oynayan iyi veya kötü artist olabilir.»

1959-69 yılları arasında 10 film çeviren ve bu adetin iki buçuk mislini son iki yıla sığdıran Metin Serezli, perdemizin özlediği bir «kötü Adam»dı. Kötü adamlığını seyircinin gözüne sokmadan, dişlerini sıkıp yüzünü buruşturmadan, yahut bıyığını burup kaşını kaldırıp korkunç kahkahalar patlatmadan, sadistçe davranmadan seyirciye hissettiriyordu. Ama gelin görün ki seyirci Metin Serezli'yi ille de «iyi adam» olarak görmek istemiş bir kere... O da, onların isteğine boyun eğmiş, iyi adam olmuş...

Ve Kocamustafapaşa semtinin daha bitmemiş bir tiyatro binasında, boya kokuları arasında Metin Serezli sözlerini şöyle noktaladı: «Bakalım bizim tiyatro hikayesi nasıl bitecek?»

Gönül, her şeyin iyi bitmesini istiyor...