Meral Zeren, dört kilo verdi, muradına erdi

Yayın Tarihi : 29 Ekim 2012
67228
Sahneden beyazperdeye geçen Meral Zeren'in en büyük arzusu başrollere yükselmekti. Sonunda fazla kilolarını atıp, iyice incelerek bu hedefine ulaştı.

Herhalde kadınlar, tarihin hiçbir döneminde, 20. yüzyıldaki kadar şanslı olmamışlardır. Yalnızca onlar için çalışan milyonlarca insan, dişi yaratıkların güzelliği için çırpınmakta ve Havva'nın torunlarını mutlu etmeye uğraşmakta.

Modacılar, terziler, berberler, saunalar, güzellik enstitüleri ve sayılmakla bitmeyecek kadar çok kuruluş, geçimlerini hanımların portföylerinden sağlamaktadır. Tabii, hanımlar da genellikle erkeklerden!

Artık çağımızda güzellik, yaşamın vazgeçilmeyecek temel direklerinden birisidir. Neye mal olursa olsun ve ne denli sıkıntı getirirse getirsin özellikle kadınlar, sonuçta aynanın karşısına geçip kendilerini beğenmek için bunların tümüne katlanmaya hazırdırlar.

Şimdi burada sözü, Türk sinemasının genç oyuncularından Meral Zeren'e bırakalım ve onun, biraz daha güzelleşmek için verdiği dört kilonun hikayesini dinleyelim:

- «Aslında zayıflama çok basit bir şey. Önemli olan, insanın bunun gereğine inanması. Ben altı ay önce grip olmuştum. 15 gün evde yatıp dinlenince, biraz şişmanladım. Fakat film çalışmaları filan derken baktım ki bu fazlalıklar yerleşecek, hemen rejime girdim. Zayıflamak için neler mi yapıyorum? Gıda rejimi, cimnastik, parafin banyosu ve sauna. Bir kere kilo vermek istiyorsanız, hamur işlerinden vazgeçeceksiniz. Böreklere, makarnalara, pilavlara ve tatlılara paydos. Bunların yerine bol bol ızgara et, sebze ve meyve yiyebilirsiniz. Tabii, salata ile beyaz peynir de...»

Ataköy plajının çimenlerle süslü terasından gelip geçenler, göz ucu ile güzel oyuncuya bakarken, o kendinden emin, SES objektifine poz veriyordu.

Genç yıldız bir ara yüzüme baktı ve soruverdi:

- «Peki, siz nasıl formunuzu koruyorsunuz böyle?»

Önemsemez bir tavırla, «Hiç sormayın.» dedik.

Çok şükür bir şey sormadı, Meral Zeren... Eğer işi kurcalasaydı, çocukluğumuzdan beri şişmanlamak için içtiğimiz hapların, kuvvet şuruplarının tek tek adını sayacak, hamur işlerine olan düşkünlüğümüzden söz edecek ve buna rağmen, rüzgârlı havalarda sokağa ağırlıkla çıkmak zorunda kalışımızın güçlüklerini anlatacaktık. Ayrıca onun, parafin banyosu ve sauna hakkında söylediklerinden sonra, doğrusu biraz gözümüz korktu. Eğer şişman olsaydık, her halde zayıflamak için mütevazı bütçemizin tamamı, güzellik enstitülerinin kasalarını doldurur ve biz açlıktan zayıflardık. Boşuna dememişler «Allah, dağına göre kar verir» diye.

Fotoğraf çekimine kumsalda devam etmek için merdivenlerden inerken, hafif şişman iki genç kız, genç oyuncuyu tepeden tırnağa süzdüler, sonra içlerinden biri, «Aaaaa Meral Zeren...» dedi. «Ne kadar zayıflamış. Darısı başımıza...» Anlamlı bir gülümseme ile yüzümüze baktılar ve salına salına merdivenleri tırmandılar.

Küçücük bikini mayosu ile sıcak kumlara uzanan Meral Zeren, yüzünü güneşe verdikten sonra, «Buraya gelişimiz çok iyi

oldu» dedi. «Hem ziyaret, hem ticaret. Bir bu çuk aydan beri ilk defa denize giriyorum. Haziran'da film çekimi için Antalya'ya gitmiştik. Orada iyice yandım. Fakat İstanbul'a döndükten sonra işler öyle bir hızlandı ki, inanın kendimi unuttum. Yooo, yooo şikâyet etmiyorum. Aslında benim istediğim buydu. Yeşilçam'da iki yıllık bir geçmişim var. Üstelik ben, bir yarışmadan da gelmediğim için, türlü zorluklarla karşılaştım.»

Sonra, bugüne kadar 21 film çevirdiğini söyledi, Meral Zeren. Bunların sonuncusu hariç, hepsinde başrolü bir başka oyuncu ile paylaşmış. Ayrı bir deyişle yapımcılar, onu tek başına oynatmaktan korkup, takviye etmişler. Ama sonunda muradına ermiş. Şimdi Osman Seden'in yönettiği «Ali ile Zeynep» adlı filmde ilk başrolünü oynuyor. Üstelik, oldukça kalabalık bir kadrosu var filmin.

Seden, genç yıldızın geleceğinden emin olduğu için, filmin ağırlığını da onun üzerine yıkmış, işte bu nedenle kendisini, büyük bir sınav öncesinde olduğu gibi çok heyecanlı hissediyormuş. Film, hem Adana Film Festivali'ne katılacağı, hem de Zeren'in oldukça yüklü bir rolle seyirci karşısına çıkacağı için, iki ayrı yönden önem taşıyormuş.

Cümlesini tamamlayıp ayağa kalktı, güzel yıldız. Üzerindeki altın sarısı kumları silkeledikten sonra, neşeli bir yürüyüşle, büfeye doğru gitti. Bildiğimiz kadarı ile bütün bu meşrubatlar, kilo almasına yol açıyordu. Ancak Zeren, rahat bir gülümseme ile, «Ben artık zayıfladım» dedi. «İstediğim gibi yeyip, içebilirim. Tabii, jimnastik yapmaya devam ederek.»

Bardağın içindeki kamış, küçük kabarcıklara uyarak sallanıyordu. Zeren, Nilüfer'in «Dünya Dönüyor» adlı şarkısını pes bir sesle mırıldanmaya başlayınca, iki yıl önce gazino neonlarında adı yazılan genç bir şantözü, hatırladık. Meral Zeren'di, adı. Sesi ve fiziği güzel olmasına rağmen, müşterilerin gazinoya yeni gelmeye başladığı saatlerde sahneyeçıkıyor ve programını tamamlayıp, evinin yolunu tutuyordu. Sonra sinemaya girmiş, adını duyurmayı başarmıştı. Gazino patronlarının, artistleri sahnelerine çıkartmak için büyük paralar ödedikleri bir dönemde, o oyunculuğunu ispatlamaya, sinemada bir şeyler olmaya çalışmıştı, iki yıl sonunda da istediği yere henüz geldiğini söylüyordu.

(15 Eylül 1973)