Marlon Brando'nun İstanbul'daki aşk kaçamağı

Yayın Tarihi : 20 Eylül 2010
17569
Dünyanın gelmiş geçmiş en büyük aktörünün, 1967'de İstanbul'daki iki günlük ziyaretinden ilginç anektodlar...

 

Sarıyer sokaklarında, sıradan biri gibi yürüyen bir dünya devi... Marlon Brando, arkadaşı James Baldwin'le birlikte, bir balıkçı meyhanesinden çıkmış ...Sarıyer'deki salaş bir balıkçı meyhanesinden az önce çıkan Amerikalı, siyahi bir dostunun kolunda, güçlükle yürüyebiliyor. Belli ki "Yeni Rakı" ile "Doluca" şarabı karışınca, iyice çarpılmış.

Yanından gelip geçenlerin büyük bölümünün sadece sıradan bakışlar attığı bu adam, "sıradan" sözcüğünün en az uyacağı insanlardan biri: Marlon Brando...

Birçok otorite tarafından "gelmiş geçmiş en büyük aktör" olarak nitelenen Marlon Brando, 80 yıllık uzun ve sıra dışı yaşamını 2004'te noktalarken, gerisinde, rol aldığı filmlerdekinden çok daha "çevrilmeye" değer bir hayat ve hafızalarımıza kazınan dev bir isim bıraktı.

Marlon Brando'nun filmleri ve yaşamı her yerde yazıldı, yazılacak. Biz size, onun İstanbul'daki iki günlük aşk kaçamağını anımsatacağız...

1967 Şubat ayının sonları... Kahire'den gelen bir uçaktan sarışın, uzun boylu, yakışıklı bir erkekle, esmer tenli, çıtı pıtı bir genç kadın indi. Erkek, ünlü aktör Marlon Brando'dan başkası değildi. Brando, yanındaki genç kadını "özel sekreteri" Hester Angerson olarak tanıttı.

Ancak ikili, Hilton Oteli kayıtlarına "Bay ve Bayan Brando" olarak yazıldı ve gündeliği bin 200 lira olan "Karadeniz Dairesi"ne yerleşti. Brando'nun İstanbul'a 5 günlük bir "dinlenme" gezisi için geldiği açıklandı. Ancak basının özellikle beraberindeki kadın konusuna gösterdiği ilgi nedeniyle ünlü aktör İstanbul'da sadece 50 saat kalabildi. İstanbul'un camilerini ve tarihi yerlerini çok merak ettiğini belirten Brando, gazetecilerin ilgisi nedeniyle odasından sadece üç kez çıktı.

Marlon Brando, Kapalıçarşı'da.. Önde, İstanbul'a birlikte geldiği sevgilisi yer alıyor.İlkinde 4 yıldır Rumelihisarı'nda bir yalıda yaşayan Amerikalı siyahi yazar dostu James Baldwin ile Sarıyer'deki bir balık lokantasına gitti. İkincisinde sevgilisini Londra'ya yolcu etti. Üçüncüsünde ise Karaçi'ye uçmak üzere havaalanına gitti.

İstanbul'dan ayrılmadan önce, gazetecilerle bir araya geldiği Hilton Oteli'nde kendisine Amerikan kahvesi ikram edilen Brando, bunu reddedip, Türk kahvesi istedi. Otelin o dönemdeki sembolü olan meşhur "kahveci güzeli" kendisine fal baktı.

Anlatılanları sakin bir sekilde dinleyen dev aktör, sonrasında masadaki büyük çay fincanını eline aldı ve şöyle dedi: "Benim aşklarımı anlatmanız için aslında bu kadar büyük bir fincan gerek."

Gazetecilerle yaptığı görüşmede dünyadaki yoksulluk üzerine görüşlerini açıklayan Brando, "Komünistler de, kapitalistler de 'Allah bizimle' diyor" şeklinde konuştu. Gazeteciler ise "açlık" yerine "aşk hayatı" konusundaki soruları tercih etti.

"İstanbul'a mutlaka bir daha geleceğim" diyerek şehirden ayrılan büyük aktör, bu sözünü hiçbir zaman yerine getiremedi.

(Yazı: Azize Bergin - Hayat Dergisi - 2 Mart 1967)

* * *

İstanbul'da James Baldwin'le birlikte Marlon Brando'yu ağırlayan ünlü tiyatro sanatçısı Engin Cezzar, 2004 yılında, Hürriyet'ten Azize Bergin'e bu ziyaret hakkında konuştu. Cezzar şunları söyledi:

James Baldwin, Marlon Brando ve Engin Cezzar, havaalanına gitmek üzere otomobile binerken..."Gazetecilerin ilgisi nedeniyle sokağa çıkamıyorduk. Çaresiz kalıp Rumelihisarı'ndaki evde saatlerce oturduk. Marlon Brando, boğazına çok düşkündü. James Baldwin ona güzel yemekler pişirmişti. Dışardan da bir sürü öte beri getirttik. Yemek faslı bitmek bilmedi."

"Zaten Marlon Brando'nun son yıllardaki hali de onun bu yeme zaafının bir sonucuydu. İstanbul'a gelmeden önce İsviçre'deki bir zayıflama çiftliğinde bir süre tedavi görmüş ve hayli kilo vermişti. Hilton'daki odasında pantolonunu göstererek 'Giyeceklerim bollaştı. Bana bir kemer bulsana' dedi. Hemen kemer buldurduk, gömleğini giydi, dışarıya çıkmaya hazırlandı."

"1957 yılında Amerika'da Actor’s Studio'da öğrenim görüyordum. Elia Kazan hocamızdı. Marlon Brando da o okulun mezunlarındandı ve okulun diğer öğrencileri gibi o da sık sık okula gelirdi. Bu ziyaretlerinden birinde onunla tanıştık. Ayaküstü sohbet ettik. 'İhtiras Tramvayı' filmiyle birden şöhrete ulaşan Brando, okulunu, hocalarını ve arkadaşlarını hiç ihmal etmiyordu."

Engin Cezzar, Marlon Brando ve James Baldwin yemekte..."Daha sonra James Baldwin'in Giovanni'nin Odası isimli eserini Broadway'de sahneye koymak istedik. Oyunun iş yapması için tanınmış bir oyuncunun kadroda yer alması gerekiyordu. Marlon Brando, Paul Newman ve bir başka aktöre teklif mektubu yolladık. Marlon Brando'dan cevap alamayacağımızı sanıyorduk. Oysa sadece ondan cevap geldi. Bu oyunda rol alabileceğini bildirmişti. 50'lerin Amerikası'nda eşcinselleri konu alan bir oyunu sahnelemek pek kolay değildi. Daha sonra bazı aksilikler oldu ve biz bu projeden vazgeçtik."

"Marlon Brando, gerçek kişiliğini her zaman gizledi. İnsanları, olayları umursamaz görünürdü ama kendine özgü ciddi politik düşünceleri vardı. Ezilenleri, haksızlığa uğrayanları her zaman korur, desteklerdi. Yürüyüşlere, protestolara katılması, olayın boyutlarını değiştirirdi. Siyahlar, Kızılderililer, engelliler, yoksullar, Marlon Brando'nun en çok ilgilendiği topluluklardı ve onlara yardım için servet harcamaktan geri kalmazdı."