Sinemadaki ilk günleri (4) Kartal Tibet

Yayın Tarihi : 07 Ocak 2016
7759
Kartal Tibet, Karaoğlan'la şöhreti yakalamıştı ancak bazı prodüktörler, "Başka filmde oynayamaz bu çocuk. Tipi müsait değil" diyordu...

 

Bundan altı yıl önce sadece Ankara'deki tiyatro çevrelerinin tanıdığı bir aktör olan Kartal Tibet'in bugün milyonlarca hayranı vardır. Yılmaz Güney ve Cüneyt Arkın gibi iki büyük devden sonra Türk sinemasının üç numaralı ismidir. Ünlü yıldız sizlere bu sayfada, Fatma Girik, Cüneyt Arkın, Hülya Koçyiğit'ten sonra sinemadaki ilk günlerini anlatacak.

Kartal Tibet, gençliğinde bir tiyatro oyununda...Yıl 1965... Tiyatro çevrelerinde «iyi bir oyuncu» olarak tanınan Kartal Tibet isminde genç bir aktör yaşar Ankara'da. Daha 12 yaşında küçücük bir çocukken «Kara Boncuk» piyesindeki oyunu ile kendini seyredenlere geleceğinin ne olacağını müjdelemiş...

«Bu çocuk büyük kabiliyet. İmkanı olsa da Avrupa'da tiyatro öğrenimi yaptırsak» dedirtmiştir. Sonra aradan geçen on yıl içinde Kartal Tibet, Ankara Atatürk Lisesi'ni, Devlet Konservatuvarı'nın Tiyatro Bölümü'nü bitirir. «Hamlet», «Othello», «Bizim Şehir», «Caligula» gibi piyeslerde rol alır. Bu arada dört arkadaşıyla birlikte kurduğu Ankara Meydan Sahnesi'nde beş piyesin rejisörlüğünü yapar. Her şey iyi, güzeldir, Kartal Tibet tiyatro çevrelerinde şöhrete ulaşmıştır ama, maddi sıkıntılar içindedir. Kirada oturmaktadır, tiyatrodan aldığı para kafi gelmemektedir.

İşte bugünlerde Kartal Tibet'in kafasına Yeşilçam takılır. Daha doğrusu Yeşilçam, Kartal Tibet'in kafasına çok öncelerden takılmıştır da, bir türlü kesin kararını verememiştir. Ama şimdi kararlıdır. Sinemanın bir aktöre ne verebileceğini çok iyi bilmektedir. Kartal Tibet'in kafasının içinde sinema ile ilgili fikirlerin, düşüncelerin yoğunlaştığı bir sırada Suat Yalaz, İlhami Soysal, Aydın Köker gelirler tiyatronun kulisine... «Kartal Bey sizi 'Karaoğlan' filminde oynatmak istiyoruz» derler. «Bu film için açtığımız yarışmada istediğimiz özelliklere sahip birisini bulamadık. Uzun uzun düşünüp taşındıktan sonra sizde karar kıldık»

Suat Yalaz, Kartal Tibet'e Karaoğlan rolünü teklif ettiği görüşmede...Gelin bundan sonrasını, sinemadaki ilk günlerin hikayesini Kartal Tibet'in kendi ağzından dinleyelim:

- «Sevinçle karışık bir heyecan kapladı içimi bu beklenmeyen teklif karşısında. Gözlerimin önüne gazetelerde, mecmualarda boy boy fotoğrafları yayınlanan sinema artistleri geldi. Ayhan Işık'lar, Yılmaz Güney'ler, Cüneyt Arkın'lar, Eşref Kolçak'lar, Orhan Günşiray'lar... On binler, yüz binler... Setler, galalar, alkışlar, her gün postacının taşıdığı kucak dolusu hayran mektupları... Hiç düşünmeden 'Evet' dedim.»

Kartal Tibet konuşmasının burasında bir an duraklıyor. Sanki o günleri, o saatleri, o dakikaları
yeniden yaşamak istiyormuşcasına gözleri dalıp gidiyor. Kolay değil, her işin ilk günlerinin önemli bir yeri vardır insanın hayatında. Hele bu ilk günler, şan, şeref, şöhret ve servetle dolu, gelecek günlerin müjdecisi olursa...

Kartal Tibet, Karaoğlan Altay'dan Gelen Yiğit filminin setinde Suat Yalaz ile...- «Evet nerede kalmıştık? 'Karaoğlan' filmine başladığım ilk günü hiç unutmam. Bambaşka bir insandım o gün. Kalbim küt küt atıyor, başım ağrıyor, elim ayağım titriyordu. Sıkıntıdan yüzümde kırmızı kırmızı lekeler peydah olmuştu. Bereket, atın üstünde olduğum için kameranın sesini duymuyordum ve setteki diğer insanlardan da uzaktaydım. Yoksa, kim bilir, belki de kıvıramazdım bu işi. Bütün sahne tecrübeme rağmen... Zira, sinema o kadar farklıydı ki sahneden»

- «Karaoğlan filmi büyük ilgi gördü ve beni bir anda şöhrete ulaştırdı. Fakat sağdan soldan kulağıma çatlak sesler geliyordu. Son derece canımı sıkıyor, moralimi bozuyordu bu konuşmalar. Birkaç büyük prodüktör: 'Başka filmde oynayamaz bu çocuk. Tipi müsait değil' demişler. Şimdi aynı prodüktörlerin benden gün alabilmek için peşimden koştuklarını görünce 'Hey gidi dünya hey' demekten kendimi alamıyorum. Bu arada 'Karaoğlan'a başlamadan önce, birkaç kişi de: 'Kısa boylu, şişman birisidir o. Sakın ona başrol verme, filmini rezil edersin, mahvolursun' diye nasihatta bulunmuşlar Suat Yalaz'a. Bugün kimler olduklarını biliyorum bu şahısların. Beni görünce başlarını önlerine eğip geçiyorlar yanımdan. Prodüktör, rejisör oldukları halde, bölge işletmecilerinin baskılarına rağmen, film teklif edemiyorlar bana. Çünkü alacakları cevabı biliyorlar.»

Kartal Tibet, ikinci filmi olan Hıçkırık'ta Hülya Koçyiğit ve Ediz Hun ile...- «Bugün Bebek'te 400 bin lira değerinde bir katım, Kumburgaz'da 150 bin lira değerinde yazlık dairem, 200 bin lira değerinde Mercedes marka bir otomobilim, kenarda köşede de 3-5 kuruş param var. Servet ve şöhret sahibiyim. Bütün bunları bana sinema verdi. Nankörlük yapamam. Onun için ben de elimden geldiği kadar sinemaya bir şeyler vermeye çalışıyorum.»

Ve Kartal Tibet'le vedalaşıp ayrılırken bakıyoruz o gene dalgın dalgın düşünüyor eski günleri...

(Yazı: Cahit Poyraz - Ses Dergisi - 23 Ocak 1971)