İdil Biret - Dün harika çocuktu, bugün harika bir sanatçı

Yayın Tarihi : 20 Kasım 2016
1438
15 yıl evvel tombul ve sevimli bir "harika çocuk" olarak Paris'e giden İdil Biret, artık milletlerarası alanda ülkemizin gururu olan başarılı bir sanatçı...

 

İdil Biret, 'harika çocuk' olarak adlandırıldığı günlerde (soldan sağa) dayısı Profesör Nurettin Şazi Kösemihal, babası Münir Biret ve hocası Nadia Boulanger ile...İstanbul, Ankara, İzmir ve diğer bazı şehirlerimizde resitaller vermek veya orkestra refakatinde solist olarak çalmak için İstanbul'a gelen ünlü piyanistimiz idil Biret ile onun müzik yönünü ilk defa bulan kimse olan dayısı Profesör Nurettin Şazi Kösemihal'in Modada'ki evinde konuştum. Bundan 15 yıl evvel İdil'in harika çocuk olarak İstanbul'dan Paris'e gittiği zamanki hali gözümün önüne gelmişti. Küçücük, siyah kıvırcık saçlı, tombul, sevimli bir çocuktu. Bugünse kahverengi jarse döpiyesi, açık kestane saçları ve incecik vücuduyla zarif bir genç kız olan İdil Biret'te, değismeyen sadece böcek gibi parlıyan koyu kahverengi gözleriyle, tevazu ve sevinçle kıvrılan dudaklarıydı.

Tarihi bir fotoğraf... Sanat dünyamızını üç 'harıka çocuk'u Ayşegül Sarıca (solda), Suna Kan ve İdil Biret bir arada... Öğrencilik yıllarında sık sık bir araya gelen bu üçlünün her biri Paris Konservatuarı'nı kendi dallarında birincilikle bitirmişti...Resmi vazifesi, Ankara'da Riyaseti Cumhur Filarmoni Orkestrası'nın solisti olan İdil Biret'in daimi ikametgâhı Paris'te. Zaman zaman tatilini geçirmek ve memleketimizde konserler vermek için gelen İdil, Dışişleri Bakanlığı'nın ilgili dairesinin hazırladığı programa uygun olarak, kültür yolu ile propagandamızı yapmak için yabancı memleketlerde konserler veriyor. Ayrıca kendi adına tertiplenen konserleri de var. İdil Biret, Ankarada'ki orkestramızın dışında, başka büyük bir orkestraya bağlanmak istemiyor. Daha evvel Fransa'nın en eski ve iyi orkestralarından «Societe de Concert du Conservatoire» ile dört yıllık bir kontrat imzalayan sanatçı, Paris'te teklif aldığı halde başka hiçbir orkestra ile çalamamış.

Şimdiye kadar memleketimiz ve Paris'te verdiği konserlerin dışında Yunanistan, italya, İspanya, İsviçre, Almanya, Rusya, Finlandiya, İsveç, Norveç, Hollanda, Belçika, İngiltere, Amerika ve Kanada'da memleketimizi temsil eden genç sanatçımız gittiği yerlerdeki dinleyicilerinden daima memnun kalmış.

Çaldığı eserler bütün dünyanın malı olduğu için, her yerde aynı tip dinleyiciyle karşılaşıyor. Fakat özellikle Amerikan, Rus, Alman, İngiliz ve Finlandiyalı dinleyicileri beğeniyor. Dünyanın en ünlü orkestralarından çoğu ile çalan idil Biret, her orkestranın ayrı bir şahsiyeti olduğunu belirttikten sonra, Boston ve Londra Senfoni Orkestralarını bilhassa tercih ediyor.

İİdil Biret, yetişmesinde büyük emeği olan hocası Nadia Boulanger ile...dil Biret, 1958 Aralık ayında Londra'nın ünlü Wigmore Hall'ünde ilk resitalini vermeye gelmişti. Ben de dinleyicileri arasındaydım. Prokofief'in bir eserini, saçları dağılmış, kendisinden geçmiş bir halde çalarken, birden piyanonun pedalı kırılmıştı. Hemen arkamda oturan İngilizlerin en ünlü piyanisti Clifford Curzon endişe ile bir «Ah!» sesi Çıkarmış, fakat İdil dinleyicilerine farkattirmeden Prokofief'i tamamladığı gibi, istekler için de ayrıca başka parçalar çalmıştı.

Kendisine bu olayı hatırlatarak, buna benzer başka bir olayın başından geçip geçmediğini sordum. Gülerek, «Stalingrad'da bir resital verirken, sahne meyilli olduğu için piyano kaymaya başlamıştı. Bir yandan piyano kayıyor, bir yandan da ben sandalyem ile onu takibediyordum. Bu olayı hiç unutmam. Çünkü o gün doğum günümdü» dedi ve hemen ilave etti: «Diğer bir doğum günü hatıram da, Amerikadaki konserim sırasında, Başkan John F. Kennedy'nin öldürülmesidir»

İdil Biret, Robert Kolej'deki bir konserden sonra dinleyicileri selamlıyor...Çocukluktan beri sevdiği Bach ve Brahms'a ilave olarak, Boulez gibi ultramodern kompozitörleri seven İdil Biret, «Bir sanatçının başarılı olması için sadece birkaç kompozitöre bağlı kalmaması, hepsini etüt etmesi şart» diyor.

Dinlenme zamanında durmadan okuyan idil Biret, biraz zaman bulsa resme başlayacak. Çok sevdiği halde Paris'teki resim sergilerini bile dolaşamadığından şikayet eden genç sanatçımızın diğer bir merakı da antika eşya toplamak. Fakat şimdilik konserlerinden aldığı parayı sırf geçimine sarfettiği için, bunu belki ileride yapabilecek. Tabii, ileride de maliyeciler buna fırsat verirse.

İdil Biret, 22 Kasım 1963'te, New York'taki Lincoln Center'da Boston Senfoni Orkestrası eşliğinde verdiği konserde... Bu konserin ortasında, salona ABD Başkanı John F. Kennedy'nin öldürüldüğü haberi geldi. Sahneye çıkarak olayı aktaran Boston Senfoni Orkestrası Başkanı Henry B. Cabot, müziğin en önemli teselli unsuru olduğunu belirterek, konserin devam etmesini istedi...Londra'daki konserlerinde hep Dior'dan elbise giyen idil ile biraz da modadan bahsettik. Dior veya başka ünlü bir modaevinin elbisesinin olması, onun için hiç önemli değil. Çünkü o daima gözalıcı ve mübalağalı elbiselerden çok, sade, modası çabuk geçmeyecek klasik modelleri, küçük yakalı sade elbiselerle, Çin stilini tercih ediyor.

İdil Biret'e artık çocukluk yıllarını arkada bıraktığına göre evlenmek hususunda ne düşündüğünü sordum. Biraz sıkılarak bunun çok şahsi bir konu olduğunu, şimdiye kadar birçok teklif aldığını, fakat henüz evlenmeyi düşünmediğini, çünkü hala onun için ilk sırada, vereceği konserlerin önemi olduğunu söyledi.

Bir zamanların "harika çocuk"u İdil Biret, bugün artık milletlerarası alanda kendisini bir Türk sanatçısı olarak tanıtmanın mutluluğunu duyuyor...

(Hayat Dergisi - 5 Mart 1964)