Hulusi Kentmen - Yeşilçam'ın amirali!

Yayın Tarihi : 19 Aralık 2016
3319
Hulusi Kentmen emekli olana kadar, denizci astsubaylık ile tiyatro ve sinemayı bir arada götürmüştür. Arkadaşları kendisine "Amiral" diye hitap eder...

 

Elde beyaz eldiven, sırtta mavi-beyaz çizgili süveter, başta denizci kasketi... Hulusi Kentmen, amiral gemisinin ufku gözetleyen komutanı gibi.Hulusi Kentmen, günümüzde Bulgaristan'da kalan Tırnova şehrinde 1912'de doğdu. Posta Telgraf Müdürü Ali Bey'in iki çocuğundan büyüğüydü. Daha birkaç aylıkken Balkan Harbi çıkmış, aile İstanbul'a göç etmişti.

İstanbul'da, Kasımpaşa Hasköy'deki «Gedikli Zabit Namzet Mektebi»ne girmiş ve 1930'da «Makine Sınıfı Motor Şubesi»ni bitirip mezun olmuş. Gerisini kendisinden dinleyelim:

- «Okula girdiğim 1927 yılından itibaren İstanbul'daki tiyatroları takip etmeye başladım. Okuldan çıkınca tiyatro sevgim daha da arttı. 'Ben de şu tiyatrolarda oynamalıyım' diyordum kendi kendime. Nihayet 1938'de İstanbul Deniz Kumandanlığı'na tayin edildim. İki yıl Mecidiye Kruvazörü'nde, altı yıl denizaltılarda çalışmıştım. İstanbul'a yerleşince Kadıköy Halkevi'ne yazıldım.»

- «İlk defa, 30 Ağustos 1938'de, Reşit Baran'ın rejisinde Kadıköy İskele Meydanı'na Hulusi Kentmen, emekli oldu ama denizcileri halen çok sever.kurulan seyyar sahnede 'İstiklal' piyesini oynayarak, ecnebi zabiti rolüyle, sahneye çıktım. Reşit Baran oyunumu beğendi. Kadıköy Halkevi'nde 'Hissei Şayia' da Tahir Bey rolüne çıkardı. Sonra Beyoğlu Halkevi'ne geçtim. Orada tiyatroyla uğraşanların hepsi yüksek tahsil yapmışlardı. 'Bu adamların seviyesine çıkacaksın. Yoksa çekil aralarından' dedim kendi kendime. Lise imtihanlarına hazırlandım. İstanbul Lisesi'nde 'hariçten' imtihana girdim, mezun oldum, hukuk fakültesine yazıldım.»

- «Meşhur Burhanettin Tepsi, eşi Saniye Tepsi ile Fransa'dan dönmüştü. Şimdiki Dormen Tiyatrosu'nda (o zamanki adı Ses Opereti) profesyonel olarak sahneye çıktım. Piyesin adı 'Saatçi Baba Ramiz'di. Aynı yıl, 1940-41'de Rauf Ulukut 'Sürtük' filminde oynarken 'Seni arıyoruz, gel filme' dedi. Rauf, halkevinden arkadaşımdı. Filmin rejisörü Adolf Körner'di. Kabul ettim. 1943'te Sadi Tek ile çalışmaya başladım. Bana 'Othello' rolünü verdi. Sonra Vedat Örfi Bengü Tiyatrosu'nda Sezer Sezin, Handan Adalı ile oynadık. 1944 yılında Ses Tiyatrosu'na geçtim. Bir yandan da Ferdi Tayfur'un 'Senede Bir Gün' filmini çevirdim. Arkadan 'Kerimin Çilesi', 'İstiklal Madalyası', 'Köroğlu' filmleri geldi.»

Hulusi Kentmen, otomobilini harp gemisi kullanıyor gibi sürer!- «Ben bu tiyatro ve sinema faaliyetine devam ederken, ordudaki vazifemi aksatmazdım. Memurin Kanunu'nun bir maddesi vardır: 'Memur güzel sanatların herhangi biriyle meşgul olabilir, ancak herhangi bir menfaat mukabili olmamak şartıyla' der. Bundan istifade ettim. Ses Tiyatrosu'nda beni sahnede gören Deniz Hastanesi Başhekimi Emin Kip, İstanbul Deniz Kumandanı Amiral Zeki Tafdil Bayat'a: 'Paşam, bizim astsubaylardan Hulusi, Ses Tiyatrosu'nda sahneye çıkıyor. Bu, askerlikle telif edilir mi?' demiş. Şu cevabı almış: 'Bu, içtimai bir hastalıktır. Tedavisi size düşer.' İşte bir kumandanın töleransı bana bugünleri kazandırdı...»

Hulusi Kentmen, Çamlıca'da büyük bir arazi almış, köşk yaptırıyordu. Taksim Meydanı'nda hususi otomobili onu bekliyordu. Arabasının önüne geldik. 1956 model spor bir Ford Fairlaine». Rengi bile denize ve köpüklere benziyor... Mavili beyazlı...

Hulusi Kentmen, Deniz Müzesi Müdürü Yarbay Faruk Eruz'un kendisine hediye ettiği kalyon modelini masasından ayırmaz.Hulusi Kentmen, otomobiline bir harp gemisi komutanı edasıyla bindi. Etrafına bakındı, eldivenlerini taktı, klaksona dokundu: «Sesi gemi düdüğü gibidir» dedi. Direksiyonu, gemi dümenini tutar gibi kavradı. Yola çıktık. Hulusi Kentmen'in otomobilinin tablosunda kocaman bir pusula gözüme ilişti. Sordum, cevap verdi:

- «Pusulayı şaşırmayalım diye taktık» dedi.

(Yazı: Enis Rıza Olcayto / Ses Dergisi - 2 Kasım 1963)