Hiç kimse Türkan gibi göbek atamaz!

Yayın Tarihi : 18 Aralık 2015
4657
Türkan Şoray, Kahveci Güzeli filminin çekiminde, 40 yıllık dansözlere taş çıkarttı.

Bakırköy yakınlarında, «Şirinevler» denilen yerde bir çadır tiyatrosu... Anadolu'nun her yerinde rastladığımız tiyatrolardan, daha doğrusu «teyatora»lardan biri... Eski tahtalardan yapılmış, derme çatma bir «şano». Yani: Sahne... Sahnenin önünde tahtadan yapılmış park kanepelerinden berbat koltuklar. Sahnenin üstünde, kocaman ampullerin aydınlattığı bir saz heyeti... Ud, keman, darbuka, klarnet ve kanun... Fındık, fıstık, kabak çekirdeği yiyenler, bağıra çağıra konuşanlar... 

Alkış sesleri yükselmeye başlayınca sahneye siyah, parlak saçlı, gözleri ışıl ışıl parlayan, elma yanaklı, kiraz dudaklı bir kadın çıktı. Oynamaya başladı. «Ah»lar, «Of»lar, «Yandım Allah»lar yükseldikçe yükseldi. Dans bitti, fakat alkış bitmedi. «Bir daha, bir daha« derken, dansöz oynadıkça oynadı. Terledikçe terledi. Ama seyirciler onu seyretmeye doyamadı.

Bu «afet-i devran» rakkase, "Kahveci Güzeli" filminin oyuncusu Türkan Şoray'dan başkası değildi. Eğer bir gazinocu o gün bu çadırda olsaydı, «Milyonlarım ayağının dibinde... Gel gazinoma, her gece yarım saat göbek at, hepsini al ve git...» derdi. Ama o gün sette böyle bir kimse sette yoktu. Sadece prodüktör-rejisör Muzaffer Aslan vardı ve «Çok güzel oynadın Türkancığım. Dört yıl önceki 'Acı Hayat' gibi iş çıkaracak bir film yaptık...» diyordu.

(Ses Dergisi - 8 Kasım 1967)