Hakkı Devrim'in radyo günleri

Yayın Tarihi : 06 Mayıs 2012
8575
Televizyon programlarının dil ustası, tatlı-sert tontonu Hakkı Devrim'in İstanbul Radyosu'nda efektör olarak çalıştığı zamanlar... Hafta Dergisi'nin 1952 tarihli sayısındaki resim altında şunlar yazıyor: Hakkı Devrim'in üzerinde çalıştığı platolara radyodakiler "mutfak" derler... Hakkı, mutfağında radyofonik piyeslere tuzu biberi sayılan efekt ve müziği katar... Gördüğünüz plaklarla fırtınalar estirir, otomobilleri yürütür, denizi coşturur ve daha akla hayale gelmez sesleri elde eder. Resimde onu kontrol odasından Ekrem Reşit Rey'in verdiği direktifi kulaklığından aldıktan sonra, o sahne için lüzumlu efekti koyarken görüyorsunuz.


Televizyon öncesinde radyo vardı. TV dizilerinin yerine de piyesler... 1952 tarihli bir Hafta Dergisi'nde "radyofonik piyes"in nasıl yapıldığı anlatılıyor. Yazıdaki en büyük sürpriz ise son yıllarda televizyon yoluyla kendisini milyonlara sevdiren Hakkı Devrim'e rastlamamız... Hakkı Devrim o dönem İstanbul Radyosu'nun hazırladığı piyeslerde, rejisör Ekrem Reşit Rey'in asitanı olarak efektleri hazırlıyormuş...

**********

RADYOFONİK piyes nasıl yazılır veya herhangi bir sahne eseri nasıl radyofonize edilir? Başlıbaşına ihtisas mevzuu olan bu meseleyi bir yana bırakıp böyle bir piyesi bulduğumuzu farzederek işin stüdyoya intikal ettikten sonraki safhasına kısa bir röportajla göz atalım.

Radyolarımızda bir radyofonik temsilin oynanması, "söz ve temsil yayınları şefliği"nin tetkik ve tasvibinden sonra mümkündür. Piyes kabul edilip rejisörün de mütaleası alındıktan sonra mesele rol alacak elemanların, fon müziği ve efektlerin teminine gelir. Bu mühim vazife hiç şüphesiz temsilin oynanmasından birinci derecede mesul olan şahsın yani rejisöründür.

İstanbul Radyosu'nun "dram" veya "temsil" stüdyosu bu işlerin yapılması için bütün teknik buluşlara maliktir... Rejisörün temsili idare ettiği kontrol odasına girelim...

Ekrem Reşit Rey, piyeslerin oynanıp plağa çekildiği günlerde daima sinirli ve endişelidir, önünde büyük bir camdan stüdyoyu görüyor ve yanındaki hoparlörden aktörleri dinleyerek mikrofonla talimat veriyor. (Soldaki fotoğrafta İstanbul Radyosu'nun temsil rejisörü Ekrem Reşit Rey... Önünde kontrol konsolu, masada tamsilin metni ve kimi görürse uzattığı sigara paketi... Pür dikkat, daima asabi ve telaşlı.. Provalar esnasında bağırıp çağırır ve hatta saçını başını yolar görürseniz şaşmayın. Radyodakiler her radyofonik temsilin aynı zamanda onun birkaç tutam saçına mal olduğunu yakından bilir!)

Provanın sonlanndayız. Piyes artık pişmiştir.. "Plak alma" odasıyla yapılan kısa bir telefon konuşmasından sonra Ekrem Reşit Rey asistanı Hakkı Devrim'e işaret veriyor. Hakkı Devrim sinyal plağını çaldıktan sonra anonsunu yapıyor: "Muhterem dinleyiciler. Şimdi 'Usher'lerin Sonu' isimli radyofonik bir piyes dinleyeceksiniz. Yazan: Edgar Allan Poe. Radyofonize eden:...." Bir iki dakika süren anonsu dramatik bir müzik takip ediyor ve sonra piyeste iç spikerlik yapan Tank Gürcan'n sesi duyuluyor. Piyesin anrejistramanı başlamıştır.

Rejisörün temsilin devamına, dikkatini eserin üzerine teksif ve aktörlerin zamanında başlayıp bitirmelerini, efektlerin yerinde yapılıp yapılmadığını, fon müziği seviyesinin uygun olup olmadığını kontrol ettiğini görüyoruz.. Bütün stüdyoda büyük bir faaliyet var. Kontrol odasının camı arkasından bu faaliyeti safha safha takip etmek mümkün... Aktörler büyük bir güvenle rollerini yapıyor ve mikrofon başında işi bitenler sessizce bir kenara oturup bekliyorlar.

Fakat müzik ve efektleri idare eden asistan Hakkı Devrim bilhassa daimi bir endişe içinde. O da önündeki metinden eseri takip ederek efekt ve fon müziği plaklarını yerinde çalmak için uğraşıyor. Hakkı Devrim'in iki türlü platosu (gramofon) var. Bunlardan biri müzik içindir. Müzik temsil faaliyeti esnasında stüdyodan duyulmadan rolünü oynar. Efektler için üç platolu bir büyük gramofon kullanılır. Sound Effect Consol (Efekt Konsolu) adı verilen bu alet üzerindeki platolar vasıtasıyla aynı anda üç ayrı efekt yapılabilir ve bu sesler temsil esnasında aktörler tarafından da duyulur.

Temsil boyunca aktörler konuştular, bağırdılar, ağladılar, güldüler, rüzgarlar esti, gök gürledi ve nihayet temsilin sinyali tekrar duyuldu. Piyesin anrejistramanı sona ermiş günün en zevkli anı gelip çatmıştır. Plaklar getirildi, kahveler ısmarlandı, sigaralar tellendirildi... Şimdi plak üzerine alınmış temsil baştan sona kadar dinleniyor ve bu arada bazı ufak tefek hatalar münakaşa ediliyor, bir dahaki sefere tekrarlanmaması için notlar alınıyordu.. Fakat her şeye rağmen bütün elemanların neticeden gayet memnun olduklarını müşahede ediyor, onları müşterek bir eser meydana getirmenin gururu içinde terkediyoruz.
Abdurrahman Palay(Soldaki fotoğraf: Meşhur Amerikalı muharrir Edgar Allan Poe'nun "Usherlerin Sonu" isimli korkunç piyesinde rol alan sanatkarlar: Afif Yesari, Rauf Ulukut, Abdurrahman Palay, Zihni Küçümen ve Tank Gürcan heyecanlı bir sahnede.)