Türk Nostalji
Nilüfer Aydan, 4 yıl sonra dansözlüğe dönüş yaptı
Nilüfer Aydan, 4 yıl sonra dansözlüğe dönüş yaptı
 
Yeni yıldız Fatma Belgen, sinemayı yeni sevmeye başladı
Yeni yıldız Fatma Belgen, sinemayı yeni sevmeye başladı
 
Sibel Egemen, evde kuzu, sahnede kurt!
Sibel Egemen, evde kuzu, sahnede kurt!
 
Balıkkız Piraye Uzun, denize hasret kaldı!
Balıkkız Piraye Uzun, denize hasret kaldı!
Seher Şeniz, hep çıplaklıktan utanarak soyundu
Seher Şeniz, hep çıplaklıktan utanarak soyundu
1992'de intihar eden bir dönemin ünlü dansözü Seher Şeniz, hayatına giren hiçbir erkekle aydınlıkta sevişemediğini söylemişti.
3 Nisan 2012 Salı 23:28




Facebook
Google
Twitter
Yazdır


14 Mayıs 1992'de onu evinde ölü buldular. Yüzlerce hap ve iki şişe viski içerek intihar etmişti. Geriye bir mektup bırakmıştı: "Nihayet bu iğrenç dünyadan gitmeyi başardım. Ölmenin, ölmeye çalışmanın bu kadar zor olduğunu söyleselerdi alay ederdim. 15 yaşında anladım insanların ne mal olduğunu. Ben fahişe olmak için yaratılmamışım, hassas ve duygusalım. Öldüğümü kimse bilmesin. Peruklarımı yakıp, küllerini savurun. Müslüman geleneklerine göre gömülmek istemiyorum. Beni beyaz bir bornoza sarıp her yerimi kapatın o kadar"

Seher Şeniz'in yaşam öyküsü böyle noktalanmıştı. Komşularına "Avrupa'ya gidiyorum" demiş ama ölüm yolculuğuna çıkmıştı. O sıra dışı kadınlardan biriydi. Karşımıza hep çıplak çıktı. Ama çıplaklıktan utandığını çok az kişi bildi.

Size bu kez Seher Şeniz'i sunuyoruz, aslında hiç tanımadığınız Seher Şeniz'i... Ölümünden tam 11 yıl önce, Erkekçe'nin Mayıs 1981 sayısında yer alan aşağıdaki harika röportajı sonuna kadar okumanızı tavsiye ederiz. Fotoğraflar yine internette ilk kez yayımlanıyor...

**********

"Evlendiğim gece utancımdan, tam 2,5 saat banyodan çıkamamıştım. Bugün bile bir erkeğin yanında soyunmaktan utanırım. Yatak odam daima karanlıktır. Karanlıkta soyunur, karanlıkta sevişirim."

Adı, akla daima çıplaklığı getiren ünlü bir dansözün böyle konuştuğunu duyarsanız, belki şaşırırsınız, belki de "Hadi canım sen de" der geçersiniz... "Eğer Seher Şeniz de soyunmaktan utanıyorsa... Ya mazallah, bir de utanmasaydı..."

Ama siz ne derseniz deyin, gerçek bu... Onun hakkında bilmediğiniz daha başka gerçekler de var...

Seher, gerçek adı... Seher vakti doğduğu için kendisine verilen bu adı değiştirmeyi hiç düşünmemiş... Ama soyadını değiştirmiş. Asıl soyadı Başdaş. Ama sanat dünyasına girerken, bu adı cazip bulmamış. Bir arkadaşı ile oturmuşlar. Alelacele Şeniz'de karar kılmışlar. Ondan da pek memnun değil, ama artık değiştiremeyecek kadar ünlü...

İzmir'de, Narlıdere'de doğmuş Seher. Yıl 1948... Hiç çekinmeden söylüyor doğum tarihini... Sonra da gülüyor. "Benimle aynı tarihte doğan sanatçı arkadaşlarım henüz 27 yaşını geçmediler ama, ben nedense 32'ye geliverdim işte..."

Babasını hatırlamıyor.. Çok küçükken ayrılmış annesinden. Terkedip gitmiş. Gidiş o gidiş... Bir daha görmemiş... Aslında annesi, ablası ve ağabeyi ile de bağları pek yok... "Biz asla birbirine bağlı bir aile olamadık. Bir ailem hiç olmadı diyebilirim" diyor.

Başarabilirse, bu aileyi gelecekte kendisi kuracak. Ortaokul ikinci sınıfta bırakmış okumayı. Çünkü aklında, fikrinde hep artist olmak varmış. Artist dergisinin yarışmasına girmiş, 1964 ya da 65'te... Finale kalmış. Resmini arka kapakta yayınlamışlar. Ama annesinden gizli göndermiş fotoğrafını. Bir türlü de cesaret edip açılamamış. İzin alamamış. Finale katılamamış.

...Ve o yıl evlenmiş. 16 yaşında iken.. Hem de hiç sevmediği, istemediği bir delikanlı ile. Niye mi?.. Birisi, Medeni Hukuk'un bir maddesini ona hatırlattığından... "Bak kızım" demiş kulağına: "Ülkemizde rüşt yaşı 18'dir. Ama kızlar evlenme ile rüştlerine kavuşurlar. Başından bir evlilik geçerse, özgürlüğüne kavuşursun"... Hemen kabul etmiş, kendisine deliler gibi aşık olan çocuğun teklifini. Evlenmişler.

"Evlendiğim zaman, kadın ile erkek arasındaki biyolojik farkı bile bilmiyordum. Utançtan da ölüyordum. Tam 2,5 saat banyodan çıkamadım. İlk gecem tam bir felaketti. Ben tecrübesiz, o tecrübesiz. Öyle felaketti ki, tam 25 yaşıma kadar, 10 yıl bir daha seks düşünemedim. Erkeğe el süremedim. Bir ara kendimden şüphe etmeğe başladım... 'Acaba lezbiyen miyim, kadınlardan mı hoşlanıyorum' diye... Allaha şükür değilmişim... O 10 yıl süren bunalım, çok gerilerde, hayal gibi kaldı şimdi. Ama bakın, utangaçlığım geçmedi. Bugün bile bir erkeğin yanında soyunamam. Soyunurken yüzüm kızarır. Bunu gizlemek için de karanlıkta soyunurum. Hayatıma giren erkekler içinde, benimle aydınlıkta sevişen yoktur. Yatak odam daima karanlıktır. Aslında, gene şaşıracaksınız ama, seks benim için o kadar önemli değil.. Dünyanın en romantik insanlarından biriyim. Sevişmektense, saatlerce elele tutuşup oturmayı severim. Şovlarımda, kovalarla gül yaprağını sahneye döken hovardalar bilseler ki, ben aslında, zamanında verilmiş bir tek gülden daha büyük zevk alırım, bu beni daha fazla etkiler..."

Bu evlilik, bir ay sürmüş topu topu... Seher, rüştünü ispat edip, özgürlüğüne kavuşmuş. Oğlanın ailesi de, zengin bir mirasa konan bir akraba kızını kendilerine gelin diye daha çok yakıştırdıklarından, boşanma talebini iki etmemişler. Hakim bir celsede boşamış onları. Böylece herkes muradına ermiş.

1965 yılında Seher Şeniz'i "Caddebostan Plajı Güzeli" olarak tanımaya başlıyoruz artık. Bu yarışmada bir şöhret daha var: Seyyal Taner üçüncü olabilmiş ancak. (Soldaki fotoğrafta ortadaki Seher Şeniz "Plaj Güzeli", sağdaki 7 numaralı Seyyal Taner ise 3. güzel...)

Ertesi yıl, Türkiye Güzellik yarışmasına girmiş. Burada elde ettiği derece ikincilik. Kraliçe, Sevtap Eti olmuş...

"Sevtap güzel kız. Ama yarışma sırasında gerçekten formda değildi ve birincilik benim hakkımdı. Seyirci dakikalar boyu, "Seher... Seher..." diye bağırdı. Öyle kızmış ve öfkelenmiştim ki, çıkıp, ikincilik armağanımı almadım."

Türkiye ikinciliği ile, film dünyasının kapıları açılmış, Seher'e. Muhterem Nur'un başrol oynadığı bir filmde küçük bir rol vermişler ona...

1967 yılında da, sahneye çıkmış. İlk çıkışı ilginç... Adı Seher Şeniz değil, "Zora"... Yaptığı iş de striptizcilik. İstanbul'daki Parizyen Gece Kulübü'nde devamlı şov var. Yığınla yabancı sanatçı arasında, Seher de yabancı gibi, Zora adı ile çalışıyor. Yaşı küçük olduğu için, kendi adı ile çalışma izni alamadığından bu yola başvurmuşlar..

İlk ücreti gecede 150 lira. Bir hafta sonra, zam yapıyorlar. 175'e çıkıyor. Bir ay sonra, revünün starı. En çok parayı o alıyor. Gecede 500 lira... O yıllarda bu, orta halli bir memur maaşı bu.

Komedyen Celal Şahin, Parizyen'in müdavimlerinden. Seher'i tanıyor. Seher ona "Celal Abi" diyor. Celal Abi, ısrar etmeğe başlıyor. "Soyunmakta iş yok.. Dansöz olsana.." Soyunurken yüzü kızaran biri için cazip bir teklif. Sahne ışıkları yüzünden salonu göremediği için, kendini yalnız zannedip, soyunan Seher, dansözlüğe yanaşmıyor. Onun için oryantal dans, daha ayıp, kötü bir iş... Ama Celal Şahin ısrar ediyor... Yanında Fahrettin Aslan'ı getiriyor bir gün. O da dayatıyor. Hocalar tutuyorlar. Önce Melike Cemal. Sonra Nadya. Ve Seher Şeniz, 1971 sonunda Maksim Gazinosu'nda dansöz olarak adını neonlara yazdırıyor. Yazdırış o yazdırış...

"İlk altı yıl, yaptığım işten iğrendim. Dansözlükten nefret ediyor, para kazanmak için bu işi yaptığımdan dolayı kendimden utanıyordum. Sonra alıştım. Oryantal dansın bir sanat olduğuna inandım. Şimdi zevkle dans ediyorum." (Aşağıdaki fotoğrafta, Seher Şeniz, "Zora" adıyla Parizyen Gece Kulübü'nde striptiz yaptığı dönemde...)

Ya film işleri... Yeşilçam'ı sevmemiş Seher. Bir-iki film yaptıktan sonra, boşvermiş. Bir de İran filminde başrol oynadıktan sonra beyazperdeyi unutmuş. Kendini iyice dansa vermiş. Mısır'a gitmiş. Müzik seçmeye...

"Ben Arap müziği ile dans ediyorum.. Ama hepsi ile değil. Genelde bu müzik çok ağır. Kendime göre müzik bulmak için Kahire'de 15 gün kaldım. Türkiye'de çalışmam zor. Arap tarzı çalabilen altı müzisyenimiz var. Onları da biraraya getirip sahneye oturtmak imkansız. Bu yüzden playback ile dans ediyorum. Ama playback ile ne ben havaya girebiliyorum, ne de seyirci. Bu konuda tam bir çıkmaz içindeyim"

Şimdi, dünyayı dolaşmayı planlıyor. Dünyaca ünlü otellerde dans edecek. Bu işten para kazanmayı ummuyor.

"Dünyada fiyatlar bizdeki gibi yüksek değil. Danstan sonra, ayrıca çalışmazsan, eline birşey geçmez. Bu benim işim değil.. Onun için, parayı düşünmeden gezeceğim. Yeyip içip, dans edeceğim. Gördüklerim, öğrendiklerim yanıma kâr kalacak"

Yaşam öyküsünü dinledikten sonra, değişik sorular sorduk, Seher'e.. Merak ettiğimiz herşeyi sorduk... Hepsini hemen cevapladı. İşte bunlardan derlediklerimiz:

"Erkekler, kadını elde etmeyi bilmiyorlar. Fazla üstüne düşüyorlar. Kadın üstüne düşenden kaçar. Biraz 'tavşana kaç, tazıya tut' havası olmalı. Ben erkek olsaydım, dünyada elde edemeyeceğim kadın olmazdı. O kadar iyi öğrendim ki bunu..."

Şimdi, merakla bu sırrı bekliyor tüm erkek okuyucularımız. Ama öğrenemedik. Seher Şeniz tüm ısrarlarımıza rağmen, milyonlar, milyarlar değerindeki bu sırrı açıklamadı. (Açıklasaydı da, biz burada yazar, kendimize başkalarını da ortak eder miydik, o da ayrı!)

"Maymun iştahlının biriyim ben. Çabuk sıkılıyorum. Belki bu yüzden gezgincilik, değişik yerler, değişik kişiler hoşuma gidiyor."

"Tanrıya inanıyorum. Yeniden dünyaya gelmeye de... Ve bir dahaki sefere dünyaya erkek olarak geleceğimi de biliyorum"

İşte o zaman kadınlar korksun Seher'den... Dünyaya erkek olarak yeniden geldiğinde, tüm kadınları elde etmeyi de bilerek gelirse, vay başlarına geleceklere...

"Yılan ve akrep dışında, tüm hayvanları severim. Çok sevdiğim için de hayvan besleyemem. Çünkü ayrılığına, ölümüne tahammül edemem. Çocukları da çok severim"

"Oryantal dansın, bence seksle ilgisi yok. Arap dansözlerin özellikle yer bölümünde tam bir sevişme canlandırdıklarını duydum. Ama ben böyle birşeyi aklıma bile getirmedim. Zaten benim dansımda, yer bölümü pek yoktur."

"Bizde iyi dansöz mü? Nesrin Topkapı... Çok iyi dansediyor"

Günlük yaşantısı mı? Bize Topağacı'ndaki teras katının kapısını açan Seher Şeniz, hanım hanımcıktı. Evi, zevkle döşenmiş, şirin bir Penthouse... Göze hemen çarpanlar, kitaplar ve müzik araçları... Müziğin her türlüsünü seviyor. Okumayı da seviyor. Okuma zamanı, gece uyumak için yatağa yattığı zaman... Ama kitabı alınca, aklına bin türlü düşünce geliyor. Hayale dalmayı da seviyor. Bu yüzden başladığı pek az kitabı bitirebilmiş.

Sahne dışında, boyayla, makyajla pek fazla ilgisi yok... Giyimde de öyle... Sokakta rastladığınızda, onun ünlü bir sahne sanatçısı olduğunu düşünmeniz güç. Sizin, bizim gibi biri. Sessiz, sakin gösterişsiz...

Etiketler: Seher Şeniz, hep çıplaklıktan utanarak soyundu, Seher Şeniz, Çıplaklık, Erkekçe, Oryantal, Dansöz, Striptiz, İntihar Eden Türk Ünlüler, Celal Şahin, Parizyen
Bu haber toplam 68523 defa okunmuştur
Haber Yorumları
Yorum Ekle
Bu habere henüz yorum yapılmamıştır, ilk yorum yapan siz olun.
 Diğer Haberler
 











TürkNostalji.com'u Facebook'ta izle

Radyo Dinle! - E-Devlet



Son Eklenen Yazılar
Çok Okunanlar


. FOTO GALERİLER

. Ünlülerin Evlilik Resimleri

. Ünlülerin Çocukluk Resimleri

. Ünlülerin Askerlik Resimleri

. Ünlülerin Sünnet Resimleri

. Film Afişleri

. Türkiye Güzelleri

. Genelkurmay Başkanları

Fotogaleri
Hakkımızda | Künye | Reklam | İletişim | RSS
Turknostalji.com

Domain
Yazılım: Haber Sitesi Kur