Şükran Ay yaşama veda ederken, bizlere unutulmaz şarkılar, Savaş ile Işıl'a gururla taşıdıkları bir soyadı kaldı... Yukarıdaki fotoğraf 1953 yılından... Siz göremiyorsunuz ama Savaş Ay da sahnede. Annesinin karnından 4 ay sonra çıkacağı günü bekliyor... 23 Kasım 2011 Çarşamba 23:00
Geçmişe ait değerler eksildikçe, ömrünüzün azaldığını daha güçlü hissediyorsunuz. Son günlerdeki Esin Afşar ve Ömer Lütfi Akad gibi büyük kayıplara, bugün (23 Kasım 2011) bir yenisi daha eklendi. Bir dönemin en önemli isimlerinden Şükran Ay'ı kalbimize yolcu ettik.
"Bir fincan kahve olsam, kırk yıl hatırım vardı" şarkısıyla ölümsüzleşen ünlü ses sanatçısı, 78 yıllık yaşamında bizlerde binlerce fincan dolusu hatır bırakarak göçtü gitti.
Üsküdar'ın sevilen çifti, manav Şevket Bey ile Cemile Hanım'ın büyük kızları olan Şükran Ay'ın sanat yaşamı Üsküdar Musiki Cemiyeti'nde başladı. İki yıllık eğitimden sonra sahneye çıktı. Kısa sürede ün kazandı ve turnelere başladı. Bir turnede tanıştığı illüzyonist Turan Turanlı ile 1953 yılında evlendi. Önce Savaş, sonra da Işıl'ı dünyaya getirdi.
Aralarında "Kalbimi Kıra Kıra" ve "Kahverengi Gözlerin" gibi unutulmaz bestelerin de bulunduğu birçok şarkıyı ilk okuyan ya da kitlelerce sevilmesini sağlayan isim oldu. Çok sayıda Altın Plak kazandı. Her dönemde gazinoların en gözde isimlerinden biriydi.
Sanatçı olarak büyük başarılara imza atan Şükran Ay'ın ilginç bir özelliği de, ülkemizde kocasına, üstelik sanat yaşamındaki soyadını veren çok az sayıdaki kadından biri olmasıdır. Bu seçimi de Şükran Hanım değil, bizzat eşi yapmıştır. Turan Bey, bir aile toplantısında "Şükran Hanım, uzun süre düşündüm ve sizin soyadınızın ölmezliğini dikkate alarak, ailemizin 'Turanlı' yerine, sizin tanındığınız 'Ay' soyadını kanuni olarak kullanmasını uygun buldum" der. Kısa süre içinde mahkemeye başvurulur ve ailenin soyadı nüfusa resmen "Ay" olarak işlenir.