Fikret Hakan-Hümeyra: Bir nikahın öyküsü

Yayın Tarihi : 04 Ağustos 2012
50011
Sinemanın şöhretli yıldızı Fikret Hakan ile sahnelerin genç şakıcısı Hümeyra, 1971 yılında hayatlarını birleştirdi.

 

Hümeyra da Fikret Hakan da 19 Ekim 1971 Cuma günü hayatlarının belki de en dağdağalı günlerini yaşadılar. O gün ikisi de erkenden kalkmışlar, hemen telefon başına oturmuşlardı...

Fikret Hakan ile Hümeyra, 19 Ekim 1971'de, nikah defterine imzayı attı.Arifeydi... İki bayram arasında nikah yapılmama geleneğini benimsedikleri için nikahlarını arife günü yapmak istiyorlardı, işte bu yüzden ilk telefon, nikah işlemlerini kovalamakla uğraşan kişiye edildi.

Fikret heyecanla sordu: «Ne haber, oldu mu, bugün için gün alabildiniz mi?» 

Telin öbür ucunda, «Evet,» sözünü duyar duymaz, Fikret'in yüzünü geniş bir tebessüm kapladı. Sonra heyecanla Hümeyra'ya sarıldı. «Tamam, olmuş» dedi. Teşekkür etti, telefonu kapadı ve başka bir numara çevirmeye başladı.

Bir süre bekledi, karşı taraftan telefon açılınca da hızlı hızlı konuştu: 

«Bugün saat 11.30'da Şişli Evlendirme Dairesi'nde nikahımız var, bekleriz...» 

Sonra bir başka numara, sonra bir başkası, sonra bir başkası... Herkese aynı sözleri söylüyordu Fikret Hakan. Nikah davetiyesi bastırmaya vakit bulamadığı için eşi, dostu, hısım akrabayı bu mutlu gününe telefon aracılığı ile davet ediyordu.

Hümeyra da beri tarafta heyecanla saatine bakıyordu. Nikah saatine 10 dakika kalmıştı. «Yeter artık Fikret» dedi: «Geç kalacağız...». Fikret, «Peki sevgilim» diye cevap verdi, sonra da gardropta asılı duran ve Londra'ya gideceği sıralarda yaptırdığı süet ceketi aceleyle sırtına geçirdi... Hümeyra da süet pardesüsünü giymiş, saçını gelişigüzel düzeltmiş, hazır bekliyordu. İki nişanlı koşar adım evden çıktı, arabaya atladı ve Şişli Evlendirme Memurluğu'nun yolunu tuttu.

Hümeyra ile Fikret Hakan, imzayı attıktan hemen sonra evli bir çift olarak ilk kez birbirlerine sarıldı.Yıldırım gibi girdiler nikah memurluğundan içeri. Onları kapıda Hümeyra'nın annesi karşıladı, biraz sonra ikinci defa mürüvvetini göreceği kızının eline bir menekşe demeti tutuşturdu, damadına sarılıp öptü, sonra kenara çekildi.

Dördüncü evliliğini yaparak Yeşilçam'ın evlilik rekortmenleri Orhan Günşiray'la Muzaffer Tema'ya bir adım daha yaklaşan Fikret Hakan, bu son evliliğini, diğer üçünde olduğu gibi gizli yapmamıştı. Hoş düğün davetiyesi bastırmamış, birçok dostunu nikahına çağıramamış, bir düğünle mutluluğunu sanatçı arkadaşlarıyla paylaşmamıştı ama, yine de nikahını, bundan öncekilerde olduğu gibi basından gizlememişti.

Mesela ilk evliliğini ele alalım. Yıl 1962, gün Fikret Hakan'ın günüdür. Yeşilçam'ın en sevilen aktörlerindendir Fikret. Şöhretlidir, gençtir ve etrafında bilhassa kadınlardan kurulu bir hayran ordusu vardır. Bir uçarı çapkındır. Birçok genç kızla flört etmekte, adı sık sık zamanın dergi ve gazetelerinde aşk olaylarına karışmaktadır.

İlişki kurduğu kadınlardan biri de Neşecan Paşmak'tır Fikret Hakan'ın. Beraber görüldükleri her yerde birbirlerini sevdiklerini söylerler, fakat evlilikten söz etmezler. Derken bir gün Fikret Hakan'ın, Neşecan Paşmak'tan evlilik dışı bir kızı olur ve bütün gözler bir anda yine Fikret Hakan'a çevrilir. Herkes aynı soruyu sormaktadır: Fikret Hakan, Neşecan Paşmak'la, çocuğunun annesi ile hayatını ne zaman birleştirecektir?

Sinemaseverler bu soruyu birbirlerine soradursun, Fikret Hakan, ilk evliliğini yapar. Fakat eşi Neşecan Paşmak değildir, İzmirli son flörtü Lale Sarı'dır. Fikret, hayatını Lale Sarı ile yıldırım nikahı ile birleştirmiş, nikah büyük bir gizlilik içinde, Fikret Hakan'ın Vali Konağı Caddesi'ndeki evinde, iki tarafın yakınları arasında, yapılmıştır.

Fikret mesuttur, hem de çok, pek çok. Ancak günler haftaları, haftalar ayları kovaladığında Hakanlar'ın evinin üzerinde ayrılık bulutları toplanmıştır ve bu bulutların yağmura dönüşmesi de bir an meselesidir. Ayrılırlar.

Fikret Hakan, nikahtan sonra eve geldiklerinde, anahtarı dördüncü eşi olan Hümeyra'ya teslim etti.Evlilikleri bir yıl bile sürmemiştir. Fikret Hakan ikinci evliliğini, bilindiği gibi Semiramis Pekkan'la, üçüncüsünü de çocuğunun annesi Neşecan Paşmak'la yapmıştır. Ve bu her iki evliliğinde de gizlilik prensibini bozmamış, Semiramis Pekkan'la hayatını tiyatro sanatçısı Altan Karındaş'ın evinde birleştirmiş, Neşecan Paşmak'la da yine Valikonağı Caddesi'ndeki evinde, yıldırım nikahı ile iki şahit huzurunda evlenmiştir.

Fakat son iki evlilikte de aradığını bulamamıştır Fikret Hakan. Semiramis Pekkan'la 66 gün bir arada olmuş, Neşecan Paşmak'la da 375 gün bir yastığa baş koymuştur.

Bütün bunlar, Şişli Evlendirme Dairesinde, Fikret Hakan, Hümeyra ile dördüncü defa hayatını birleştirirken yapılan seremoni sırasında, bir film şeridi gibi gözlerimizin önünden geçmişti.

İşte seremoni bitti. Nikah memuru uzun ve veciz bir konuşma yaptı, deftere imzalar atıldı, her nikahın aksine gelin ve damat birbirlerinin ayaklarına basmak için masa altı savaşı yapmadı, davetliler, gelin ile damadı çılgınca alkışladı ve tebrikleri kabul etme saati geldi çattı. Sonra iki genç, kolları birbirlerinin belinde, nikah dairesinden çıktılar, Fikret Hakan'ın Valikonağı Caddesi'ndeki evinde yeni bir hayata başlamak üzere caddedeki insan selinin arasına karıştılar.

Evet, Fikret Hakan'la Hümeyra, siz bu satırları okurken saadet çeşmesinden akan mutluluk şarabını yudum yudum içiyor. İşleri başlarından aşkın olduğu için bir balayı seyahatine bile çıkmadılar, çıkamadılar. Fikret gün, gece demeden film setlerinde vakit geçiriyor, Hümeyra da her gece sahneden hayranlarına sesleniyor. 

Fikret'in işi olmadığı akşamlar, gazinonun kulisinde şöhretli eşinin programının bitmesini beklediğini, Hümeyra'nın da boş saatlerini kocasının çalıştığı setlerde geçirdiğini belirtmeye bilmeyiz lüzum var mı?

Yeni evlilerle sizler için ilk defa geçtiğimiz hafta mutlu yuvalarında konuştuk. Ev Fikret'in eviydi ama, eşyalar eski eşyalar değildi. Merak dolu bakışlarla eşyaları süzerken, Hümeyra geldi ve hemen merakımızı giderdi:

- «Aylardan beri Fikret'le kafa kafaya vermiş, bu evi yeni baştan nasıl düzenleyeceğimizi düşünüyorduk. Sonunda Fikret kararı bana bıraktı. Ben de evdeki bütün demeyeyim ama birçok eşyayı elden çıkardım. Fikret, Amerika'dayken de evi kendi zevkime göre döşedim.»

Alıcı gözle eve bir daha baktık. Bir koltuk takımı hariç, yok yoktu evde. "Niçin koltuk yok" diye sormadık. Çünkü bu telaş arasında yetişmediği cevabını alacağımızı çok iyi biliyorduk...

Biz Hümeyra'yla dereden, tepeden konuşurken birden kapının zili çaldı. «Fikret»tir dedi Hümeyra. Gerçekten de oydu. Yorgundu, bitkindi, yorucu bir gün geçirdiği her halinden belliydi. Hümeyra, sevgili eşine bir yorgunluk viskisi hazırlarken, biz de Fikret Hakan'la konuşmaya başladık. 

Tahmin edeceğiniz gibi konumuz Fikret Hakan'ın dördüncü evliliğiydi.

- «Hümeyra ile dört yıl önce tanıştık» diye anlatmaya başladı Fikret, «Aramızdaki ilişki, önceleri arkadaşlıktan pek öteye gitmiyordu. Önce ısındık birbirimize, sonra da sevdik. Ve günlerden bir gün evlenmeye, hayatımızı birleştirmeye karar verdik, iki bayram arasında nikah yapmanın o yuvaya saadet getirmediğini çok iyi bildiğimiz için de nikahımızı bayram öncesi yaptık.»

Bir an durdu Fikret Hakan. Yanıbaşına diz çökmüş, munis bir kedi gibi başını dizlerine dayamış olan Hümeyra'ya şefkatle baktı, ellerini onun uzun saçlarında hafif hafif gezdirdi. Sonra konuşmasına kaldığı yerden devam etti:

- «Üçüncü evlilik denemesinden sonra evlenmeye tövbe etmiştim. Sütten ağzım yandığı için, yoğurdu üfleyerek yemek istiyordum. Ama karşıma Hümeyra çıkınca her şey bir anda değişti. Kararımı verdim, evlenecektim Hümeyra ile. O, benim için biçilmiş kaftandı, aradığım, fakat bir türlü bulamadığım hayallerimin kadınıydı.»

Tam burada sözü Hümeyra aldı. Bir haftalık kocasının gözlerinin içine bakarak tane tane konuşmaya başladı:

- «Bundan birkaç ay önce, bir gece kulübünde Tamer Yiğit'le çekilen resmimi istismar edip, beni sözlüm Fikret Hakan'a ihanet etmekle suçlayanlara sanıyorum en iyi cevabı Fikret'le hayatımı birleştirdiğim gün verdim. İlk evliliği yaptığım zaman, henüz 18 yaşındaydım, gençtim, dünyadan habersizdim, sözün kısası toydum. Ama günler birbirini kovaladıkça dünyayı genç kızlığımdaki gibi toz pembe görmemeye başladım. Ve ayrıldım eşimden. Bir erkek için nasıldır bilemem, ama ilk evlilik denemesinin parlak geçmemesi bir kızın bütün hayallerini yıkıyor. Bende de bu böyle oldu. Artık evlilik kelimesini ağzıma almıyordum. Fikret Hakan karşıma çıkıncaya kadar... Mesudum şimdi, avaz avaz bağırmak, haykırmak, kırlarda, karlarda çocuklar gibi yuvarlanmak istiyorum.»

İkisi de birbirlerini sevdiklerini söylüyor, İkisi de «Mesuduz» diyor. Ama onları bilen, tanıyan bir insan olarak, kendi kendimize sormadan edemiyoruz:

- «Ne zamana kadar?»

(Ses Dergisi - 4 Aralık 1971)