Esengül - Bütün ayrıntıların sarardığı gün!

Yayın Tarihi : 08 Ekim 2017
1694
Hızlı ve kısa bir yaşamın kahramanı olan bir dönemin en gözde şarkıcılarından Esengül'ü ölüme götüren ve günümüzde bile '"Kaza mı, cinayet mi?" diye tartışılan olayın hikayesi...

 

Doğum tarihi 24 Ekim 1954 Esen Ağan'ın... Ondan 16 ay küçük olan ve halen İSKİ'de memur olarak çalışan kız kardeşi Sezen Beşikçi'nin verdiği bilgiye göre, Esengül'ün sanat yönü anne tarafından miras: "Anneannemin sesi Hamiyet Yüceses gibiydi. Annem konservatuar mezunuydu."

Gerçek adı Esen Ağan olan Esengül, gençlik yıllarında...Anne ve babası ayrılınca yedi yaşından itibaren bir o tarafta, bir bu tarafta kalan, bir süre dikiş dikerek üvey annesine yardım eden Esen'in hayatı 1969 yılında değişti. Yapımcı Ayhan Coşkun'un açtığı ses yarışmasını o sırada Eyüp Lisesi'nde ortaokul son sınıf öğrencisi olan kız kardeşi Sezen Ağan kazandı ama ablasını da peşinden sürükledi ve ilk 45'liği Nükhet Duru'yla birlikte üç kişi doldurdular: "Aşkımı Süpürmüşler."

Edirneli gümrük komisyoncusu Orhan Akçınar ile evlenen ve ilk plakla birlikte ünlenen genç şarkıcı eşinin de desteğiyle kısa sürede kendini sahnede buldu. Annesi Piraye Hanım'dan sonra ilk derslerini müzisyen Cavit Deringöl'den alan Esen Ağan bir süre de besteci İrfan Özbakır ile çalışmasının semeresini kısa zamanda gördü. Artık Lunapark Gazinosu'nda Emel Sayın'ın alt kadrosundaydı ve müzik eğitiminde büyük payı olan Abdullah Nail Bayşu'nun taktığı "Esengül" adıyla anılıyordu. İkinci kez sahneye çıktığında Bebek Belediye Gazinosu'nun assolistiydi. Sahnelerin adı değişse de, hepsinin gözdesiydi; Dikmen, Ankara Köşk, İzmir Akasyalar, Semiramis ve Maksim!

Esengül sahnedeki ilk dönemlerinde...Sezen Beşikçi o yükselişi bugün "Demek her şey çok kısa süreceği için bu kadar hızlı oldu" diye özetliyor.

Hız, sadece birbirini izleyen plaklar ve sahne çalışmaları için geçerli değildi; Orhan Akçınar'dan ayrılmış, ardından Adnan Şenses ile imam nikahı kıymıştı. Hatta o dönemde çevirdiği tek film için birlikte kamera karşısına da geçtiler: "Yansın Bu Dünya"...

Beşiktaşlı futbolcu Tayfun Kalkavan ile yaşadığı aşk da uzun sürmedi ve 31 Mart 1979 gecesine gelindi. İşte 1 Nisan 1979 tarihli Hürriyet Gazetesi'nin manşeti: "Bir şarkı yüzünden iki cana kıyıldı"... Üst başlıkta da "Şarkıcı Esengül 'Aldırma Gönül Aldırma' şarkısını söylemeyince silahlar ölüm kustu" deniyordu.

Görgü tanıklarının ifadesine göre o gece Semiramis Gazinosu'na 11 adamıyla giden ünlü kabadayı Oflu İsmail (İsmail Hacısüleymanoğlu), şarkı isteğine Esengül "Repertuarımda bu şarkı yok" yanıtını verince silahını çekip "havaya" ateş etmişti. Ardından kendisini uyaran kulüp sahibi Akbulut Karaoğlu'nu ve şef garson Hasan Yolan'ı öldürmüş, kaçarken de komi Nihat Aydoğan'ı yaralamıştı.

Bazı tanıklara göre cinayetler Oflu İsmail'in yeni ortak olduğu organizasyon bürosuyla ilgiliydi. EKO adlı bu büro sanatçıların menajerliğini üstlenecek ve gazino anlaşmaları yapacaktı. Bu aracılıktan da pay alacaktı. Ama gazinocular, kulüpçüler ve organizatörler büronun devreye girmesinden hoşlanmamıştı. Sanatçılar da ajanstan uzak duruyor, iddiaya göre ajans ortakları tehditle ve zor kullanarak sanatçıları büroya bağlamaya çalışıyordu. Esengül büroya bağlanmak isteyen sanatçılardandı ama, gazinonun sahibi Karaoğlu büroyla çalışmak istemiyordu.

Esengül nedeniyle, Oflu İsmail tarafından işlenen cinayetin gazete kupürü...Aynı gün bir başka gazetede yayımlanan haberdeyse Oflu İsmail'in genç şarkıcıyı yakından izlediği ve şarkıcıyla anlaşmak isteyen gazino sahiplerinin bundan tedirgin olduğu ileri sürülüyordu. Aynı haberde Esengül, Ankara Grant Kulübü'nde çalışırken de silahların konuştuğu, şarkıcı Bebek Belediye Gazinosu'nda çalışırken gazinonun tamamen yandığı bilgisi yer alıyordu.

Esengül'ün kız kardeşi Sezen Beşikçi o olayı, bugün şöyle anlatıyor:

"O gece oradaydım. Ofluların gecesiydi. Tayfun Kalkavan, Oflu İsmail'i tanırdı. Aldırma Gönül'ü
istedi. Ablam da söyledi. Takır takır saydılar. Akbulut ağabey çok iyi bir insandı. Kardeşimin kirvesiydi. Ablam beni hiçbir şeye karıştırmadı, başıma bela gelmesin diye. Şef garson Hasan beni korumak isterken öldü."

Oflu İsmail olarak tanınan İsmail Hacısüleymanoğlu...Olaydan sonra yurtdışına kaçan Oflu İsmail gıyabında 36 yıl hapse mahkum edildi. 1987'de Milano 8. Ağır Ceza Mahkemesi'nde uyuşturucu satmak, uyuşturucu ve silah kaçakçılığı yapmak ve uyuşturucu kaçakçısı İbrahim Çalışkan'ın ölüm emrini vermekten 24 yıl hapse de mahkum edilen Oflu İsmail'in Akbulut Karaoğlu ve Hasan Yolan'ı öldürmekten verilen cezası Yargıtay 1. Ceza Dairesi tarafından tam 20 yıl sonra, Mayıs 1999'da onandı!

Semiramis Gazinosu'ndaki olaydan 20 gün sonra, 19 Nisan 1979'da yine gazete manşetlerindeydi Esengül... 18 Nisan 1979'un ilk saatlerinde 34 DC 816 plakalı Anadol marka otomobil Ataköy'ü E-5'e bağlayan kavşakta paramparça bulunmuştu. Araçta Esengül dışında üç kişi daha vardı; kızkardeşi Sezen, 30 yaşındaki Mehmet Faruk Özfıratlı ve 25 yaşındaki Turhan Yazıcı.

Semiramis gazinosunda çekilen 24 Mart 1979 tarihli bu fotoğrafta Esengül (sağ başta), annesi Piraye Hanım, erkek kardeşi Derya Ağan ve kız kardeşi Sezen Ağan (Beşikçi) ile...Sezen Beşikçi 25 yıl sonra o geceyi şu sözlerle özetliyor: "Yammızdakiler mahalleden arkadaşlarımızdı. Önce sadece ben gidecektim onlarla. Hatta bir ay önceki olayı hatırlattığımızda 'Biz erkek değil miyiz?' dediler. Ablam da gelmek istedi. Anneannem de 'Git, benim dualarım korur' dedi. Çok güzel korudu. Sadece bir kişilik korudu!"

Kaza sırasında arabada uyuduğunu ve gümbürtüyle uyandığını belirten Beşikçi "Ablam yaralıydı, hastaneye yetiştiremedik. Arabalar almadı" diyor.

İlk olarak Lunapark Gazinosu'nda Emel Sayın'ın alt kadrosunda sahneye çıkan Esengül, ikinci çalışmasında assolistti. Esengül'ün son çalıştığı gazino ise iki kişinin ölümüne de sahne olan Semiramis'ti.Bir iddiaya göre, genç şarkıcının ve Mehmet Faruk Özfıratlı'nın korkuluk demirlerinin saplanması sonucu ölmesine neden olan kaza "birileri" sıkıştırdığı için meydana gelmişti.

Sezen Beşikçi'nin hatırladıklarıysa bunlardan ibaret değil: "O gece gazinonun kapısında Oflu İsmail'in Mercedes'i vardı. Görünce 'Eyvah bu gece bir şey olacak' dedim. Kaza geçirdiğimiz araba bir hafta sonra gıcır gıcır geldi mahalleye. Üzüntüden altı ay gözlerim hiçbir şey görmedi. Kendimi çok suçladım. Adnan (Şenses) Ağabey de 'Senin ne suçun var' dedi. Ancak ben hala vicdan azabı çekiyorum."

Sezen Beşikçi'nin son sözü, "Ölen insanın resmi sararırmış!" oldu. Esengül'ün birçok fotoğrafıysa halen pırıl pırıl, sanki dün çekilmiş. Ama sararan başka şeyler var; ozan Edip Cansever'in yazdığı gibi:

"Ve saatler biraz sarardı

Sarardı bütün ayrıntılar!"

(Yazı: Ferruh Yazıcı / Yeni Aktüel Dergisi - 20 Aralık 2005)