Erol Taş'ın vazgeçemeyeceği üç şey

Yayın Tarihi : 28 Şubat 2016
10114
Yılanların Öcü'nün başarılı aktörü Erol Taş için her şeyden önce ikiz kızları Güler ile Gönül geliyor. Sonra da Cankurtaran'daki kahvehanesi ile deniz...

 

Sirkeci'den sonraki ilk tren istasyonu "Cankurtaran" adını taşıyor. Bu istasyonda inen bir insan sırtını denize dönecek olursa tam karşısında, bir kahvehane görecektir. Bu kahvehane, yaz kış, günün her saatinde kalabalıktır. Bütün Cankurtaran halkı buraya gelmektedir. Ayrıca birçok sinema aktörünün yolu da sık sık bu kahveye düşer. İçinde Hüseyin Baradan, Efgan Efekan'ın da bulunduğu "çete" ise sürekli buradadır. Bu kahvehane ünlü oyuncu Erol Taş'ındır.

Erol Taş'ı film çevirmediği günlerde, Cankurtaran'daki kahvehanesinde tavla oynarken bulmak mümkün...Erol Taş röportajımıza şöyle başlıyor:

- "Benim hayatım üçe ayrılıyor. Ev, sinema ve kahvehane... Üçünün sebebi de ikizlerim Güler ve Gönül'le ilgili. Bu çalışmamı yalnız ikizlerime bağlıyorum. Onlar olmasaydı ben bu kahvehanede çalışmazdım. Her şeyim onlar için..."

Güler ve Gönül üç yaşındalar. Taş, ikizlerini bir örnek giydiriyor... Bazen Erol Taş hangisinin Güler, hangisinin Gönül olduğunu karıştırıyor. Gonül'e, "Güler" diyor, Güler'e "Gönül"...

Erol Taş dünyanın en düzenli yaşayan insanlarından birisi. Çalışmaktan başka hiçbir şeye önem verdiği yok. Filmlerindeki çalışması bittikten sonra hemen Cankurtaran'a, kahvehanesinin başına dönüyor. Orada arkadaşlarıyla eğleniyor, konuşuyor. Evi ile kahvehanesinin arası da 100 metreyi geçmediği için sık sık ikizlerini görmeye gidiyor. Tabii bu arada onlar da kendisini görmeye geliyor.

Erol Taş kahvehanesinin içini manzara ya da manken resimleriyle değil, sinema sanatçılarının fotoğraflarıyla donatmış.Erol Taş'ı bütün Cankurtaranlılar seviyor. Şaka yapmaktan çok hoşlanan genç aktör fırsat buldukça arkadaşlarını kızdırmaktan da geri durmuyor:

- "Gene arkadaşları kızdırmak istediğim bir yaz günüydü. Efgan Efekan'la birlikte bir plan kurduk. Cemal adında çok sevdiğimiz bir arkadaşımızı işletecektik. Hep birlikte sahile indik. Efgan'la ben soyunur gibi yapıyorduk. Hava da çok sıcak olduğu için Cemal hemen soyundu, 'Ben gidiyorum, siz de hemen gelin' diyerek denize daldı. Biz hemen üzerimizden çıkardığımız bir-iki şeyi giyiverdik. Cemal'in elbiselerini alıp kaçtık. Planımız şuydu; Elbiselerini kahveye götürüp 'Cemal boğuldu' diye bir şaka yapacaktık. Ama o zaman daha genç olduğumuzdan bu şakanın soğukluğunu düşunemiyorduk. Efgan'la ben elimizdeki elbiselerle koşa koşa Cankurtaran'ın yolunu tuttuk. Kahveye girdiğimiz zaman, herkes katıla katıla gülüyordu. Hiçbir şey anlamamıştık. Birden çay ocağının yanında mayolu bir halde Cemal'i gördük. Bize bağıracağını beklerken, o 'Oh ya, sizden önce geldim...' demez mi? Sonra elbiselerini giydi, tavlaya oturdu."

Erol Taş'ın ilk filmi 1954 yılında oynadığı "Acı Günler"di. Ondan sonra da 40'ı aşkın filmde adı geçti. Bunlardan en çok "Gecelerin ötesi"ndeki Ekrem ile "Yılanların Öcü"ndeki Haceli rolünü seviyor. Her iki filmin rejisörlüğünü de Metin Erksan yapmış.

- "Her şeyimi rejisörüm Metin Erksan'a borçluyum" diyor. "Beni yetiştiren odur. Sinemayı iyi bilen Erksan oyuncularına da en iyi çalışma imkanını verir" diyordu.

Erol Taş'ın sahip olduğu en önemli şey, ikiz kızları Gönül ile Güler. Onları görmek için sık sık eve gidiyor. Bazen de kızları kahvehanenin önünde oynarken, keyifle onları seyrediyor.Erol Taş'ın hikayeleri hep denizli, plajlı... Mesela, gittiği plajlarda bir tanıdığına rastlayınca hemen onun yanına gidip, 'Bana yüzme öğretir misin?' diye sorarmış. Denize girince arkadaşı onu, yüzmeyi öğretmek için kucağına alırmış. O da arkadaşını rahat rahat derinlere götürürmüş. Bütün çıngar ondan sonra çıkarmış. Yüzme bilmediğini söyleyen Erol Taş arkadaşını suya batırıverir, sonra da kurtarırmış.

Yabancı sinema oyuncularından Jack Palance ile Kim Novak'ı seven aktörün en beğendiği filmler de "Gizli Münasebetler" ile "Tepedeki Oda" adını taşıyor. Bugüne kadar oynadığı 40 filmden 30'unda iyi adam, 10'unda da kötü adam tipi canlandırmış. Bir gece Yalova'da "Köyde Bir Kız Sevdim"in prömiyerine gitmiş. Filmde kötü bir adamı canlandıran aktör film bittikten sonra "Yuh"larla ve "taş"larla karşılaşmış. Hala başında o gece atılan taşların izi var.

(Not. Manşet fotoğrafında Erol Taş, Cankurtaran istasyonunda ikiz kızları Güler ve Gönül ile...)

(Yazı: Bülent Bora - Ses Dergisi - 16 Haziran 1962)

Bu yazıyı kaçırmayın:

Taş'tan adamın dramı >>