Emel Sayın ile Selçuk Aslan hastane odasında evlendi

Yayın Tarihi : 08 Şubat 2016
16802
İki yıllık Emel Sayın-Selçuk Aslan beraberliği bir hastane odasında kıyılan nikahla noktalandı. Emel Sayın, gelinlik yerine pembe gecelikle imza attı.

 

Çiçeği burnunda damat Selçuk Aslan'ın neşesine diyecek yoktu doğrusu. Bir yandan viskisini yudumluyor, öte yandan neşeli ses tonuyla mutluluğunu dile getiriyordu:

- «Sol parmağımdaki yüzüğü, cebimdeki nikah cüzdanının varlığını hissetmesem, görmesem inanamıyacağım. Beraberliğimiz süresince defalarca ayrılıp barıştık. Birbirimizden kopamayacağımızı anlayınca, nikah işlemlerine başladım. Yavrumuzu kaybedince şaşkına döndüm. Duyduğum üzüntü sonsuzdu. Beni ve Emel'i bu üzüntüden ancak nikah kurtarırdı. Ve evlendik işte.»

- «Nikahınızda ne sizin, ne de Emel Hanım'ın ailesinden kimse yoktu. Bu konuda ne dersiniz?»

- «Dedim ya çok şaşkındım. O şaşkınlık içinde istediğim tek şey, Emel'in bir an önce karım olmasıydı. Ailelerimize telefonla bildirdim.»

- «Gelmediler mi?»

- «Emel'in teyzesi Hatıra Hanım vardı nikahta.»

- «Ya annesi?»

Sustu Selçuk Aslan. Yanıt vermedi bu sorumuza ve devam ettik:

- «Bizim geleneklerimizde, evlendikten sonra büyüklere el öpmeye gidilir. Suat Hanım'a el öpmeye gidecek misiniz? Veya birlikte gidelim, bu mutlu günü görüntülemiş oluruz.»

- «Tabii gideceğiz. Ama, Emel henüz ayağa kalkacak durumda değil. İyileşir iyileşmez... Daha doğrusu televizyon çekiminin ardından...»

Selçuk Aslan, söyleşimizin sonunda, «Yalnız size veriyoruz» diyerek, gazino fotoğrafçısının çektiği nikah resimlerini verdi bize... Oysa aynı resimleri bütün basına dağıtmıştı.

* * *

Emel Sayın ile Selçuk Aslan, hastane odasında yüzüklerini takarak hayatlarını birleştirdi.İki yıllık Emel Sayın-Selçuk Aslan beraberliği nikah masasında noktalanmıştı. Bir hastane odasında, beyaz gelinlik yerine pembe gecelikle imza atmıştı deftere Emel Sayın. Hepsinden önemlisi bu mutlu gününde, her fırsatta canı kadar sevdiğini söylediği ailesinden kimse yoktu. Ne annesi, ne ablası, ne de kardeşleri...

Peki onlar ne diyorlardı bu sürpriz evliliğe? Abla Şenel, sorumuzu telefonda yanıtladı:

- «Ben teyzemden öğrendim. Hastaneye Emel'i ziyarete gittiğinde nikahları kıyılıyormuş. Mutluluk diliyorum kardeşime. Başka ne söyleyebilirim ki?»

Kardeşi Fatoş ise, haberi gazetede okuduğunu ve şaşırdığını söylüyor, o da ablası gibi mutluluk diliyor, yorum yapmıyordu.

Anne Suat Sayın, sorumuzu telefonda yanıtlamadı. Ses tonu buruktu. «Karşı karşıya gelip konuşalım» dedi ve buluştuk.

Emel Sayın'ın annesi Suat Sayın, şöhretli kızına karşı oldukça tepkiliydi.Gülümsemeye çalışıyordu Suat Hanım. Hemen söze girdi:

- «Ne yapalım, kısmet böyle imiş. Sanatçıların kaderi bu herhalde. Muazzez Abacı hapishanede, Emel hastanede nikahlandı... İnşallah mutlu olurlar.»

- «Haberi kimden aldınız?»

- «Kız kardeşim Hatıra'dan... Hastaneye Emel'i ziyarete gitmişti. Aradan yarım saat geçmeden telefonla aradı beni. 'Emel'in nikahı var' dedi, inanır mısınız, o anda ne şaşırdım, ne de üzülebildim. Bir robot gibiydim adeta. Bilmem neden, o anda bir rahatlama duydum içimde. Evde arkadaşlarım vardı. Hiçbir şey düşünmemeye çalıştım.»

Suat Hanım derin bir iç çekerek sözlerine devam etti:

- «Doğrusunu söylemek gerekirse, bu beraberlik aile içinde her gün huzursuzluk doğuruyordu. Onların münakaşalarına tanık oluyor, biz üzülüyorduk, inanın bir ara onları kendi ellerimle evlendirmeye kalktım. Çünkü artık bıkıp usanmıştım. Ama... Aralarında 14 yaş fark var. Mantıken izdivaca gidemezdi bu beraberlik. Selçuk bana karşı her zaman son derece saygılıydı ama, ne yalan söyleyeyim güvenemiyorum ona. Daha çok küçük. Emel'in üzülmesini istemiyorum. Bir anneyim ben... Her ikisinin de mutlu olmasını diliyorum. Bu beraberlik süresince kan kusturdular bana. Bu bir gerçek ama, sevgiye son derece saygım vardır. Mutluluklarını duyduğum zaman çok sevineceğim. Emel, çok çocuk ruhlu. Her zaman da çocuk kalacak biliyorum. Dedim ya, inşallah mahcup ederler beni. Bir güvenebilsem Selçuk'a...»

- «Sizi ziyarete geldiklerinde tavrınız nasıl olur?»

Emel Sayın, annesi Suat Hanım ve kızkardeşleri ile...- «Bu ara gelmelerini istemiyorum. Karşılaşmak istemiyorum... Çünkü bu nikah olayının dışında bazı nedenlerden çok kırgınım Emel'e... Bu konuda ölsem kemiklerim affetmez...»

- «Ne olduğunu sorabilir miyiz?»

- «Küçük kızım Hülya, iki haftadır hastanede yatıyordu... Ölüm tehlikesi atlattı. Karın zarı iltihabı olmuştu... İşte, Hülya'nın bu kritik dönemlerinde onu çok üzebilecek dedikodular geldi Emel ve Selçuk'tan. Emel konunun üzerine biraz daha gitseydi, kızkardeşi ölebilirdi. Bu konuda daha fazla bir şey söylemek istemiyorum. Ama, dedim ya, ölsem bile kemiklerim affetmez... En kısa zamanda Hülya ile birlikte seyahate çıkacağız. Bu zaman içinde gelmezlerse, görmezsem sevinirim. Aradan zaman geçmesi gerek.»

(Röportaj: Gülden Yıldız - Ses Dergisi - 5 Temmuz 1980)