Batı müziği eğitimi aldı, Türk müziği solisti oldu

Yayın Tarihi : 19 Kasım 2016
553
1960'ta ilk kez sahneye çıktığında hafif müzik söyleyen Emel Sayın, yakınlarının teşvik ve ısrarıyla Türk müziğine geçti....

 

Emel Sayın, moda konusunda, 'Her yeni modaya bakar, bana yakışırsa giyerim' diyor...Bizde nedense radyo sanatkarlarının seslerinden ve isimlerinden başka bir şey bilinmez. Bir sinema yıldızının doğum gününden, evinde beslediği köpeğin adına kadar her şey hemen her gün gazete ve dergi sayfalarında arz-ı endam eder de, plaklarıyla veya haftada birkaç defa radyo aracılığı ile sesini ve ismini bütün yurda duyuran şarkıcıların - bırakın her şeyini - evli olup olmadıkları bile pek bilinmez.

Bunu bildiğimiz için bir süre için İstanbul'a gelen ve buradaki gazinolardan birinde şarkı söyleyen Emel Sayın'la kaldığı otelin geniş salonunda karşılıklı konuşmaya başlayınca önce bize kendisinden bahsetmesini rica ettik:

- "20 Kasım 1945'te Sivas'ta doğdum... Babam memur olduğu için birçok yer dolaştık. Ortaokulu İstanbul Çapa'da okudum. Sonra istanbul Belediye Konservatuarı Şan Bölümü'ne kaydoldum" diye anlatmaya başladı.

Emel Sayın şan tahsil etmiş, hatta şarkıcılığa önce hafif batı müziğinde başlamış, ama sonra kendine meslek olarak Türk müziğini seçmiş. Kendisi bu geçişin hikayesini şöyle Özetledi:

- "1960 yılında ilk defa amatör olarak sahneye çıktım ve İlham Gencer Orkastrası eşliğinde hafif müzik parçaları söylemeye başladım. Ama sonra yakınlarımın teşvik ve ısrarlarıyla Türk müziğine geçtim. Münir Nurettin Selçuk ve Arif Sami Toker beylerden ders aldım. Sonra ailemle Ankara'ya gittik. Orada da Muzaffer İlkar'la Ruşen Kam bana ders verdiler. Böylece önce batı müziği tahsili yaptım, sonra da Türk müziği solisti oldum işte"

Emel Sayın ile İsmet Kasapoğlu 8 yıl flört ettikten sonra evlendi. Mutlu çift bu fotoğrafta, Emel Sayın'ın konserlerinden bile yanından ayırmadığı 'Didem' adlı bez bebekle görülüyor.Emel Sayın'ın bu uzun bir aradan sonra İstanbul'a ikinci gelişiymiş. Geçen yıl kısa bir süre için gelmiş, ama kendisi onu gelişten saymıyor, "Bu benim İstanbul'a solist olarak ilk gelişim» diyor...

Emel Sayın, eşi İsmet Kasapoğlu ile 1959 yılında Maden Fakültesi'nin çayında tanışmış. O günlerin genç üniversitelisi İsmet kasapoğlu, konservatuar öğrencisi Emel'i dansa kaldırmış. Dans ederlerken ikisinin de içleri bir tuhaf olmuş. O gün başlayan arkadaşlıkları kısa bir süre sonra flörte dönmüş ve iki genç tam 8 yıl süren bir flört devresinden sonra 24 ekim 1966'da evlenmiş.

Emel Sayın ile yüksek maden mühendisi olan eşi İsmet Kasapoğlu, çocuğu çok seviyorlar, hatta Emel Sayın sahneye daima, "Didem" adını verdiği bez bebeğiyle çıkıyor, ama henüz kendilerinin çocukları yok. Emel Sayın bu konuda, "Henüz erken" diyor.

Herkesin hayatında unutulmaz günler, unutulmaz anılar vardır. Hele bu insan birçok hayranı olan, sevilen bir sanatçı olursa... Emel Sayın'ın "anı dağarcığı" da hayli dolu, hayli renkli. Bize bir hatırasını anlatmasını rica ettiğimiz zaman önce biraz durakladı, sonra geçen yıl yaptığı bir seyahati anlattı.

Emel Sayın, sahnedeki performansıyla dinleyicilerin gönlünü fethediyor...1968 yılının Kasım ayında, içlerinde Emel Sayın'ın da bulunduğu bir grup, davetli olarak Cezayir'e gitmiş, orada Cumhurbaşkanı Huari Bumedyen'in de hazır bulunduğu bir konser vermişler. İsterseniz bundan sonrasını Emel Sayın'dan dinleyelim:

- "Ankara'ya döndükten bir süre sonra postacı bana birkaç Cezayir gazetesi getirdi. Benim adıma Cezayir'den postalanmıştı. O gazetelerde benim için "Cezayir'den bir melek geçti" başlığıyla yazılmış bir yazı bulunduğunu görünce sevinçten adeta göklere uçtum. O yazının çevirisini okurken duyduğum heyecanı hayatını boyunca unutamam.»

Emel Sayın'a göre bir sanatçının başarı reçetesinde şunlar bulunurmuş: "Halka saygı, tevazu, devamlı olarak kendini aşmaya çalışmak ve düzenli, skandaldan uzak bir hayat..."

(Yazı. Nurten Demiralp / Ses Dergisi - 2 Mart 1969)