Bülent'ten taklitlerine: 40 fırın ekmek yemeleri lazım!

Yayın Tarihi : 24 Şubat 2013
20428
Bülent Ersoy, kendisini taklit eden Erhan Tünay, Talha Özmen, Savaş Sökmen, Lemi, Ertaç Ünsal, Tijen Erman ve Serbülent Sultan gibi şarkıcıları rakip olarak görmediiğini söyledi.


Bülent Ersoy, sahneye çıktığı ilk günlerde sesiyle, şarkılara getirdiği yorumuyla  adından sık sık söz ettiren bir sanatçıydı. Gazinocular, bu genç ve yeni sesin  peşinden koşuyor, plakları, zamanın satış rekorlarını kırıyordu.

Kadıköy Musiki Cemiyeti'nden yetişen ve Melahat Pars'tan, köklü bir müzik  kültürü alan Bülent Ersoy, kısa bir sürede Türk Sanat Müziği'nin "flaş" ismi  haline gelmeyi başarmıştı.

Zeki Müren'in sahne çalışmalarını azaltması, gazinocu Fahrettin Aslan'ın katkısı, onun yeteneğini desteklemişti. Bülent Ersoy adı, gün geçtikçe büyüyordu.  Sesinin yanı sıra, özenle seçilmiş ama, sade sahne giysileriyle de izleyenlerin beğenisini kazanıyordu.

(Sağdaki fotoğraf: Ameliyatla kadın olan şarkıcı Serbülent Sultan...)

Ne var ki, sahnedeki tutumunun tam tersine, günlük yaşamında bazı  değişiklikler görülmeye başlandı. Yüksek topuklu kadın ayakkabılarından tutun da, makyajına varıncaya dek, her şeyi değişmişti Bülent Ersoy'un. Artık, davranışlarıyla daha çok söz ettiriyordu kendinden. Sesi, kadınsı giysileri  ve her haliyle, bir takım şeylerin öncüsü oluyordu.

Sesinin güzel olduğunu söyleyenler bile, Bülent Ersoy'un giyiminden  kuşamından, olumsuz biçimde söz ediyorlardı. Sahnede, gittiği bazı yerlerde olay yaratması da hoş karşılanmıyordu. Ama, birçok hayranı vardı yine de. Sesiyle, davranışlarıyla, giysileriyle onu, taklit edenlerin bazıları, daha sonra  Ersoy'a sahnede rakip olarak görmeye başladılar kendilerini.

(Soldaki fotoğraf: Erhan Tünay...)

Erhan Tünay, Talha Özmen, Savaş Sökmen, Lemi, Ertaç Ünsal, Tijen Erman,  Serbülent Sultan ve daha bir çokları, sahneye ikinci bir Bülent Ersoy olarak  çıkmaya başladılar, içlerinde Ersoy'dan önce de eşcinsel olarak tanınan, hatta  cinsiyet değiştirme ameliyatı geçirenleri vardı (Serbülent Sultan gibi). Ancak,  şarkıcıyı taklit etmeye yeni yeni başlamışlardı.

Bülent Ersoy, bazılarını tanıyor, bazılarının ise. isimlerini ilk kez duyduğun söylüyordu. Gazetelere boy boy, çıplak fotoğraflar çektiren, sahneye Ersoy'un  yardımıyla ilk adımını atan çocukluk arkadaşı Talha Özmen'den tutun da,  diğerleri, şöhret basamaklarını bir an önce tırmanabilmek için, bu yola  başvuruyorlardı.

(Sağdaki fotoğraf: Bülent Ersoy'un çocukluk arkadaşı Talha Özmen ve destekçisi filmci Naci Dilbaz...)

"Bunların hepsini, Bülent Ersoy ortaya çıkardı. Onun yardımıyla sahneler eşcinsellerle doldu" diyenlerin yanı sıra, "Bülent, bu kadar rakip karsısında bakalım, ne yapacak? " diye merak edenler de vardı.

Ancak bu durum Bülent Ersoy'un umurunda bile değildi. Kendinden emin, şunları söylüyordu:

- "Bana yetişmeleri için 40 fırın ekmek yesinler. Ben, bu işin içine, damdan düşercesine gelmedim. Yularca eğitim gördüm. Köklü bir müzik eğitimi olmayan, sahnede ne kadar kalabilir, bilinmez. Bugüne dek olumlu ne  yapılmışsa, taklidi çıkmıştır. Ancak, kalıcı olan yine aslıdır."

(Soldaki fotoğraf: Bülent Ersoy'un Ankara'daki iki taklidi, sol başta Savaş Sökmen, sağ başta Lemi...)

Bülent Ersoy, sözlerini sürdürürken, kendisini taklit edenlerin, işlerini etkileyip, etkilemediğini sorduğumuzda da şöyle diyordu:

"Gazinolar, doldu. Ama, benim işime kimsenin olumsuz etkisi olmadı. Merak eden varsa, istediği aksam gelip programımı izlesin. Taklitçilik, bir moda akımı gibidir. Zamanla gelip geçer. Ancak müziği gerçekten seven arkadaşlarım var. Elimden geldiğince onlara yardım etmek istiyorum"

(Sağdaki fotoğraf: Ertaç Ünsal...)

(1 Ocak 1981)