Birsen Menekşeli ilk yılında rekor kırdı

Yayın Tarihi : 04 Aralık 2016
1854
Sinemadaki birinci yılını kutlayan Birsen Menekşeli, tam 13 filmle genç oyuncular arasında zirveye çıktı.

 

Pasta, bir ressamın paleti gibi renkliydi... Dünyanın bütün güzel renkleri, yuvarlak pastanın üzerine, biraz da pastacının zevkine göre dağıtılmıştı... Masa bir boydan bir boya "yaz çiçekleri" ile süslenmişti. Ama, tabiatın renkleri daha göz alıcı, daha canlıydı... Pastanın üterinde, "Birsen Menekşeli - Birinci Yıl" yazısı okunuyordu. Sarı saçlı genç kızın gözlerinde mutluluğun yanıp sönen ışıkları vardı.

21 yaşındaki Birsen Menekşeli'nin ince ve ölçülü hareketleri, güzelliğine ayrı bir hava katıyor.Pastanın yanındaki bıçağı aldı. Sonra, masanın çevresindeki davetlilere döndü;

- "Bu mutlu günümü birlikte kutlayacağız. Bir yıl göz açıp kapayıncaya kadar geçmiş... Ama bu bir yılın rengini, tadını, hayatımın hiçbir bölümünde bulamadım. 3 yıl bale yaptım. Ama, baleye nasıl başladığımı, niçin bıraktığımı hatırlamıyorum bile. Belki de, çocukluk hevesi... Sonra, Ankara Radyosu'nun büyük stüdyosunda geçen 10 yıl. Bu on yıl boyunca, her hafta, aynı şarkıyı okuyuş: (Koşun koşun radyo başına, her cumartesi günü geçiyor iş başına, Radyo Çocuk Klübü)... Çoğu yaşıtım olan milyonlarca çocuğa, mikrofondan şiir okudum, skeçler oynadım. Radyo Çocuk Klübü'nün yöneticilerinden Nedim Otyam ağabey de bir gün söz arasında: "İyi bir tiyatro ve sinema yıldızı olabilirsin Birsen" demişti de, bu güzel söz beni utandırmıştı".

Birsen Menekşeli pastayı beşe böldü... Bir parçayı, karşısında oturan misafirin tabağına koydu:

- "Yıllarca sonra, Nedim Otyam'ın çevirdiği (İnleyen Dağlar) filminde rol alacağım, o gün aklıma bile gelmezdi. Çocuk Klübü'nden sonra, lise hayatım başladı... Atatürk Kız Lisesi'ne yazılmıştım... Yabancı dillere karşı büyük bir ilgim vardı. Önce ingilizce öğrendim. Sonra da, "aşk ilan edecek" kadar Fransızca, "kavga edecek" kadar Almanca... Mavi rengi çok severdim. Genç kızlık hayallerimin erkeği ise bir pilottu. Bu yüzden, 'hostes' imtihanına girdim, kazandım. Tam 42 ay, göklerde uçtum. Şöyle yuvarlak bir hesapla, 100 bin kilometre eder bu. Aşağı yukarı dünyayı bir kere dolaştım sayılır. Üç defa da 'uçak nişanı' yaptım. Belki bilmezsiniz, anlatayım... Hostesler, yalnız 'nane şekeri', 'çiklet' dağıtmazlar. Bir görevleri de, yolcuların gönlünü hoş etmektir. Birini anlatayım: Adana'ya gidiyorduk... Orta yaşlı, biraz da çirkin bir yolcu, bana âşık olmuştu. Baygınlıklar geçiriyor, 'Sizinle evlenmeden uçaktan inmem' diyordu. Onu uçaktan indirebilmek için bir 'uçak nişanı' yapıverdik. Cebinde, hazır nişan yüzükleri varmış... Birini parmağıma takıverdi. Uçaktan kol kola indik. Ama, ayağım yere değince, nişanı bozuverdim! Böyle iki 'moral nişanı' daha yaptım..."

Birsen Menekşeli bir yandan yılların hikayesini anlatıyor, bir yandan da "birinci yıl" pastasını dağıtıyordu:

Beyazperdenin iyi kalpli kızı Birsen Menekşeli, yeni mevsimin başında, beş şirketle mukavele imzalamış bulunuyor.- "Bir de, sette 'moral nişanı' yaptım. İnleyen Dağla'ı çeviriyorduk. Filmin oyuncularından Atilla Ergün'le içtiğimiz su ayrı gitmiyordu. Arkadaşlar bu ilgiyi aşka yorumlamışlar. Bir
gün, set ırasında bizi nişanlayıverdiler. 'Moraliniz düzelir' dediler... Gerçekten de, film çekimi boyunca devam eden bu nişan, yalancıktan da olsa, bana bir güç vermişti... 'Set' deyince aklıma geldi. Maviliklerden, yani hosteslikten, beyazlığa, yani beyaz perdeye geçişimin hikâyesi de ilgi çekici... Bir prodüktör, beni uçakta görmüş, beğenmiş. 'Sizi bir filmde oynatmak istiyorum' dedi. 'Bir hostesin aşkını anlatan bir filmde'. Kabul ettim... Ama iş uzadıkça uzadı. Sonra, başka bir prodüktörle karşılaştım... O, ben 'Evet' der demez, mukavele imzalattı. "Vatan Fedaileri" ile beyaz perdeye geçtim... Sinemada 13. üçüncü aya girdim, 13. filmime başladım. Tiyatroyu da seviyorum. Bulvar Tiyatrosu'nda, "Leyleğin ömrü"nü oynadım. Sonra Tevhit Bilge Tiyatrosu'na geçtim. Daha şiirli bir havası var tiyatronun. Ayrıca insan alkışa doyuyor. Aşklar da 'şiirli' oluyor... Bir tiyatro sanatçısı sevgi duyuyordu bana. Her gün şiir yazardı. Sonra şiirler, kafiye bulamadığı için kesiliverdi. Ama, gene mutluyum. İkinci yıla, daha güzel rollerle giriyorum"

Pasta tabağı boşalmıştı. Masayı, yalnız yaz çiçeklerinin göz alıcı, canlı renkleri süslüyordu. Gelecek yılın pastasını, pastacı gene zevkine göre süsleyecek, ama bu sefer üzerine "Birsen Menekşeli - İkinci Yıl" yazacaktı...

(Ses Dergisi - 9 Haziran 1962)