Ayhan Aydan onu da çok sevmişti

Yayın Tarihi : 20 Ekim 2013
32355
Yassıada'da Adnan Menderes'i "Ben onu çok sevdim" diyerek savunan ünlü opera sanatçısı Ayhan Aydan, onun idamı sonrasında hayattaki tek varlığı olarak kalan oğlu Aydan Alnar'ı da henüz 18 yaşında kaybetti. Londra'da havagazından zehirlenerek ölen genç Aydan, İstanbul'da toprağa verildi.

Ayhan AydanATV'de yayınlanan "Ben Onu Çok Sevdim" adlı dizide Başbakan Adnan Menderes ile opera sanatçısı Ayhan Aydan'ın yasak aşkını izliyoruz.

(Soldaki fotoğraf: Ayhan Aydan, oğlunun cenaze töreninde ayakta durmakta güçlük çekiyordu.) 

Ayhan Aydan, 1960 darbesi sonrasında, Adnan Menderes'in yargılandığı davalardan biri olan "Bebek Davası"nda yargıç Salim Başol karşısında ifade verirken "Ben onu çok sevdim hakim Bey" diyerek, bugüne kadar söylenmiş en cesur aşk cümlelerinden birine imza atmıştır.

Bu çok sevdiği adamı 17 Eylül 1961'deki idamı sonrasında kaybeden ünlü soprano, çok sevdiği ikinci adamı, oğlu Aydan Alnar'ı da 17 Mart 1964'te yitirdi.

Ayhan Aydan'ın, ünlü besteci Hasan Ferit Alnar'dan olan 18 yaşındaki oğlu Aydan Alnar, Londra'daki evinin banyosunda ölü bulundu. Havagazından zehirlenen genç Aydan'ın intihar ettiği öne sürülse de, yakınları bunun bir kaza olduğunu bildirdi. 

Ses Dergisi, 14 Nisan 1964 tarihli sayısında Aydan Alnar'ın İstanbul'daki cenaze törenine yer verirken aşağıdaki yazıyı yayımlamıştı:

Ayhan Aydan**********

(Sağdaki fotoğraf: Ayhan Aydan ve oğlu Aydan Alnar birlikte...)

Ayhan Aydan, geçen yaz aylarında «Öp Beni Kate» temsillerinde oynamak üzere İstanbula gelmişti. Odaya girdiği zaman söze tatlı bir şikayetle başlamış:

- «Ne kadar da sıcak memleketiniz var. Nefes alamıyoruz» demişti. Biz bu şikayeti ve sıkıntıyı psikolojik yönden almış, geçmiş hatıralara bağlamıştık. Önce hayatını anlatmıştı:

- «Babam Aydın Germencikli bir köylüdür. İftihar ederim bunu söylerken. İzmirde doğdum, 39 yaşındayım. İzmir Muallim Tatbikat Okulu'nda, Göztepe Kız Enstitüsü'nde okudum. Devlet Konservatuvarı'ndan mezun oldum. Bıktım, artık yoruldum. 20 seneden beri opera artisti olarak çalışıyorum» demişti. 

- «Unutamadığınız olay var mı?» sorusuna «O kadar çok unutamadığım hadise yar ki. Unutulsa, bugün bu kadar bedbaht olmazdım» cevabını vermişti. 

- «Artık bir kenara, bir çiftliğe çekilip insanlardan, dünyanın dert ve kaygılarından uzakta yaşayacağım. Dünyada oğlum Aydan'dan başka şeyim kalmadı.»

«Oğlum» kelimesini söylerken üzerine çökmüş mutsuzluk ve kötü talih rüzgarı dağılmış, gözleri pırıl pırıl parlamış, yüzü ilk defa olarak gülmüştü. Oğlunu uzun uzun anlattı: 

- «22 eylül 1946'da doğdu. Babasından dört yıl sonra ayrıldım.»

Ayhan Aydan- «Peki, niçin kendi soyadınızı oğlunuza verdiniz? Başka isim koysaydınız?» sorusuna verdiği cevap, şu an çok mana taşıyor: 

(Sağdaki fotoğraf: Ayhan Aydan, oğlunun cenaze töreninde...)

- «İstedim ki Aydan adı dünyada kalsın. Kendi soyadımın onda devam etmesini arzuluyorum.»

Bu konuşmadan 10 ay sonra oğlunun Londrada öleceğini nereden bilebilirdi? Oğlunun sevgisi onu bol bol konuşturmuştu:

- «Bilseniz onu ne kadar çok seviyorum. Hayata beni sadece o bağlıyor. O yaşamama sebep oluyor. Sanki ben onu değil, o beni dünyaya getirmiş gibi. Çok çalışkandır oğlum. Liseyi birincilikle bitirdi. Londraya gidecek. Orada benden ilk defa ayrı yaşayacak. Öğretmenleri kendisini çok sever. Onunla iftihar ediyorum. Dünyada benim tek tesellim oğlum. Onu nasıl sevdiğimi tarif edemem.»
Ayhan Aydan
(Sağdaki fotoğraf: Ayhan Aydan'ın eski eşi, ünlü müzik adamı ve besteci Hasan Ferit Alnar, oğlu Aydan Alnar'ın cenazesinde hıçkıra hıçkıra ağladı.)

«Kimselere benzemeyen kadın», dünyadaki tek sevgilisini, kendisini mesut eden varlığını kaybedeceğini sanki 10 ay önce bilmiş gibi bu konuda konuştukça konuştu.

Hani «Çok sevme, kaybedersin!» sözü vardır ya. Ayhan Aydan'ı o gün dinledikten, onunla konuştuktan sonra, insanın ister istemez bu batıl gibi görünen söze inanacağı geliyor.

(Ses Dergisi - 4 Nisan 1964)