Artistler ve Evleri (8) Altan ve Füsun Erbulak

Yayın Tarihi : 13 Ağustos 2012
17188
Altan Erbulak, eşi Füsun ile yaşadığı evini kendi kendi kalemiyle anlatıyor: "Evden içeri girince, geniş mermer bir antremiz var. Antrede maun bir portmanto, bir şemsiye ve 48 28 34 numaralı bir telefonumuz var"...


1966 tarihli seri yazıda, sıra bu kez iki ünlü tiyatro oyuncusu Altan-Füsun Erbulak çiftinde...

**********

Aşağıdaki yazıda Altan Erbulak'ın kayınpederinden kalan ve son derece pahalı eşyalarla, itinalı şekilde döşenmiş olan evinin özelliklerini, kendi kaleminden okuyacaksınız...

"Ben Altan Erbulak, Füsun Erbulak'ın kocasıyım. İkimiz de oyuncu olarak Dormen Tiyatrosu'nda çalışırız. Şu anda sadece Füsun'un oyunu olduğu için, karımı Elmadağ'da Cumhuriyet Caddesindeki Seyhan apartmanından tiyatroya, tiyatrodan da eve götürüp getirmek gibi ailevi bir ödevim var. Kısacası Füsun'un özel şoförüyüm. Evimiz Seyhan Apartmanı'nın dördüncü katında, 8 numaralı daire. Evde üç kişiyiz. Bir de annemiz var. Füsun'un annesi. Affedersiniz, aslında dört kişiyiz, az kalsın Mine'yi unutuyorduk. Ya, bir de Mine var Dört ayaklı bir yaratık: Kedimiz. Daha doğrusu Füsun'un kedisi...

(Üstteki fotoğraf: Erbulaklar'n evindeki en büyük özellik duvarlardaki resimlerdir. Her duvarda mutlaka birkaç fotoğraf, birkaç röprodüksiyon tablo, birkaç orijinal resim var. Eğer kalorifer olmasa, bu salonu rahatça ısıtabilecek eski Fransız stili şöminenin üzerinde Paris-Montmartre yazıları olan bir mermer saatin önünde gene Fransız yapısı iki koltuk ve bir Hint masası vardır.)

Evden içeri girince, geniş mermer bir antremiz var. Antrede maun bir portmanto, bir şemsiye ve 48 28 34 numaralı bir telefonumuz var. Tam karşıda oturma salonu ve yemek odası. Sağdaki koridor üzerinde annemizin ve bizim yatak odalarımız, banyo ve çalışma odamız var. Soldaki koridorda mutfak ve arkadaki servis merdivenine açılan bir camlık var. Servis merdivenine açılan camlık aynı zamanda Mine'nin tokluktan ölmek üzere olduğu kâşanesi ödevini görüyor. Neye şaştınız? Her kedi açlıktan ölür ya, bizimki tersine, tokluktan gidecek.

(Soldaki fotoğraf: Erbulaklar'ın, Füsun'un modern anlayışına göre dekore ettikleri çalışma odasındaki masalı kütüphane, ikisinin de meşhur oyuncak
merakı yüzünden, içinde iki sıralı ve daha çok Fransızca kitap bulunan rafları çeşitli ülkelerin «hatıra» bebekleri ile dolu. Kütüphanenin bir gözünde tek taraflı modern bir telefon, üstünde de Erbulaklar'ın son seyahatlerinde Paris'in bitpazarından aldıkları hakikî bir Alman askeri miğferi.)

Evimize tam ev demek doğru değil. Bizim gibi sabah 9.00'da çıkıp, gece 00.1'de sadece yatmaya gelenler için Seyhan Apartmanı'nın 8 numaralı dairesi bir otel, daha doğrusu tam konforlu bir pansiyon niteliğini taşıyor. Uzun bir süre girmeye, girmeye şeklini unuttuğumuz salona Ses Mecmuası ekibi ile resim çekmek için girdik ve birlikte şaşırdık.

Evdeki hayatımız daha çok çalışma odası ile mutfak arasında geçiyor. Biz yemeklerimizi çoğunlukla gece yarısından sonra mutfakta, üzerini kırmızı bir formika ile kaplattığımız açılır kapanır bir masada yemekteyiz. Böylece hem daha samimi oluyor, hem de geceleri Mine'nin rutubet böceklerinden ibaret olan ordövrüne engel olmamış oluyoruz.

Yemekten sonra çalışma odasına geçip ertesi günün işlerinin hazırlıkları ile meşgul oluruz. Nasıl ben Füsun'un özel şoförü isem, Füsun da benim özel sekreterimdir. Mektuplarıma o cevap verir. Masa takvimime, yapacağım her işi üşenmeden hep aynı titizlikle yazar. Annemiz de bizim iyi geceler dememizi bekler ve ondan sonra uyur.

Füsun'un «her şeyi yerli yerinde» görmek hastalığı yüzünden evde her şey yerli yerindedir. Biz karı-kocanın anlaşamadığı tek nokta evdeki mobilya ve dekorasyon meselesidir. Ben klasik eşyanın hiç bir zaman değerinin ve modasının değişmeyeceği fikrini savunurken, Füsun modern eşya ve modern görünüşün müdafaasını yapar. Bir gün evimize gelip bizi sevindirirseniz, yukarıda söylediğim gibi Füsun'un «her şey yerli yerinde» hastalığı yüzünden her şeyi yerli yerinde göreceksiniz, hatta beni bile!"

(Üstteki fotoğraf: Mavi lake üzerine yapılmış geniş raflı yatak takımı gene oyuncaklar, bebekler ve kitaplarla dolu. Duvarda Chagal, Dufy, Picasso, Degas'dan çeşitli röprodüksiyonlar... Altan'ın Paris'te yaptığı, orijinal renkli bir eskiz... Yatağın rafında Altan ve Füsun'un fotoğrafları ve onları en tatlı uykularından işe gitmeye kaldıran ufak çalar saat... Şifonyerin üzerinde ise ufak gece kütüphanesi görünüyor.)