Annesi anlatıyor: Kızım Fatma Girik

Yayın Tarihi : 11 Aralık 2016
4625
Annesi Münevver Girik, kızı Fatma Girik'e oyuncak bebek alacak kadar paraları olmadığını belirterek, "Fatma ilk kazandığı parayla kendisine bebek aldı" diyor...

 

Fatma Girik ile annesi Münevver Girik...Münevver Girik ile Fındıklı'dan Taksim'e çıkan Kazancı Yokuşu'nda bir pansiyonda konuşuyoruz. Kızı Fatma Girik, Topağacı'nda 150.000 liraya beş odalı bir apartman katı satın almış ama ısmarladıkları mobilyalar henüz tamamlanmadığı için bu «eşyalarıyla birlikte kiralanmış evden» henüz çıkamamışlar. Yerin darlığından bahsediyor, «Rahatsız oldunuz diyor» özür diliyor...

Münevver Girik, mahcup, az ve alçak sesle konuşan, çekingen, içine kapanık bir kadın. 36-37 yaşlarında, balık etinde, orta boylu... Hayatın çilesini çektiği, yıpranmış yüzünün derin çizgilerinden kolayca farkediliyor. Fakat, fedakâr bir anne... 

Münevver Girik, Fatma'yı yoksulluk içinde, zor koşullarda büyütmüş...14-15 yaşındayken evlenmiş Fatma'nın babasıyla... Fatma'nın babası balıkçılık, gemicilik, dalgıçlık yapan fakir bir adam. Münevver Girik, ödünç aldığı gelinliğini sahibine iade ettiği günün ertesinde fabrikada çalışmaya devam etmiş. Karı-koca akşamlara kadar didinip ancak nafakalarını temin edebiliyormuş.

Münevver Girik, Sultanahmet'te, Akbıyık'taki evden çıkar, «Cankurtaran»dan trene biner, Kazlıçeşme'deki lastik fabrikasına gidermiş. Orada «saya» dikermiş. Dokuzuncu ayda «ağırlaşmış», bacakları şişmiş. Ayakları dikiş makinesini çeviremez olunca izin alıp «Fatoş»u beklemeye başlamış.

Eşi erkek evlat istermiş, ama Fatma'nın annesi «kendisinin acılarını bu dünyada en yakından anlayacak kişinin ancak kızı olabileceğini düşünüp» kız çocuk beklermiş. Kışa doğru, 12 Aralık 1942'de sarı saçlı, mavi gözlü bir kız çocuğu dünyaya getirmiş. Baba Hayri Girik, o sırada askerdeymiş. Eve izinli gelip de Fatma'yı görünce «Bunun erkekten farkı yok. Erkek gibi kız maşallah» demiş, bağrına basmış. Hatta, Fatma'yı, kendisinin gittiği erkekler hamamına götürüp yıkamış. Ondan sonra Fatoş'un adı «Erkek Fatma» olmuş.

Fatma Girik gençlik yıllarında...Akranlarıyla «Tarzancılık» oynar, ağaçlara tırmanır, salıncaklarda sallanır ve «Jane» rolündeki kızı yamyamların elinden kurtarılmış. Doğduğu zaman 3,5 kilo ağırlığında, gürbüz bir kız olan Fatma Girik, tam bir yaşını tamamladığı gün konuşmuş:

- «Baba!» demiş.

12 aylıkken yürümüş. Dört yaşındayken Sultanahmet'ten Kocamustafapaşa'ya taşınmışlar. Gerisini Münevver Girik'ten dinleyelim:

- «Kocamustafapaşa'da beş yıl aynı ilkokula gitti. Sınıfta kalmadan okulu bitirdi. Önceleri, «Bana masal anlat» diye tuttururdu. Ben de ona «Kırmızı Başlıklı Kız» masalını anlatırdım. «Kurdun karnına taş doldurmuşlar» dediğim zaman, kötülük yapanların bile cezalandırılmasını kabul etmez, üzülür, ağlardı. Her gün bir başka masal isterdi. Ben de uydurup uydurup anlatırdım. Fazla uyduramadığım için «Aaaa, bu masal da kurt masalına benziyor» derdi. Fabrikada çalışmaya giderken, dört yaş küçük olan kardeşi Müyesser ile, üstlerinden kilitleyip evde bırakırdım. Çünkü, onlara bakacak kimsemiz yoktu. Bir aylık bebekken zatürree olmuştu, ölümden zor kurtardık, İkinci Dünya Harbi'nin «karartma» yapılan günleriydi. Ekmek vesikayla veriliyor, ilaç bulunmuyordu. Bir gün bir köpek ısırdı. Köpek tutulana kadar altı defa kuduz aşısı yapıldı. Ben fabrikadan ayrıldıktan sonra Beyoğlu'nda bir konfeksiyon mağazasına girdim. Gecelikler, çocuk elbiseleri dikmeye başladım. İlkokuldan sonra İstanbul Kız Lisesi'ne yazdırdık. Yedinci sınıfa kadar okudu."

Çocukken oyuncak bebeği bile olmayan Fatma Girik, ilk kazandığı parayla kendisine bebek almış...- "Bir gün evimize Fatma'nın babasının arkadaşı olan, sinema operatörü Fahrettin Danışman geldi. 'Kızınız çok güzel. Niçin Türk filmlerinde oynatmıyorsunuz?' diye söze başladı. Bizimkinden izin alıp «Leke» adlı filmde 1.000 liraya Fatma'yı başrolde oynattı. Meşhur olacağına hiç ihtimal vermiyordum, ama, her anne gibi, istiyordum. Arkasından teklifler ve ücretler çoğaldı. Biz Fatma'ya bakıp beslerken Fatma bize bakmaya başladı. Beni çalıştırmadı. Kardeşini Kız Sanat Okulu'na yazdırdı. Bu arada bir anlaşmazlık çıktı, ben Fatma'nın babasından ayrıldım. Fatma'nın öğretmen olmasını isterdim. Bu kadar meşhur ve zengin olacağını rüyamda görsem inanamazdım. Çocukluğunda ona bebek alacak paramız yoktu. İlk filminden aldığı parayla, senelerden beri hasretini çektiği şeye kavuştu. Kocaman bir bebek alıp eve geldi. Sevinçten ağlıyordu. Aradan yıllar geçtikten sonra da asla şımarmadı, züppeleşmedi. Şimdi bile gizli gizli Akbıyık mahallesine, Kocamustafapaşa'ya gider. «Tarzancılık» ve bir kırık kiremit parçasıyla kaydırak oynadığı eski arkadaşlarını bulur, onların boyunlarına sarılır, öper, öper ağlar. Fahrettin Ağabey sebep olmasaydı, biz yine orada tek katlı bir gecekonduda eski hayatımıza devam edecektik."

Annesi Münevver Girik'e çok bağlı olan Fatma Girik, boş zamanlarının büyük bölümünü annesiyle geçiriyor...- "Yeni hayatımızda, Fatma değişmedi. Sadece, etrafındaki insanlar değişti. Bayramlarda gene lunaparklara, bayram yerlerine koşuyor. Salıncaklara biniyor, «tel»den kayıyor, macun, elma şekeri alıyor, faytonlara binip çocuklarla geziyor. Gerçekten Fatma çocuk gibidir. Erkeklere ya «abi» ya da «baba» der. Daha henüz çocukluktan çıkmadı. 'Avare Mustafa' ve 'Belalı Torun' filmlerinde Fatma ile birlikte oynadım. Onun annesi rolünü yaptım. Tanıyanlar Romy Schneider ile annesi Magda Schneider'in de aynı şekilde oynadığını söylediler."

- "Fatma'nın bir gün evlenip artistliği bırakması fikrindeyim, ama o 'Ben evlenince sinemayı bırakmam. Bana, servet ve saadet veren bir şeyi bırakmak, nankörlük olur. Borcumu bütün
hayatımca çalışarak ödeyeceğim' diyor..."

(Yazı: Enis Rıza Olcayto - Ses Dergisi - 27 Temmuz 1963)