1970 Ses Artist Yarışması birincisi: Alev Uğur

Yayın Tarihi : 16 Mart 2017
715
Erkeklerde Tarık Akan'ın kazandığı yarışmanın kızlardaki birincisi Alev Uğur, sinema konusundaki kesin kararını çevireceği ilk filmlerin sonucuna göre verecek...

 

Kadıköy'de Opera sinemasının hemen altında sağlı sollu uzanan bir yol vardır. Soldaki yol iskeleye kadar uzanır, sağdaki yolun Kuşdili ile birleşen ucuna «Hasırcıbaşı» derler.

1949 yılında doğan Alev Uğur, Edebiyat Fakültesi'ni yarıda bırakarak öğrenim hayatını bitirmiş...Ses 1970 Sinema Artisti Yarışması'nak katılıp kızlar arasında Birinciliği kazanan Alev Uğur işte burada, yeni yapılmış bir apartmanın üçüncü katında oturuyor. Önce Doğubank'ta, sonra Öğretmenler Bankası'nda çalışan babası Fevzi Uğur geçen yıl vefat etmiş. Alev Uğur şimdi annesi Nahide Uğur ve iki yıl sonra Yüksek Mimar çıkacak ağabeyi Mehmet'le yaşıyor.

Alev Uğur doğma büyüme Kadıköylü. 1949 yılının Ağustos ayında dünyaya «Merhaba» demiş. İlkokulu ve ortaokulu Kadıköy'de okumuş sonra Erenköy'deki Güneş Koleji'ni bitirip Edebiyat Fakültesi'ne yazılmış... Bir süre devam ettikten sonra öğrenimi terk etmiş.

Bu, bir «nüfus cüzdanı röportajıdır»! Konu bir yerde bilinmeyeni "bilinen kılma" amacıyla insanı bir noktaya getirir ve orada birçok rakamı peşpeşe sıralarsınız. İsterseniz şimdi de onu yapalım ve sonra rahat rahat «birinci» ile konuşmaya başlayalım. Alev Uğur'un saçları kumral, gözleri kahverengi. Vücut ölçüleri de şöyle: Boy 1.69, kilo: 56, bel: 56, göğüs ve kalça: 90.

Damdaki Kemancı'nın ünlü cümlelerini biraz değiştirip, «Ah bir artist olsam ben» dememiş Alev Uğur! Tam 20 yıl sinemayla ilişkisi «seyir» alanından öteye geçmemiş. Alev Uğur'un Ses dergisinin yarışmasına başlangıçta karşı çıkan annesi, 'Nasılsa kazanamaz' diyerek izin vermiş...Ama geçen yıl
bu aylarda fakülteye giderken bir kalabalık görmüş, meraklanıp bakmış. Bakmış ki, ne görsün? Orada film çevirmiyorlar mı? İşte bu «set çalışmasını» gördükten sonra içinden, «Ben de artist olsam mı acaba?» gibilerden bir şey geçmiş. Ama özellikle genç kızlar yönünden bu işin gerçekleşebilmesi için her şeyden önce evin «Evet» demesi gerekli. Alev Uğur bir müsait zamanda bu işi şöyle kenarından köşesinden çıtlatacak olmuş, fakat kimse oralı bile olmamış. Gerisini Alev Uğur şöyle anlatıyor:

- «Ses'te yarışmanın ilanını görünce anneme açtım meseleyi... Önce 'Hayır' dedi, 'Olmaz' dedi, ama sonra, 'Nasıl olsa kazanamaz, iyisi mi girip hevesini alsın' diye düşünmüş olmalı ki, 'Peki' dedi... Taa finale Alev Uğur, annesi Nahide Hanım ve küçük bir akrabasıyla...kadar durumu ağabeyime açmadım. Tecrübe filmleri çekilirken söyledim, ama siz o an duyduğum korkuyu bana sorun. Neyse ağabeyim de, 'Benim sana güvenim var' dedi. Bana nasihat etti. Sonra... Sonrasını biliyorsunuz işte.»

O sırada sözü annesi alıyor Alev Uğur'un. Göz ucuyla Alev'e bakıyoruz ve anlaşılıyor ki, Nahide Hanım «mütehakkim» bir tip değildir ama, evin içinde kesin bir otoritedir.

- «Kızıma her bakımdan güvenirim» diyor Nahide Uğur. «Bugüne kadar beni hiç üzmedi. İnsan münasebetlerinde ölçülüdür, saygılı, itaatkar bir çocuktur Alev.»

Alev Uğur'un sporla pek ilgisi yok, ama soruldu mu, sırf soruyu cevapsız bırakmamak için «Fenerbahçeliyim» diyor. Buna mukabil renklerden siyah-beyazı seviyor, içki ve sigara kullanmıyor. Merdiven altından geçmenin, ayna kırılmasının uğursuzluğuna inanıyor.

Meraklarından biri de gördüğü rüyaların yorumlarını dinlemek. Yemekle «arası» normal.. Yani, «yemek için yaşamıyor, yaşamak için yemek yiyor» ve yemekler arasında pek fazla ayrım yapmıyor. Sadece köfteyle, kızarmış patatesin yeri bir başka...

Acar, Akün, Erman ve Melek Film sahipleriyle Ses'ten üç kişinin katıldığı 7 kişilik jüri, kızlar arasında Alev Uğur'u birinci, Fatma Belgen'i ikinci, Deniz Erkanat'ı da üçüncü seçti.Buraya kadar anlattıklarımız bir «nüfus kağıdı röportajı»nı tamamlıyor. Şimdi gelelim bizim izlenimimize...

Alev Uğur bizde her şeyden önce «ölçülü» bir genç kız intibası bıraktı. Ne yapmacık bir nezaketi, ne de ölçüsü kaçmış bir samimiyeti var. Dinlemesini biliyor, dinletmesini de biliyor. Hem «hanım hanımcık» diye tarif edilen tipin içinde olmak, hem de şahsiyetini koruyabilmek önemlidir. Alev Uğur işte bunu başarmış. Biraz içine kapanık, belki biraz hassas, ama dışarıya bunları yansıtmayan bir genç kız.

Konuşmamız sinemayla noktalanıyor. Alev Uğur bu konuda şimdilik «kararsız» olduğunu söylüyor, «İlk filmlerimi çevirdikten sonra bana bu işi yapıp yapamayacağımı söyleyeceklerdir herhalde» diyor. «Ben de seyredeceğim o filmleri ve sonra kararı vereceğim.»

Alev Uğur'un annesi kızı için, "Güveniyorum" demişti. 7 kişilik jüri de Alev Uğur'a güvendi. Tevazuu söylemesine engel oluyor, ama bize öyle geliyor ki, Alev Uğur da kendine güveniyor sinema konusunda. Geride bir siz kalıyorsunuz. Siz, yani sinema seyircileri.... Eğer siz de Alev Uğur'a güvenirseniz bu iş tamamdır. O zaman, 1972 yılbaşında Alev Uğur'dan «Ünlü bir sinema yıldızı» olarak bahsederiz...

(Röportaj Erman Şener / (Ses Dergisi - 9 Ocak 1971)